Emek verelim sevgiye barışa

Cumartesi, 31 Aralık, 2016
Acıları bahane ederek kutlamaları engellemeye kalkışanlar var bir de. Şehitler varken yılbaşı kutlamak olmaz diyenler de bilmeli ki şu gelimli gidimli dünyada acıları azaltmak için mutluluğu çoğaltmalıyız.

Mutluluğun formülü varsa eğer acıları paylaşarak azaltıp sevinçleri paylaşarak çoğaltmaktan ibaret olmalı. İkili ilişkilerde nasıl anlık duygu paylaşımlarıyla ortak gülme fırsatlarıyla mutlu olabiliyorsak toplumsal huzur için de böylesi çabalara ihtiyaç var. Sevgi emek ister sözü kime ait bilmem ama çok sever, çok kullanırım. Bir tohum ekip, özen ve ilgiyle sonuçta şahane bir çiçeğe sahip olabildiğimiz gibi ancak emek harcayarak sevgiyi büyütebiliriz. Ancak böyle mutlu olunur. Kimseye gümüş tepsi içinde hediye paketiyle sunulmuyor mutluluk. Küçük fırsatları değerlendirerek yaşadığımız sevinç anlarını uç uca ekleyerek mutlu ömür sürmek mümkün. Ülkemize barış ortamı da öyle birileri tarafından hediye edilmeyecek. Emek verip ortak mutluluk fırsatları yaratarak birer birer biriktireceğiz, toplumsal huzurumuzu.

Zor bir yıl geçirdik. Onca patlama, onca terör saldırısı, onca operasyon yetmezmiş gibi bir de savaşımız oldu. Geçmişten gelen siyasal kamplaşma ve anayasa buhranımız yetmezmiş gibi bir de nur topu gibi ekonomik krizimiz oldu. Yitip giden canlara ve geride bıraktıklarına ne kadar üzülsek az. Ama çare değil üzülmek. Sevgi sözcükleri böylesi dev sorunların yaşamsal acıların yanında ne kadar naif kalırsa kalsın yine de insan ve toplum hayatının temel gerçeği sevgi ve mutluluk arayışına dair. Öyleyse en küçük fırsatları bile mutlu olmak ve mutluluğumuzu paylaşmak için değerlendirelim.

 

Bayramlar gibi yılbaşı da kıvanç da ortaklık günlerinden. Yazık ki bazıları miladi yılbaşını yabancı görüp, kültürümüze sonradan girdiği için dine mugayir bularak engellemeye çalışırlar. Güneş yılı esasına göre hazırlanmış miladi takvimin yılbaşı niye dine aykırı olsun. Bre mübarekler, ay gibi güneş de Allah’ın ayetlerinden. Ayın ve güneşin kutsiyeti yok ki ay ve güneş esasıyla hazırlanmış takvimlerin kutsiyeti olsun. Öyleyse karışmayın. İnsanların bir sevinçte ortaklaşmasını engellemeye kalkışmayın. Herkesin mutluluk duyduğu şeyler gibi mutluluğu arayış ve yaşayış yolları da birbirinden farklı. Farklılıklara saygı gösterip insanların yılbaşını kutlama biçimlerine de laf etmeyin. Madem inanıyorsunuz Allah’a öyleyse Allah’ın yaratış özelliği olan insan iradesine de saygı göstermeniz gerek. İnsanların hür iradesiyle hayatını nasıl yaşadığına karışıp birilerini kendi aklınızca zorlayarak, sopayla cennete sokmaya kalkışırsanız bilin ki elinizdeki sopalar kendi cehenneminizin odunu olabilir. Aynı zamanda din adına Mekke’nin fethini, Hicri/kameri takvime göre değil de miladi takvime göre yılbaşına sabitleyerek kutlamanız da pek yaman çelişki bilesiniz. Çelişki ama siz kimsenin yılbaşı eğlencesine karışmayın kimse de sizin fetih bahanesiyle yılbaşını tilavet, dua ve ilahiyle geçirmenize karışmasın.

Acıları bahane ederek kutlamaları engellemeye kalkışanlar var bir de. Şehitler varken yılbaşı kutlamak olmaz diyenler de bilmeli ki şu gelimli gidimli dünyada acıları azaltmak için mutluluğu çoğaltmalıyız. Şener Şen’in ülke barışına katkı umuduyla ödülünü kabul edişi gibi bizler de tüm toplum olarak, ülke barışı ümidiyle mutlulukta ortaklaşma fırsatlarını değerlendirebiliriz. Siyaset ehlini çözüme zorlayacak şey belki de ortak mutluluk arayışıyla yaratılacak toplumsal baskı.

Barışa, umuda, hayırlara vesile olması dileğiyle yeni yılımız kutlu olsun.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI