Referandum Tartışmaları 4: Siyasi mühendislik veya siyasi müteahhitlik

Perşembe, 23 Şubat, 2017
Alametler "yeni ittifak" formülünün pek geçici olmadığını ve sonuçtan bağımsız olarak da işlemeye devam edeceğini gösteriyor. 'Hayır' çıktığında, büyük olasılıkla 400 vekil talebiyle erken seçim ve sonucu şansa bırakmamak için de ittifakın devamı gündeme gelecek. Evet çıkması durumunda da, yaklaşmakta olan krizi karşılamak için yeni iktidar bloğunun devamına ihtiyaç duyulacak. Bir yenisi kurulana kadar bu ittifak kalıcı görünüyor.

 

“Yumuşama olacak” kehanetleri boş çıkıyor. Görüldüğü üzere gerilimin düştüğü veya düşeceği yok. “Meseleyi millete anlatmak için” mikrofon alındığında söylem daha dibe iniyor. “Hayır”cıları bir torbaya doldururken, “evetçiler” aynı tornaya giriyor.

Artık söylemle de yetinilmeyeceği anlaşılıyor. HDP’li vekilleri Meclis’ten de çıkartma hamleleri, Nusaybin’de geri gelen abluka, artan engellemeler, iddianamesi açıklanan ve ifade servislerine başlanan “Darbe Davası” sahnenin arka fonunu oluşturuyor. Bakalım sahne önü için neler tezgahta…

***

“Meseleyi anlatmak” için konuşmaya başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, en iyi bildiği “bunlaaaar” kalıbını şimdi “hayır”a uyarlamış Kandil’den giriyor Pensilvanya’dan çıkıyor. Başbakan parti grubunda “bozkurt işareti” yapıyor. (Daha önce de AKP üç hilalli bayrak kullanmış o zaman MHP çok sert tepki vermişti, şimdi ‘jest’ten memnun olmuşlar. Artık kullanım “resmi” izinli)

Bahçeli, yeni düzenlemeyi savunurken neredeyse bütün AKP sözcülerini yaya bırakacak bir iştahla konuşuyor. “İç savaş ihtimalini” dillendiren AKP’li yönetici istifa ederken, Bahçeli “karışıklık çıkacağından” emin konuşuyor. Üniversiteden atılmaları Erdoğan’dan bile daha istekli savunuyor.

Anlaşılan 7 Haziran benzeri bir hava hissedildikçe, işi 1 Kasım’a çevirme çabası daha fazla yoğunlaşacak. Fakat daha önemlisi, beklenen gidişatın içine yerleştirilmiş alametler “yeni ittifak” formülünün pek geçici olmadığını ve sonuçtan bağımsız olarak da işlemeye devam edeceğini gösteriyor.

***

Pek çok anket ve araştırma iki partili “evet bloğu”nun destek hesaplarının basit toplama ile yapılamayacağını gösteriyor. MHP tabanındaki sıkıntı pek çok yazıya konu oldu. AKP’nin içindeki Kürt nüfusun ve kalmışsa liberal kesimlerin MHP alerjisini de öngörmek zor değil. Yani hayırcılar için zorladıkları “yanyanalık sıkıntısı” ölçülebilir biçimde evetçiler için de var.

Ancak, bütün bu veriler ve tartışmalar AKP ve MHP arasındaki “aşırı samimiyete” engel değil. Tabanlardaki alerjiyi kışkırtmayacak daha sakin ve mesefali bir ilişki pekala mümkünken “teşhirin” dozunun sürekli artırılıyor olması, taktik bir ittifaktan çok bir siyasal mühendislik (müteahhitlik) çalışması ile karşı karşıya olduğumuzu düşündürüyor.

Erdoğan üzerine kurulu “yeni iktidar stratejisi” için AKP – MHP koalisyonu diğer destekçiler ve “razı edilmişlerden” daha farklı ve yüzde hesaplarından daha fazla bir anlam taşıyor. Çünkü bu, iktidarı koruma stratejisi. Bu yüzden, “sistem değişikliği” gerekçeleri hep ileriye dönük. Güçlü savunma için, “beka davası” ile harekete geçirilebilecek toplumsal refleksler için ideolojik çekirdek tahkim ediliyor.

***

Dolayısıyla bu birliktelik, referandum başarıyla geçilince “destekleriniz için teşekkür ederiz” denilip ayrılınacak (örneğin Yenikapı ruhu) veya başarısızlık durumunda “ne yapalım olmadı” sözüyle karşılanacak (örneğin ekmek için Ekmelettin) türden değil. Her durum için kullanışlı olması için tasarlanmış.

Bu tasarımın asıl müellifi kim? Bir yerlerinde “üst akıl” mühendisleri var mı? Yoksa tamamen “Türk tipi” bir müteahhitlik mi? Bunlar tartışmalı mevzular. Ama referandum sürecinin sadece bir yönetim sistemi meselesi olmadığı açık. 16 Nisan’da sonuç ne olursa olsun sürecek yeni bir siyaset zemini yaratılıyor.

Bu imalatın tamamlandığında neye benzeyeceğine, hem de yapılış sürecine bakılınca ‘Türk tipi müteahhitlik” olma olasılığı hayli yüksek görünüyor. İnce çalışan bazı mühendislerin bu müteahhitle çalışmasına da bir engel yok. Ama belli ki kurnaz müteahhitle zaman zaman sıkıntıları oluyor.

İşin basitçe iki tarafı var aslında, birincisi “siyaset olmazsa memleketi ne güzel idare ederiz” diye özetlenebilecek ve dönemin ruhuna uygun anti-politik bir alan temizliği. İkincisi, ucu görünen krizi en korunaklı alanda beklemek. Bu iki tarafın ortakları, destekçileri farklılaşabilir ama MHP’ye her durumda yer ve ihtiyaç var.

***

Hayır çıktığında, büyük olasılıkla 400 vekil talebiyle erken seçim ve sonucu şansa bırakmamak için de ittifakın devamı gündeme gelecek. Hatta savunma ve ideolojik kalkan ihtiyacı artacaktır. Referandumda “başarısız” olan ittifaktan seçimde ne bekleneceği sorusunun cevabı da, yayınlanan anket sonuçlarında:

Hemen bütün araştırmalar bu iki partinin seçmen desteğinin evet desteğinden epey yüksek olduğunu gösteriyor. Ciddiye alınabilir araştırmaların hepsinde bu fark 10 puanın hayli üzerinde. Dolayısıyla, referandumda alerjik reaksiyon veren ittifak, iktidar veya kaybetme tehlikesi göründüğünde başka çalışabilir.

Bahçeli için de, evet ittifakının bütün gerekçeleri yine kullanılabilir olacak. Hayır çıkmasında belirleyici olan partisindeki muhalefeti partileşemeden erken seçimde yakalamayı da avantaj olarak görecektir.

Evet çıkması durumunda da, (belki de referandum acelesinin de asıl gerekçesi olan) yaklaşmaktaki ekonomik, siyasi ve dünya krizlerini karşılamak için yeni iktidar bloğunun devamına ihtiyaç duyulacak. Erdoğan ittifaklara mecbur, Bahçeli memur olduğu için bir yenisi kurulana kadar bu ittifak kalıcı görünüyor.


Kemal Can kimdir?

1964 yılında Düzce’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden 1986’da mezun oldu. 1984’de Gençlik ve Toplum dergisinde yazdı. 1986-87’de Yeni Gündem dergisinde 1987-90 döneminde Nokta dergisinde, 1990 yılında Sabah gazetesinde gazetecilik yaptı. 1993’de EP (Ekonomi Politika) dergisinde 1994’de Ekonomist dergisinde çalıştı. Yine aynı yıl Express dergisini çıkartan ekipte yer aldı. 1997 – 1999 döneminde Milliyet gazetesine yazı dizileri hazırladı. 1998’de Yeni Yüzyıl gazetesinde, 1999 yılında Artı Haber dergisinde çalıştı. Birikim dergisinde yazıları yayınlandı. 1999 yılında CNNTÜRK’te çalışmaya başlayarak televizyon gazeteciliğine geçti. 2000 yılından itibaren çalışmaya başladığı NTV’de sırasıyla politika danışmanlığı, editörlük, haber koordinatörlüğü ve genel müdür yardımcılığı görevlerinde bulundu. 2013 yılından itibaren kapatılana kadar İMC TV yayın danışmanlığını yaptı. Yazdığı ve yazar ekibinde yer aldığı kitaplar: Devlet Ocak Dergah (İletişim Yayınları 1991), Türkiye’de Sivil Toplum ve Milliyetçilik (İletişim Yayınları 2001), Türkiye Savaşın Neresinde (Metis Yayınları 2001), Homopolitikus Lider Biyografilerindeki Türkiye (Aykırı Yayınları 2001), Devlet ve Kuzgun (İletişim Yayınları 2004), Yoksulluk Halleri (İletişim Yayınları 2007).

YAZARIN DİĞER YAZILARI