Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

El Bab ve sonrası soru işaretleri

Perşembe, 9 Şubat, 2017
Suriye’de IŞİD ya da diğer örgütler ile savaşılan yerlerde durum artık belli. Ama El Bab-Rakka hattı karışık. Asıl askeri ve politik mücadele burada veriliyor. Düğüm de bu eksende çözülecek.

TSK ve desteklediği silahlı grupların El Bab’a kuzeyden girdiği açıklandı. Bu yazı yazıldığı sırada güney doğudan ilerleyişini sürdüren Suriye ordusu da stratejik Tuman’ı ele geçirdi ve IŞİD’in El Bab’taki en önemli bağlantı noktası olan Tadef’e yöneldi. Bugün itibarı ile Tadef ve devamında durum ne olur belli değil. Ancak iki ordu ilk kez karşı karşıya gelmiş olacak.

IŞİD El Bab ve çevresinde halen etkin durumda. El Bab’ın doğusundan (Menbiç’in batısı) Rakka’ya uzanan bir koridor var ve IŞİD muhtemelen bu koridordan geri çekilecek.

Önümüzde iki soru var: El Bab’a önce kim girecek ve hakim olacak, Rakka ile ilgili gelişmeler nasıl olacak? Suriye ordusu ile TSK’nın IŞİD’e karşı işbirliği yapması olasılığı dile getirilse de bu çok düşük bir ihtimal.

TSK ve desteklediği unsurların Suriye hükümeti tarafından hoş karşılanmadığı ortada. Suriye bir süre önce Türkiye’yi BM’ye şikayet etti ve ‘gereğinin yapılmasını’ istedi. Suriye TSK’nın topraklarından çıkmasını istiyor. Diğer yandan Suriye’nin El Bab tarafına Suheyl Hasan komutasındaki ‘Kaplan Kuvvetlerini’ göndermesi de en kötü senaryoya da hazırlanıldığını ve kararlılığı gösteriyor. Süheyl Hasan ‘sonuç alıcı’ kimliği ile biliniyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın açıklaması ise, kötü senaryoyu düşündürtecek cinsten: Suriye ordusu ile karşılaşmamak için Rusya ile görüşüyoruz.

İki ordu gerçekten karşı karşıya gelir mi? Daha doğrusu çatışır mı? Eğer böyle olursa 6 yılın birikiminin patladığı bir çatışma yaşanabilir. Rusya muhtemelen ağırlığını koyacaktır ama önüne geçilemeyen bir durum olursa Suriye, kriz boyunca ilk kez yabancı bir ordu ile savaşmış olacak.

El Bab ile ilgili son gelişmeler ve yapılan açıklamalar birçok soruyu ve senaryoyu da gündeme getirdi.

Rusya ve İran ile koordinasyon masasında olan Türkiye’nin bundan sonraki hedefi ne? Suriye ordusundan önce alırsa El Bab’ta ne kadar süre ile kalacak? Çekilirse geride bırakacağı ÖSO’yu Suriye ordusuna karşı destekleyecek mi? Bu durumda (yabancı bir güç savaşa tam müdahil olursa) ateşkes için çaba harcayan Rusya’nın tutumu ne olacak? Bir yanda ordusu ile birlikte yanında yer aldığı müttefiki Suriye, diğer yanda Suriye’nin işgalci olarak gördüğü Türkiye.

Rusya’nın bu soğukkanlılığının altında yatan sebep ne? Rusya, Türkiye ve Suriye’ye tam da karşı karşıya gelmek üzere oldukları bir dönem ve sonrasında ‘durun siz kardeşsiniz’ tavrını sürdürecek mi? Ya da Putin, Erdoğan için çok kritik olan referandum oylamasına kadar Esad’a biraz bekle mi diyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “El Bab’tan daha derine inmemek gerektiğini” ifade etmişti. Ancak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yeni hedefin Rakka olabileceğini söyledi. Değişen ne oldu son birkaç günde? Erdoğan-Trump görüşmesi sonrasına gelen bu açıklama tesadüf değil elbette.

Obama döneminden bu yana asıl gerilim yaratan Menbiç değil miydi? Türkiye’nin Menbiç ile ilgili açıklamada bulunmaması ve Rakka’yı telaffuz etmesi Erdoğan-Trump görüşmesinin bir sonucu mu? Menbiç pas geçilip SDG adı altında PYD ile işbirliği mi yapılacak?

Hükümetin bugüne kadar sergilediği politik manevralara bakılacak olursa her olasılık mümkün.

Bu durumda yeni denklemler çıkacak ortaya. Kürtler ABD ile işbirliğini daha da ilerletip Şam’ı bir kez daha kızdıracaklar mı?

Türkiye ABD ile Rakka için somut adım atarsa bugünlerde herkesi şaşırtan hamleler yapan Rusya’nın tutumu ne olacak?

Rakka Türkiye açısından Kürtler ile işbirliği yapmadığı sürece platonik kalmaya mahkum. Saha şartları Türkiye’nin tek başına ilerlemesi için müsait değil. Sınıra yakın El Bab’ta bile bu kadar kayıp veren ordu Rakka’ya ilerlemeye çalışırsa çok daha büyük kayıplar verebilir. Diğer yandan Suriye, Türkiye’nin Halep öncesi girdiği alanı derinleştirmesine izin vermek istemeyecektir.

ABD yönetimi ‘güvenli bölge niyeti’ dışında net bir açıklamada bulunmadı. Trump ise seçim döneminde Rusya ile ilgili olarak dile getirdiği işbirliği söylemlerini somuta dökmüş değil. Yakın zamanda somut adımlar atılır. Rusya ABD’ye, Suriye’de işbirliğinden başka çıkar yol olmadığını anlatmaya çalışıyor ve bu çabaları er ya da geç karşılık görecek.

Diğer yandan Suudi Arabistan dışişleri bakanı ile görüşmesinden sonra Çavuşoğlu’nun yaptığı açıklamalar son dönemde ortalıkta görünmeyen Riyad’ın tekrar topa girme hamlesi gibi duruyor.

Çavuşoğlu, ABD ile işbirliğinden söz ettiği açıklamasında, ‘bölge ülkeleri olarak özel kuvvetlerimizi devreye sokabiliriz’ diyor. Bu, ‘Astana ruhuna’ aykırı bir durum yaratacak gibi. Suriye ve Irak yönetimleri dururken iki dışişleri bakanının bu ülkeler ile işbirliği halinde IŞİD’e karşı mücadele mesajı vermek yerine ‘biz hallederiz’ demeyi yeğlemesi yeni ittifakların gündemde olduğunu düşündürüyor.

Türkiye Trump’ın bundan sonraki tutumuna bağlı olarak Astana sürecindeki tavrını değiştirebilir mi? Tamam, görünürde Rusya-İran ile işbirliği var ama gelişmeler kimsenin kendi hedeflerinden geri adım atmayacağını gösteriyor. ABD Türkiye ve Kürtler arasında bir kazan-kazan formülü geliştirebilirse, Türkiye eski politikalarına dönüş yapabilir. Hatta ABD’nin tekrar hedefe koyduğu İran ile işbirliğinden imtina edebilir. Bu durumda Astana süreci biter ve bu kez dışlanan Rusya olur mu?

Suriye’de IŞİD ya da diğer örgütler ile savaşılan yerlerde durum artık belli. Ama El Bab-Rakka hattı karışık. Asıl askeri ve politik mücadele burada veriliyor. Düğüm de bu eksende çözülecek. Ama nasıl? Önümüzdeki günler çok kritik.


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI