Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Yine kaldık biz bize

Pazartesi, 9 Ocak, 2017
Washington bugüne kadar yanlış yaptı, bize de yanlış öğretti. Aynı kaderi paylaştığımız komşularımıza yüz çevirdik ve uzakları dinlemeyi tercih ettik.

ABD Başkanı Barack Obama ABD’nin son başkanlık seçimlerine Rusya’nın müdahale ettiğini ve Trump’ın kazanmasını sağladığını iddia etmekle kalmadı, bilumum iç ve dış istihbarat servislerine emir vererek rapor yazdırdı.

Biz Türkiye’de cemaat marifeti ile son birkaç seçimin sonuçlarının daha ilk dakikalardan açıklanması iddialarına alıştık da ABD’ye ne oluyor?

Dünyanın bütün ülkelerinin içişlerine karışan, gizli açık operasyonlar ile ülkeleri karıştıran, yönetimleri deviren ABD bir seçimi beceremiyor mu? Nasıl oluyor da ABD gibi manipülasyon ustası bir ülkenin seçimlerinin sonucunu başka bir ülke belirleyebiliyor?

Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale ettiği iddiası doğrudur ya da değildir bilinmez ama ABD’nin ve daha özelinde Obama’nın düştüğü durum “şanlı ABD tarihine” hiç yakışmadı.

Düşünebiliyor musunuz, görevi biten başkan, kendisinden sonra gelecek başkana kazık atmaya, zayıf çığlıklar ile “ama Rusya…” diyerek ABD’nin gelecek dönem dış politikasına darbe vurmaya çalışıyor.

ABD’nin dış politikada düştüğü durum Obama politikalarının sonucudur. Eskilerden kalma alışkanlık “durumu iyi okuyamamayı” ve yanılsamayı getirince Obama yönetimi ABD’ye kaybettirdi.

Suriye’de 30 Mart 1949’da Albay Hüsni Zaim liderliğinde gerçekleştirilen askeri darbeden sonra dönemin ABD Dışileri Bakanı Başkan’a yazdığı raporda “Fransızlar ve İngilizler ile temas halindeyiz, Hüsni Zaim Suriye’yi tam kontrol altında tutuyor ve yakın gelecekte gidecek gibi görünmüyor” diyordu. Ancak Zaim yaklaşık 3 ay sonra bir başka darbe ile devrildi!

Obama, yöntemi farklı olsa da günümüzde aynı yanılsama içinde Clinton, Davutoğlu ve Erdoğan ile Ortadoğu’yu dizayn etmeye niyetlendi.

Ama tıpkı 1949’da olduğu gibi günümüzde de hesaplar eksik yapıldı ve aldığı büyük yaralara rağmen ayakta kalmayı başaran Suriye’nin yanısıra Rusya gibi bir dev tekrar sahneye çıktı.

Bugün eğer Obama ABD seçimlerine Rusya’nın müdahale ettiğini söyleyecek kadar zayıflamışsa bunda Suriye’den başlayan zincirleme reaksiyonun etkisi büyük.

Zaharova’nın “Rusya’nın müdahele ettiği” iddialarından sonra Obama’nın ABD’yi küçük düşürdüğü vurgusu tarihsel bir ifadedir.

 

Trump ise ABD gizli örgütlerinin raporlarını yırtıp attı. Ama daha önemlisi tartışmalar sürerken verdiği mesaj: Rusya ile iyi ilişkiler kurmak güzel bir şey. Bunu ancak aptallar istemez.

Ortadoğu hamlesinin diğer ortağı Clinton şimdi de New York belediye başkanlığını deneyecekmiş. Davutoğlu’nun bundan sonraki niyeti nedir bilemeyiz ama Türkiye’yi düşürdüğü durum ortada.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un “Suriye politikası baştan beri yanlıştı” sözü bir döneme ama aslında Davutoğlu’nun günahlarına vurgu yapıyor.

Obama-Clinton ikilisi ile yola çıkan Erdoğan ve Davutoğlu da yanıldıklarını anlamışlar mıdır acaba?

Obama’nın düştüğü ve ABD’yi düşürdüğü durumu yaşayan AKP Hükümeti şimdilerde Suriye’de “kendi yarattığı laboratuvar canavarı” ile savaşıyor.

Irak’ta atılan adım yine de umutlu olmak için işaretler içeriyor. Ama insan düşünmeden yapamıyor: İleride geri adım atmaya yol açmayacak politikalar üretmek çok mu zordu gerçekten?

Yanıbaşımızdaki komşularımızın egemen birer ülke olarak hassasiyetlerini bilmek, bilmiyorsak öğrenmek zor değil elbette, yeter ki niyeti bozmayalım.

Dışişleri Bakanlığı binasının girişine “hırsla kalkan zararla oturur” ve “keskin sirke küpüne zarar” atasözleri dış politika düsturu olarak yazılsa ise yarar mı? Ya da hariciyecilerimizi staj için Rusya ve İran’a mı gönderelim bundan sonra?

Washington bugüne kadar yanlış yaptı, bize de yanlış öğretti çünkü. Aynı kaderi paylaştığımız komşularımıza yüz çevirdik ve uzakları dinlemeyi tercih ettik.

Ama olabiliyormuş. Rusya gerçeğini görme ve Irak ile yapılan anlaşma bunu gösterdi. Gerçi bu anlaşma da içimizi kemiren sorunu görmezden gelme inadımızın sürdüğünü gösteriyor. İnşallah başka maceralara sürüklenmeyiz.


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI