Şehit değil aşık olmalı gençler

Çarşamba, 14 Aralık, 2016
Siz sağ olun çocuklar. Siz yaşayın. Mutlu olun. Aşık olun. Varsa çekeceğiniz bir acı sevdaya dair olsun.

“Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi”

Beşiktaş saldırısında 44 can verdik teröre. Allah rahmet etsin. Mekanları cennet olsun inşallah. Bu dünyada yaşatamadık. Ahiret saadeti onlara olsun.

Ailelerine, sevenlerine, ülkemize başsağlığı ve sabır dilemenin utancı bize…

Hayatlarının baharında gün yüzü gösteremeden soldurduğumuz çiçeklerimizin vebali bize.

Vebal bize, yuf bize…

154 yaralı var geride. 14 ağır yaralı, can pazarında. Dualarımız yaralılar için. Rabbim şifa ihsan etsin, sevenlerine bağışlasın, ülkemize bağışlasın onları. Bağışlasın bize, bağışlasın da biz de kıymetlerini bilelim. Hak ettikleri haysiyet ve sevgiyle, barış içinde yaşatalım onları. Barışı kuramaz, barışla yaşatamazsak onları tıpkı geçmiş nesiller gibi gelecek nesillerin de vebali bize.

Vebal bize, yuf bize…

Bir de eli böğründe bekleyenler var. Evlatları asker ya da polis olanlar… Kalp çarpıntılarıyla yüreği ağzında yaşayanlar var. İki yıllık çatışmasız dönemde, çözüm sürecinde yaşadığımız, yaşattığımız umudu, barış ihtimalini, kanırta kanırta ellerinden söküp aldığımız her bir insanın kaygıları, vebal bize.

Vebal bize, yuf bize…

Bize zira onlarca yıldır gelip geçen nesiller içinde barış ihtimaline en çok yaklaşabilen bizim neslimiz oldu. Umutlandık, umutlandırdık ama kaçırdık avucumuzdan. Nasıl da kayıp gitti parmaklarımızın arasından? Barışımıza dört elle sıkı sıkıya sarılmak varken neden teröristin hoyrat keyfine bıraktık o nazenini? Adı üstünde terör örgütü diyoruz. Ne anlasın barıştan? Niye vazgeçsin çatışmadan? Kendi varlık sebebini bile isteye yok etmeyeceği belliyken, devlete düşerken onu yok edecek barışı kurmak, neden barışımızı terör örgütünün inisiyatifine bıraktık? 2015 Temmuzundan itibaren teröre verilen bütün kurbanların, şehit ve yaralıların, ailelerinin vebali bize.

Ne çok bahanemiz var?

İç mihraktan, dış mihraktan şimdi yeni moda Türkiye karşıtı konsorsiyuma kadar sözümüz çok. Bir de terör konsorsiyumu var. PKK, TAK, DHKP-C ve başkaları… Tıpkı DAEŞ gibi bazen teker teker bazen ortaklaşarak bazen de taşeronluğunu üstelenerek terörü eylemi yapmada. Ve biliyoruz, haberlere bile yansımayan ne çok eylem planının emniyet güçlerince engellendiğini. Emniyet, istihbarat, asker, polis canını dişine takarak hayatı pahasına önlemeye çalışıyor eylemleri. Güvenlik tedbirleri en üst düzeyde olmasına rağmen gündelik hayatımızı olağan akışında sürdürmemiz için kendilerini riske atarak çalıştıklarını biliyoruz. Bütün bunlar terörle mücadelenin salt güvenlik önlemleriyle olamayacağını onlarca yıldır yaşayarak öğrenmiş bir toplumun tecrübelerini artık siyasal hayata yansıtması gerektiğini gösteriyor.

Çözüm siyasette.

Siyasi partilerin sorumluluğu büyük… HDP terör örgütüyle arasına mesafe koymayı başaramadı evet ama HDP ile PKK aynı imiş gibi bütün Kürt siyasetçileri suçlu ilan edenlerde hiç mi kusur yok?

Bugünün yetişkinleri olan bizler hepimiz kusurluyuz. Kendi gelecek tahayyüllerimizi evlatlarımızın mutluluğu üzerine kurmadığımız için kusurluyuz.

Her zaman olduğu gibi yaşlılar karar verip gençler öldüğü için yaşadığımız bu acıların vebali bize, hepimize.

Kimse intikamdan, kalan evlatlarımızın şehit olmasından söz etmesin.

Evlatlarını yaşatamayan toprak, vatan olmaz.

Siz sağ olun çocuklar. Siz yaşayın. Mutlu olun. Aşık olun. Varsa çekeceğiniz bir acı sevdaya dair olsun.

Bugünün yetişkinleri olan bizler, suçluyuz, kusurluyuz. Evlatlarının kimini katil kimini şehit kılan insanlar olarak barışa dair olmayan her söz, yük bize.

Gencecik fidanları toprağa verirken, barış için harcanmayan ömürler zül bize.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI