Onur Salman
Onur Salman

Darben büyük ama yıkamadın bizi 2016

Pazar, 1 Ocak, 2017
Servis ne kadar çetrefilli olursa olsun illa ki bir cevabı vardır biliyoruz bundan sonra. Bizden olmuyor diye sessiz kalmayacağız. Oluyormuş gördük. Kaybetmek ya da kazanmak da değil asıl mesele. Mücadele etmek. Aksi gibi bir lüksümüz yok biliyoruz.

Tutamıyoruz zamanı. Akıp geçiyor. Gözünü kırpma süresinde değilse de akıyor gidiyor. Biz onlara ‘saat’ diyoruz, ‘gün’ diyoruz, ‘ay’ diyoruz, ‘yıl’ diyoruz. Aslında her birini, hafızamıza bir çentik atmak için belirliyoruz. Ve kabul edelim ki 2016’nın çentiği ne bu topraklar, ne bu toprakların spor insanları ne de dünya spor alemi için çok da parlak geçmedi. Biz 2016’ya atfedilmiş 365 günden Johan Cruyff’un total futbolunu beklerken, o bizden doğrudan Cruyff’u aldı mesela.
Biz hafızamıza Muhammed Ali’nin isyanını, dayanışmasını, mücadele gücünü kazımak istedik her an ama adına ‘sene’ dediğimiz zaman dilimi onu da çekti aldı aramızdan. Ardından bakakaldık sadece. Belki mücadele gücümüzün bir kısmı da onunla gitti.
Alternatif hareketlere ihtiyacımız vardı halbuki. Bu hayata başka bakabilmenin yollarını arayalım derken ayrılık haberi geldi Dave Mirra’nın. Onun bisikletinin üstünde verdiği ilhama ihtiyacımız vardı belki de en çok. İlham. Kapkara geçen günlerin aydınlığa çıkmasına sağlayacak bir şık hareket için bir esin kaynağına. Ama Mirra ile gitti bir kısmı ilhamın.

HEM AĞABEYİMİZ HEM TAKIMIMIZ GİTTİ

Sıkıntılı zamanlarda başımızı omzuna dayayacağımız bir ağabey, bir dost, bir büyük ararken 2016 bir ‘bogey’ çizdi not defterimize. Golfün kralı Arnold Palmer’ı da götürdü kendisi terk-i diyar eylerken.
Bizim bir takım olma umudumuz vardı. Birlikte kederlenip birlikte gülelim istedik hep. Biliyorduk sonuçta ya hep beraber ya hiç birimizdi. Başarı da başarısızlık da mücadele de hayal kırıklığı da ancak takım olarak elde edilir. Bunu en çok biz biliyoruz ve en çok da biz yıkılıyoruz o sebepten Chapecoense’nin bir uçağın kanadına takılıp ebediyete uçuşuna.
Ağabey kardeş olup birlikte yaşama isteğimiz var bizim. Rakip takımda oynayan kardeşini üzmemek için penaltı atışını başkasına kullandıran Şehmus Özer’in naifliğini ve cömertliğini umduk hayattan. Ama 2016 diye adlandırdığımız 365 gün onu da aldı aramızdan. Peşi sıra inancımızı da sarsarak.
Velhasılıkelam çok hasar verdi bugün resmen sona eren bu yıl. Duygularımızla oynadı, sabrımızı sınadı, acılarımızı derinleştirdi. Ama yıkamadı. Çünkü Bolt’u da gördü bu yıl, Simona Biles’ı da bu gözler. Umudu gördü yani bir anlamda.
Mete Gazoz’un gözlüklerinden baktık geleceğin vadettiği ümide. Biliyoruz ki 2017, selefinden daha parlak olacak. Olmak zorunda. 2016 dibi gösterdi, yer hareketlerinden ayağımız tökezledi ama Tutya Yılmaz’ı süreceğiz biz de öne. Umutla mücadele arasındaki dengemizi o belirleyecek. Tutunacağız onun kollarına denge tahtasında ve ümit etmeye devam edeceğiz.

ÇAĞLA VE NAZMİYE’YE SÖZÜMÜZ VAR

Gitsin diye dört gözle beklediğimiz 2016 gibi olmayacak bu sefer. İpleri erken salmayacağız. Euro 2016’daki milli takım gibi olmayacak bu sefer işler. 2016 bizim temrinimiz oldu. Kolay pes etmek yok artık. Çünkü Çağla Büyükakçay’dan gördük biz ‘return’ü. Servis ne kadar çetrefilli olursa olsun illa ki bir cevabı vardır biliyoruz bundan sonra. Bizden olmuyor diye sessiz kalmayacağız. Oluyormuş gördük. Kaybetmek ya da kazanmak da değil asıl mesele. Mücadele etmek. Aksi gibi bir lüksümüz yok biliyoruz.
Nazmiye Muratlı’ya verilmiş bir sözümüz var. Engeller bizi durduramayacak. Kaldırılamayacak yük yok güzel günler için. Yeter ki inanalım. Yeter ki bir araya gelip gücümüzün farkına varalım. Bakın bakalım o zaman 2017, 2016 gibi davranabilecek mi bize? Biliyoruz ki birlikte olma zamanı. Kötülüğe ve kötüye karşı omuz omuza durma zamanı. Umarım ki 2017 iyi hatıraları getirdiği kötülüklerden çok olsun.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI