Kırk yamalı bohçaya astar

Cumartesi, 24 Aralık, 2016
Mevcut anayasa değişiklik paketi gücün temerküzünden başka bir şey değil. Geniş katılımlı ve çoğulculuk esasıyla toplumsal katmanlara yayılmış bir yazım komisyonuyla yapılacak yeni anayasa ihtiyacımız devam etmekte.

Alınan/verilen onca söze, taahhüde rağmen devlet-toplum-birey ilişkisini yeniden düzenlemeye bir türlü yanaşmayışları, binlerce yıllık tecrübenin özeti adeta: Gücü elinde tutan gönüllü olarak gücünü devretmez. İktidar sahiplerinin, ellerindeki gücün azalması bile değil bir parça kontrol edilebilir hale gelişini dahi istemedikleri aşikar. Yönetim organları ve devlet kurumları arasındaki ilişki ve işleyişin açıklık kazanmasını ve hesap verebilirliğin arttırılarak, keyfiliğin azaltılması yeni anayasayla mümkün olabilirdi. Olmadı. Yıllarca anayasa ile yatıp kalkan bir toplumun karşısına, onca talep ve öneri hilafına hazin bir değişiklik paketi çıka geldi. Gönüllerden geçen toplumun (etnik, dini, kültürel, felsefi aidiyetleriyle tüm kimlikler) devlet karşısında ve bireyin de hem toplum hem devlet karşısında korunaklı kılınacağı bir yönetim anlayışıydı. Teorideki hak ve özgürlükler bahsinin kağıt üzerinde kalmaktan kurtulup hayata yansıyabilmesi için yönetim organları ve devlet kurumları arasındaki işleyişi, yetki sınırlarını belirginleştirip yerele de yetki devri gerekiyordu. Ancak mevcut anayasa değişiklik paketi gücün temerküzünden başka bir şey değil. Geniş katılımlı ve çoğulculuk esasıyla toplumsal katmanlara yayılmış bir yazım komisyonuyla yapılacak yeni anayasa ihtiyacımız devam etmekte.

Mevcut anayasa değişiklik paketine ilişkin somut eleştirilere gelince ilkin torba yasa mantığıyla yazılışının mahzurları söylenmeli. Anayasa değişiklik teklifinin “falan maddenin falan bendindeki filan kelime çıkarılıp falan cümleden sonra gelecek şekilde filan kelime yazılacak” biçiminde toplum karşısına çıkması hata. Torba yasa olarak dahi kanunların bütünlüklü kavranmasını zorlaştırıp bırakın biz sıradan insanları oy veren milletvekillerinin bile neye evet ya da hayır dediklerinden emin olamadığı usullerle kanun değiştirilmesi hatayken şimdi aynı usulle anayasa değişiklik teklifi geldi. Acilen giderilmesi gereken bir karmaşa. Sadece meclisin değil aynı zamanda kamuoyunun tartışmasına açık olacak biçimde metin yeniden yazılmalı. Meclis başkanlığı kendisine gönderilen değişiklik teklifini, değişiklik yapılan maddeleri yeniden teklif edilen değişiklikler doğrultusunda yazarak siteden yayınlamalı. Eminim pek çok milletvekili bile mesela “77. Maddeden “yüksek” kelimesinin çıkarılması” teklif edildiğini görünce mevcut anayasa metnindeki ilgili maddeye dönüp bakmadan ne teklif edildiğini anlayamaz. Kaç milletvekili bu zahmete girer, diye sormuyorum bile.

Vatandaş olarak ilk teklifim meclis başkanlığınca meclis sitesinde murat edilen değişiklikleri içerecek şekilde ilgili maddelerin bütünlüklü biçimde yayınlanması olacak. Çünkü anayasa diğer kanunlara benzemez. Her yurttaşın görüp okuduğunda mevcut metne dönüp araştırma yapmak zorunda kalmadan değişiklik teklifini okuyabilmesi gerekir. Sadece biz sıradan insanlar için değil milletvekillerine de yararı olur. Hatta değişiklik teklifini kaleme alan ve sunanlar dahi böyle bütün olarak gördüklerinde değişiklik paketindeki kimi çarpıklıkları fark edebileceklerdir.
Sonraki teklifler sonraki yazıya kalsın.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI