Rıdvan'ın frikiği, Maradona’nın eli, Zanetti’nin yüreği

Perşembe, 2 Şubat, 2017
Komünün ortasındaki futbol sahasında, günde 3-4 maç yapılıyor ve her seferinde de topu bizden istiyorlardı. Güzel bir ayrıcalıktı. İstediğimiz zaman istediğimiz takımda oynayabiliyorduk. Sub Kumandan Marcos, İnter’i bu sahada maç yapmaya çağırdı.

Bir arkadaşım demişti, Leman’dan Güneri İçoğlu. Mahalle arkadaşıydık. Yıllar sonra bir yerde karşılaştığımızda, “Her şey aynı mahalledeki gibi, sen yine güçlülere karşı takım kurmaya çalışıyorsun. Oyuncular bile aynı sanki… Hiçbir şey değişmiyor mu sahiden?” diyordu…

Rıdvan bir milli maçta yapmıştı, 1992’de San Marino maçı. Ceza sahasının önünde faul yapmışlardı. Herkes baraj kurulacak diye hareket ediyordu. Birbirleriyle konuşuyordu San Marinolular. Rıdvan yerden kalkar kalkmaz, topu eliyle şöyle bir sabitleyip hemen kullandı. Gol oldu. Herkes şaşırdı ama haklıydı Rıdvan, çünkü hakem kolunu havaya kaldırıp çift vuruş vermemişti ya da ‘Düdüğümü beklemelisin’ dememişti. ‘Şeytan’dı Rıdvan. Yasanın kendine işlediğini farkına varıp, fırsatı değerlendirmişti. Hatta kimse ona, ‘hadi at’ filan demeden. Yolladı pası Arda’ya! Pardon, Arda o sırada yoktu, ama gol oldu. Her şey aynı galiba…

z4

.

1986 Dünya Kupası’ydı. (İngiltere henüz dört yıl önce, Malvinas adalarını, İngiliz adıyla Falkland adalarını yeniden işgal edip 649 Arjantin askerini öldürmüştü. Halbuki aptal Arjantin diktatörü bu adaları geri alıp, prestij sağlayacağını düşünmüştü. Kendisi yıkıldı. Kendilerini her zaman bir bok zanneder diktatörler.) Arjantin-İngiltere maçıydı. Maradona topa yükseldi. Boyu yetmeyince ustaca bir el hamlesiyle golü attı. Biz yoksullar sevindik. Bizim adımıza, dünyanın egemenlerine gol atmıştı Maradona! Sonra ‘Tanrının eli’ dedi buna. Kurallara uymamıştı ama egemenlere gol attıkça hiçbir sorun yoktu bence. Sonraki hayatında da hep böyle davrandı. Kokain içti bolca ama eski mahallesi Boca’daki birçok yoksulun yanında oldu. Çok içki içiyordu. Çok kumar oynadığı söyleniyordu ama Küba’da tedavi olup, Fidel’le takılıyordu. ABD’yi sevmiyor, onun yok etmek istediği, ‘baş düşmanı’ Chavez’e sarılıyordu. ‘Tanrının eli’ omuz omuza bu sefer ABD’ye gol atıyordu… Her şey aynıydı galiba…

Zapatista komününde büyük bir ayrıcalığa sahiptik. Tahta kulübelerde bir hamak, belki bir tahta kerevit, bazen üstüne oturabilecek bir kaya, herkeste olduğu gibi biz de de vardı. Kara fasulye, mısır ekmeği ve kahve, hem de oldukça güzel, her zaman hepimize yetiyordu. Atları, tabakları, çamaşırları ve kendimizi yıkadığımız biraz daha yukarıdan suyunu içtiğimiz bir nehrimiz de vardı.

Hepimizi vurmak için yanıp tutuşan paramiliterler, Meksika ordusu, polisi etrafımızda görsek de görmesek de boldu. Tek ayrıcalığımız ise futbol topunun bizde durmasıydı. Komünün ortasındaki futbol sahasında, günde 3-4 maç yapılıyor ve her seferinde de topu bizden istiyorlardı. Güzel bir ayrıcalıktı. İstediğimiz zaman istediğimiz takımda oynayabiliyorduk. Sub Kumandan Marcos, İnter’i bu sahada maç yapmaya çağırdı. “Biz Meksika Devrimi’nin zamanındaki formalar ve uzun şortlarla sahaya çıkarız” diyordu. Çünkü İnter kaptanı Zanetti, Zapatistalar için yardım topluyordu. “Şaka bir yana, dayanışmanız için çok teşekkürler ama maç sırasında kaleyi açmam” diyordu. Zanetti ise, “Biz başka bir dünyaya inanıyoruz. Daha güzel ve küreselleşmemiş bir dünyaya.

Handmade Software, Inc. Image Alchemy v1.14

.

Halkların kültürleri ve gelenekleri ile zenginleşen bir dünyaya. Bu sebeple mücadelenizde size destek olmak istiyoruz. İdealleriniz ve kimliğinizi korumak için girdiğiniz bu mücadelede sizinleyiz” diyordu. Büyük futbolcu Zanetti’nin büyük yüreği iktidara karşı atıyordu. Daha önce de hep yoksulların yanındaydı… Her şey aynıydı kesin…

İktidar seviciler ve karşı geliciler!

‘Evet’ diyenler Rıdvan’ı ‘Hayır’ diyenler Maradona’nın golünü seyretsin o zaman…

equipo_futbol_zapatista

.

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI