Beş asırlık Osmanlı kadırgasının altında Bach

Perşembe, 22 Aralık, 2016
Müzik, kentin gündelik hayatına ve tarihine eşlik ederek dinleyicileri bambaşka bir dünyaya çekiyor. Her tür kötülüğün bir kaç saat için de olsa dışarıda kalabileceği tatlı ve unutulmaz bir kaç saat.

bach-3

Beş yüz senelik kadırganın gölgesinde bir klavsen ve bir soprano Bach çalıyorlar… Salonu dolduran dinleyiciler, ellerinde kahveleri ve şaraplarıyla müziğe kendini kaptırmış, çıt çıkarmadan dinliyor. Mekan Beşiktaş’taki Deniz Müzesi. Klasik müziğin sınırlarını pek takmayan Bach Günleri’ndeyiz. Müzik aleminin yaratıcı organizatörü Hakan Erdoğan bu yılki temayı Bach ve Aşk olarak belirlemiş. Koltukların arasına serpiştirilen ışıklı kalplerin süsü hakkında söyleyecek pek bir şey yok. Ama kentin kalbinde yükselen ve nedense sadece deniz, tarih meraklılarının girdiği bu harika müzenin, unutulmaz bir konser mekanına dönüştürüldüğünü kayda geçmek gerek.

Fatih döneminden kalma beş asırlık, dünyanın belki de en eski kadırgalarından biri bütün haşmetiyle bu müzenin kalbinde durur. Onun hemen yanında da devasa saltanat kayıkları. Sahne bu salonda, tam da kadırganın dibine kurulmuş. Eğimli girişe dizilen koltuklarla mükemmel bir konser mekanı yaratılmış. Koltukların ortasında Savarona’nın büyük filikası duruyor. Soprano Anna Magdelana ve klavsen virtüozü Benjamin Alard’ın romantik, tatlı müziğini dinleyenler bir yandan da müzenin cam duvarının gerisinde, Beşiktaş’a yanaşan vapurları izliyorlar. Telaşla geceye karışan insanlar geçiyor, birer sessiz silüet olarak. Dünyanın pek az yerinde yaşanabilecek, çok müstesna bir an. Müzik, kentin gündelik hayatına ve tarihine eşlik ederek dinleyicileri bambaşka bir dünyaya çekiyor. Her tür kötülüğün bir kaç saat için de olsa dışarıda kalabileceği tatlı ve unutulmaz bir kaç saat.

bach-4

.

Hakan Erdoğan, Cafe Zimmermann konseptini benimsediklerini söylüyor. Konserden önce yaptığı kısa konuşmada bir zamanlar klasik müziğin bu kadar ciddi ve hatta asık suratlı olmadığını, insanların tıpkı Telemann ve Bach’ın da çaldığı 18. yüzyıl kafesi Zimmermann’da olduğu gibi bir yandan yiyip içip bir yandan müzik dinlediklerini anlatıyor. Bu nedenle müzenin lobisinde şık bir büfe kurulmuş. Dinleyiciler biraz burada vakit geçiriyor, müze dükkanından pusulalar, gemi maketleri filan alıyor. Sonra da konser başlıyor…

Bu tecrübeyi yaşamak için bu gece son fırsat. Fransız kemancı François Fernandez saat 20.30’da kadırganın gölgesindeki yerini alacak. Hem kim bilir belki bu gece kar da yağar…

YAZARIN DİĞER YAZILARI