Vezir Parmağı: Cesaret ve cehalet!

Cuma, 27 Ocak, 2017
Mahsun Kırmızıgül, şaşırtıcı bir şekilde ‘seks komedisi’ yapmaya girişiyor ‘Vezir Parmağı’nda. Ama ne kadar yerleşik cinsiyetçi kalıp varsa birbiri ardına sıralayarak…

Filmlerini beğenelim ya da beğenmeyelim Mahsun Kırmızıgül, 2007’de “Beyaz Melek” ile başladığı yönetmenlik kariyerinde, beşinci filmle seyircinin karşısına çıkarken kendisine bir alan yaratmayı başardı. “Güneşi Gördüm”, “New York’ta Beş Minare” ve “Mucize”nin ardından bu kez “Vezir Parmağı” ile karşımızda olan Kırmızıgül’ün sinema maharetleri açısından ileriye gittiği söylemek zor ama seyirci her filmini taltif etti ve yönetmeni cesaretlendirdi.

Bu cesaretten hareket etmiş olacak ki, “Vezir Parmağı” gibi neresinden tutsak elimizde kalacak bir filmle çıktı karşımıza bu sefer. Kırmızıgül’ün seyirciyle barışık, eleştirmenlerle kavgalı bir sinema macerası olduğu az çok biliniyor. Filmlerine basın gösterimi yapmaması, sinemasını seven eleştirmenlere filmi gösterip diğerlerinden kaçırması gibi ‘ergen’ tutumları da var. Ama bu uygulamalar filmler hakkında eleştiri yapılmasının önüne geçemiyor nihayetinde. Basın gösterimi yapmasanız da film gösterime girdiğinde salonlarda izlenip üzerine birkaç kelam etme hakkımız baki. Bu, Kırmızıgül sinemasına olan önyargılardan değil, aksine bu sinemayı takip etme ve kayıt altına alma ısrarından kaynaklanıyor.

“Vezir Parmağı”, çevre ve kılık kıyafet düzenlemesinden Osmanlı’nın son dönemleri olduğunu anladığımız bir zamanda geçiyor. Köyün birinde bütün erkekler savaşta kırıldığı için kadınlar ‘erkeksiz’ kalıyorlar ve hemşerileri vezire bir mektup yazarak bu derde bir çare istiyorlar. Vezirin görevlendirdiği bir memur, hamal pazarından seçtiği beş adamla köye doğru yola çıkıyor. Kadınları duyan iki memur ve iki çapkın da onların arkasından. Tabii bu esnada köyün kadınların da “erkek, erkek…” diye yanıp tutuşuyor.

vzzzzzzzzzzz

.

YEŞİLÇAM KOLAJI

Öncelikle “Vezir Parmağı”, Kırmızıgül’ün diğer filmlerinde olduğu gibi ciddi senaryo sıkıntıları yaşıyor. Ortada bir hikaye var ama senaryo olduğunu söylemek zor. Senaryo matematiğinin en basit unsurlarına yer verilmediği gibi, hikaye düz bir çizgide her hangi bir çatışmaya ya da kırılmaya olanak vermeden ilerliyor ve giderek yavanlaşmaya başlıyor. Öte yandan ilk elden sayabileceğimiz “Şekerpare”, “Tosun Paşa”, “Süt Kardeşler”, “Değirmen”, gibi Yeşilçam klasiklerinin, “Neredesin Firuze” gibi yakın dönem filmlerinin harmanlanmasıyla oluşmuş ve onların çok gerisine düşmüş bir taklitle karşı karşıyayız. Hem anılan filmlerin hikaye gücünü yakalama becerisini gösterememiş olmasından hem de benzer bir komedi anlayışını tekrar etme çabasından kaynaklanıyor bu. 30 yıl öncesinin komedisi o dönemin estetiğinin bir ürünü nihayetinde ve seyirci o filmleri tekrar tekrar izlerken dönemin belleğiyle ve oyuncular hakkında kafalarındaki imajlarla birleştirerek izliyor bu filmleri. Dolayısıyla kurduğu bağın gücü de buradan geliyor. Ama “Vezir Parmağı”nı tahammül edilemez kılan şey bunlar değil. Nihayetinde iyi oyuncularla kurulmuş, kalabalık bir hikaye var karşımızda ve vasat da olsa derdini anlatmayı deniyor. Asıl sorun Kırmızıgül’ün hikayesini anlatma biçiminde, anlatırken seçtiği karakter ve argümanlarda.

CİNSİYETÇİ ERKEK DİLİ

“Vezir Parmağı”, ülke sinemasının son dönemde görüp gördüğü en ‘cinsiyetçi’ film olarak kayıtlara geçecektir hiç kuşku yok ki. Kadınların “erkek” diye diye ölüp ölüp dirildiği; “erkek olsun çamurdan olsun” mantığıyla çok eşliliğin komedi malzemesine dönüştürülüp normalleştirildiği, ucuz seks esprilerinin havada uçuştuğu bir dille karşı karşıyayız. Tabi film hazır Yeşilçam’a selam çakarken ‘Tecavüzcü Coşkun’ ve ‘Nuri Alço’ gibi figürleri de bu cinsiyetçi komedinin malzemesi haline getirmeyi ihmal etmiyor.

“Vezir Parmağı”nın elle tutulur iki yanı var. İlki, böylesi bir dönemde Türkiye’de bir seks komedisi yapma cesarete göstermesi. Ancak, bunu yaparken seks ve cinsellikle ilgili topluma yerleşik lümpen dili ve cinsiyetçi söylemleri kullanmadaki ısrarıyla bu çaba ‘cahil cesareti’ne dönüşüyor nihayetinde. İkincisi de, dini kullanarak küpünü dolduran kadı karakteriyle ve ‘paraları sıfırlama’ göndermesiyle bugünün siyaset dünyasına yaptığı gönderme. Ama bu da kör gözüm parmağına yapılıyor.

Mahsun Kırmızıgül’ün erkek diliyle, erkek fantezileriyle süslü bir ‘seks komedisi’ yazıp çekmesinde şaşılacak bir durum yok da; bu kadar aklı başında oyuncunun hiç itiraz etmeden böylesi bir işin parçası olmayı kabul etmesini anlamak zor. İşin daha da can sıkıcı tarafı, seyircinin de bütün bunları ‘normal’ kabul edecek ve katıla katıla gülecek olması.

ADI: Vezir Parmağı

YÖNETMEN: Mahsun Kırmızıgül

OYUNCULAR: Mahsun Kırmızıgül, Selim Bayraktar, Ece Uslu, Yasemin Yalçın, Gülben Ergen, Meral Çetinkaya, Ali Sürmeli, Peker Açıkalın

YAPIM: 2017 Türkiye

SÜRE: 111 dk.

VİZYON TARİHİ: 27 Ocak 2017

SESSİZLİK VE ÖFKE 

satici-1484813073

.

Asghar Farhadi, “Bir Ayrılık” gibi bir başyapıta imza attıktan sonra her filmi merakla bekleniyor. Bu filmle kazandığı Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Ödülü’nün ardından bir kez daha aynı ödüle aday gösterildiği filmi “Satıcı” bu hafta sinemalarımızda. İlk kez gösterildiği Cannes Film Festivali’nde senaryo ve erkek oyuncu ödüllerini kazanan yapım, “Bir Ayrılık”ta olduğu gibi İran toplumunun kılcal damarlarında geziniyor.

“Satıcı”, Arthur Miller’ın “Satıcının Ölümü” oyununu sahneye koyan tiyatrocu bir çifte odaklanıyor. Rana yeni taşındıkları evde bir saldırıya uğruyor. Saldırının ardından Rana sessizliğe gömülüp bu travmayı kendi içinde atlatmaya çalışırken, kocası Emad yaşananları hazmedemeyip intikam alma yoluna gidiyor. Farhadi, “Bir Ayrılık”ta boşanmak üzere olan bir çiftin izini sürerek İran’da kadın-erkek rollerine ve hukuk süreçlerine ilişkin güçlü bir hikaye çıkarmıştı karşımızda.

“Satıcı” da aslında bir anlamda bu süreçlerin özellikle kadınlar için çok da tercih edilen bir yol olmadığını, devlet kurumlarıyla ilişki kurmaktansa meseleyi kendi içlerinde halletmeyi tercih ettiklerini gösteriyor seyirciye. Ama bunun ötesinde ülkedeki ‘kadınlık’ ve ‘erkeklik’ rollerine dair önemli gözlemler içeriyor. Farhadi’nin hikayelerinde kadınların üstlendiği roller tartışmalı olsa da – çünkü kadının bir talebi ya da başına gelen bir şey erkekleri zor durumda bırakıyor- sonrasındaki gelişmelerin İran toplumunun işleyişi hakkında önemli verilerle dolu olduğunun altını çizmek gerek. Burada da meselenin gelip düğümlendiği yer ‘suç ve ceza’ oluyor aslında. Farhadi’nin senaristliğinin yönetmenliğinden çok daha güçlü olduğu bir gerçek. Filmde suçlunun kurbana dönüşüm sürecini öylesine ustaca anlatıyor ki, finalde kendinize şaşırıp kalıyorsunuz.

“Bir Ayrılık” kadar güçlü bir film olmasa da “Satıcı” yalnızca İranlıların değil, insan doğasının derinliklerinde gezinmeyi başaran usta işi bir yapım olarak görülmeyi hak ediyor.

 

ORİJİNAL ADI: Forushande

YÖNETMEN: Asghar Farhadi

OYUNCULAR: Shahab Hosseini, Taraneh Alidoosti, Babak Karimi

YAPIM: 2016 İran, Fransa

SÜRE: 121 dk.

VİZYON TARİHİ: 27 Ocak 2017

YAZARIN DİĞER YAZILARI