İki sandalyede birden oturmak

Cumartesi, 21 Ocak, 2017
Rus medyasına göre Erdoğan, ‘Atatürk’ten sonraki ikinci önemli lider’ unvanına göz koymuş durumda. Türkiye, dış politikada ‘iki sandalyede birden oturma’ çabasında. Gazprom, yedi partnerine daha dava açacak. ‘Hacı Murat’ film oluyor.

Geçen haftada Rus medyasında, Türkiye’deki “süper Başkanlık” süreci, Ankara’ın dış politikasının eski ve yeni eğilimleri, Kıbrıs müzakereleri ve Gazprom’un sorunları öne çıkan konulardı. Her zamanki gibi Ankara’nın Orta Doğu politikası ve özellikle Türk ve Rus uçaklarının gerçekleştiği ortak operasyon büyüteç altındaydı.

SARSINTILI DÖNEME GİRİŞ

REGNUM Ajansı yorumcularından Stanislav Tarasov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “siyaset masasında” artık açık oynadığını dile getirdi.

MHP ile ittifak kurup Anayasa’yı değiştirme sürecini başlatan AK Parti, TBMM’de 367 oy toplayamazsa referanduma gidilecek ve anketler, referandumdan Erdoğan’ın aradığı sonucun çıkacağını gösteriyor. Yeni Anayasa’nın Cumhurbaşkanına sunacağı hakları tek tek sıralayan Tarasov, Erdoğan’ın 2029 yılına kadar makamında kalacağının altını çiziyor.

Tarasov, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz olaylarına “güdümlü darbe” dediğini hatırlatıp, Türkiye’nin sarsıntılı döneme girdiğini de öne sürdü.

‘ATATÜRK’TEN SONRA İKİNCİ BÜYÜK LİDER’

Terörün hedef aldığı, Suriye’de ve PKK ile savaşan, ABD’nin politikasını eleştiren ve AB ile ilişkilerini geren Ankara, uluslararası alanda izole olmadığını göstermek amacıyla, İran ve Rusya ile yakınlaşmaya çalışıyor.

Tarasov’a göre, ülkenin içine düştüğü durumu değerlendiren Erdoğan, toplumun “süper Başkanlığa” ihtiyaç duyduğunu göstermeye çalışıyor. Üstelik yazara göre, Türkiye Cumhurbaşkanı “Atatürk’ten sonra ülke’nin ikinci büyük lideri” unvanına “göz dikmiş” durumda.

DİPLOMASİ ÖNE ÇIKIYOR

Aynı sitede yayınlanan Andrey Areşev’in yazısında, “Türkiye’nin Orta Doğu’daki yayılması sürecek mi?” sorusuna cevap aranıyor. Yazara göre, Ankara’nın esas amacı “Yeni Osmanlıcılık tezi çerçevesinde mümkün olduğu kadar Türkiye’nin topraklarını ve politik nüfuzunu genişletmektir.”

Yazar, Suriye’de Müslüman Kardeşler Örgütü iflas ettikten sonra, Beşar Esad’ı devirmekle uğraşan Ankara’nın, IŞİD ve El Nusra ile “flört etmeye” başladığını iddia etti. Neticede adları geçen örgütlere gelen en çok silah ve militan Türkiye topraklarından geçmiş. Üstelik “Rusya’nın Suriye’de yürüttüğü operasyonu baltalama çabaları uçak düşürmesi ile sonuçlanmış.”

Areşev, uçak krizinden sonra Türkiye ekonomisini büyük zarara sokan Moskova’nın yaptırımlarının, darbe ile karşı karşıya gelen Recep Tayyip Erdoğan’ı, Rusya ile ilişkileri iyileştirmeye zorladığını öne sürdü. Yazarın deyişiyle “Fırat Kalkanı’nı” başlatan ama “değişen şartlarda Esad karşıtı terör örgütlerine destek vermekten vazgeçmek zorunda kalan” Ankara diplomasiye ağırlık vermiş. Ne var ki Suriye’ye giren TSK, Suriye ordusuyla defalarca sıcak temasta bulunmuş. Bu arada Obama, Suriye’ye modern silah ikmalini serbest bırakarak fiilen teröristlere yardımda bulunmuş.

‘KOMŞU TOPRAKLARDA GÖZÜ VAR…’

Lozan Antlaşması’nı ağır eleştiriye maruz tutan Ankara’nın bölgede yürüttüğü stratejiye değinen Areşev, Türkiye’nin, çoğu komşu ülkelerin topraklarına gözü olduğunu iddia etti ve “Örnek vermek gerekirse Yunan adaları, Acaristan ve Nahçevan’ı gösterebiliriz” diye yazdı. Kendisine göre, Suriye’de de “kök salan” TSK, o ülkenin stratejik topraklarını da kimseye geri vermek niyetinde değil.

Buna paralel olarak Rusya ile ilişkiler normale gidiyor. Ankara, Avrasya Ekonomik Birliği ve Şanghay Örgütüne ilgi duyduğunu arada sırada dile getiriyor. Uzun zamandır “baltalanan” Türk Akımı projesi TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı.

Yazar, “Gördüğümüz gibi Türkiye’nin politikasının, en çok iki sandalyede birden oturmak çabalarını andırdığını” öne sürüyor. Areşev’e göre bu yaklaşım, hem Türkiye’de “çok olumsuz durumlara” yol açabilir, hem komşularına barış ve huzur getiremez.

‘TÜRKLER BİZİMLE KİRLİ OYUN OYNAMAZ’

ARGUMENTI İ FAKTI gazetesinin mikrofon uzattığı uzmanlar Rusya ve Türkiye’nin, IŞİD’e karşı ortaklaşa yürüttüğü operasyonu yorumladı.

Siyaset bilimci ve Natsionalnaya Oborona (Milli Savunma) dergisi Baş editörü İgor Korotçenko, başarılı operasyonun, iki ülke arasındaki askeri işbirliğine ilk adım olduğunu ve her iki tarafın savaş alanında çok iyi olduklarını gösterdiğini ifade etti.

Operasyonu değerlendirmek için henüz erken olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanlığı MGİMO Üniversitesi’nden Mihail Aleksandrov’a göre, Rusya ve NATO üyesi Türkiye’nin ortak eylemi, başta ABD olmak üzere herkese, teröre karşı birleşmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

“Türkiye’nin savaş makinesinin gücü ve güçsüzlüğü” adlı kitabın editörü Ruslan Puhov, Suriye’nin belirli bölgelerinde Türkiye’nin nüfuzunun hem Rusya’nın hem Beşar Esad’ın nüfüzunu aştığını ifade ederek, Rus ordusunun Suriye’de esas dezavantajının istihbarat eksikliği olduğunu vurguladı.

Yazara göre Rusya, TSK ile işbirliği bu sıkıntıyı giderir. Uzman, özellikle uçak krizi ve Andrey Karlov’un öldürülmesinden sonra “Türkler bizimle kirli oyun da oynamaz” dedi.

KOMMERSANT-VLAST dergisine konuşan siyaset bilimciler, 2016 yılının getirdiklerini anlattı ve girdiğimiz yıl için tahminlerde bulundu.

HALEP’TE CİHATÇILARIN AĞIR YENİLGİSİ

Rusya Dış İlişkiler Konseyi Genel Müdürü Andrey Kortunov’a göre, Türk-Rus ilişkilerinin iyileşmesi geçen senenin en olumlu gelişmelerinden biriydi. Uzman, “İki ülkenin arasındaki ilişkiler, bulunduğumuz senede de Karadeniz havzasında, Kafkasya’da ve Orta Doğu’da en etkin faktörlerin biri olmaya devam edecek” dedi.

Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Orta Doğu Araştırma Enstitüsü Başkanı Evgeniy Satanovskiy ise, ABD ve müttefiklerini Orta Doğu’daki “İslamcılara” verdiği desteğin, geçen senenin en olumsuz gelişmelerinden biri olduğunu dile getirdi. Satanovskiy’e göre, buna rağmen Halep’in “deblokajı” cihatçıların ve sponsorlarının uğradığı en ağır yenilgisi olmuş.

2017’ye gelince Satanovskiy’e göre, Batı’nın, bölgede hoşuna gitmeyen rejimleri devirme pratiğinden olası vazgeçmesi, hem Orta Doğu’da hem bütün dünyada olumlu etki yaratacak.

KIBRIS’TA ATILIM BEKLENİYOR

VZGLYAD.RU sitesinde yayımlanan yazısında Nikita Golobkov, Kıbrıs ve Donbass (Doğu Ukrayna)’daki gelişmeleri ele aldı.

Yazara göre, İngiltere Dış İlişkiler Bakanı Boris Johnson’un himayesinde süren “Kıbrıs’arası” görüşmelerde yakın zamanda gerçek anlamda atılım bekleniyor. Her tarafın çıkarlarını hesaba almaya çalışan Batı, adada hala askerlerini bulunduran Ankara’ya karşı herhangi yaptırıma girmek niyetinde değil. Üstelik müzakerelerin bir tarafı, sadece Türkiye tarafından tanınan KKTC’dir.

Kıbrıs ve Donbass’taki gelişmeler arasında çok benzerlik ortaya koyan Golobkov, buna rağmen dünya kamuoyu’nun iki krize gösterdiği yaklaşımların farklı olduğunu öne sürüyor. Yazar, adadaki iki toplumu birleştirmeye çalışan Batı, Donbass’ta Rusya’yı suçlu “tayin etmiş” ve yaptırım yoluyla onu “barışa zorlaştırmaya” çalıştığını iddia etti.

GAZPROM, YEDİ DAVA DAHA AÇACAK

KOMMERSANT gazetesi, BOTAŞ’ı mahkemeye veren Gazprom’un şimdi özel sektörden yedi Türk partnerine daha dava açmaya hazırlandığını yazdı. Gazete, adları verilmeyen kaynaklarına dayanarak, Rus devinin 2017 sözleşmeleri konusunda Türk tarafı ile uzlaşmaya varamadığını iddia etti.

BOTAŞ’a nazaran özel sektöre daha ucuz doğalgaz satan Gazprom, 2017’de “BOTAŞ ile kriz çözülünceye kadar” geçici olarak özel şirketlerden fiyat arttırmayı istemiş ama olumlu cevap alamamıştı.

“HACI MURAT” FİLM OLUYOR

ROSSİYSKAYA GAZETA’nın verdiği habere göre, Lev Tolstoy’un “Hacı Murat” öyküsü Rusya’da ilk defa sinemaya uyarlanacak. Ünlü İmam Şamil’in yardımcısı Hacı Murat’ın hayatını anlatan ve yazarın en etkili eserlerinden biri sayılan öykü bugüne kadar Almanya, İtalya, Yugoslavya ve Türkiye’de sinemaya uyarlanmıştı.

SSCB ve çağdaş Rusya’da bu konuda yapılan birkaç girişim başarısız kalmış. Gazeteye göre bunun sebebi, XIX. yy’da yeralan Kafkas savaşının hala güncelliğini kaybetmemiş duyarlı bir konu olmasıdır.

Gazeteye konuşan filim yönetmeni Vadim Dubrovitskiy, çekimlere sene sonunda başlanacağını anlattı.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI