Yoksullara eğitim yardımı değil yoksulluğu istismar

Cumartesi, 3 Aralık, 2016
'İktidarca göz yumuluyor' demek hem din karşıtlığı hem Ak Parti düşmanlığı olarak anlatılıyor. Çocuk bedenlerin yangında can verişini sorgulamak dahi partizanca savunmaya yol açıyor.

Çocuğun cinsel istismarına ilişkin yasal düzenleme, istismarcılar karşısında çocukları biraz daha korunaksız hale getirmişken aynı günlerde farklı türden bir başka istismarla yandı çocuklar. Eğitim adıyla istismar. Yoksul ailelerin, köylerinde okul bulunmadığından ilçeye gönderdiği kızlarını güvenle(!) barındırmayı vaat eden dernek ve cemaatlerin yaptığı eğitim istismarı.

Adana Aladağ ilçesinde 13 can kaybı 13 yaralıyla sonuçlanan korkunç yangın, bir dizi kural tanımazlık, ihmal ve suistimalin sonucu. Halk arasında Süleymancılar olarak adlandırılan camia ile ilişkili derneklerden bir başkası da 8 yıl önce Konya’da gene yatılı bir kız yurdundaki patlamayla gündeme gelmişti. Sekiz yıl önce yaşanan faciadaki 18 ölüm 29 yaralanmanın halen hesabı sorulmadığını, davanın devam ettiğini yazık ki ancak yurt yangınıyla hatırladık. Hiç tutuklu sanık olmadığı da yer aldı basında.

Binaların fiziki şartları kadar idareci ve eğitmenlerin ehil olup olmadığının denetimleri, verilen onayları, ihmal ve suiistimalleri konuşmaksa neredeyse imkansız. Ailelerce camiaya emanet edilmiş çocukların hangi şartlarda yaşatıldığını da konuşamıyoruz. 29 Kasım günü çıkan yangının elektrik sobasından kaynaklandığı, elektrik panosundaki yetersizliğin yol açtığı belirtiliyor ön bilirkişi raporunda. Isınma yetersizliği can almış. Aileler din kisvesiyle ikna edilip çocuklar yurtlara alınıyor, halk kız öğrencilerin eğitimi için o derneğe bağışlar yapıyor ama çocuklar, kış kapıya gelmişken soğuk binalarda güya barındırılıyor-muş. Şimdi anladığımız bu. İş işten geçtikten, minik bedenler toprağa girdikten sonra anladığımız. Anlamadığımız, tahmin edemediğimiz daha ne hoyratlıklar var, muhtemelen. Fakat konuşamıyoruz. Sadece haber yasağı nedeniyle değil daha çok “eleştirilemezlik” algısı nedeniyle konuşamıyoruz. Bir vakitler “alnı secdeye değenlerden kötülük gelmez” zihniyetiyle kusurlar gizlenirken de aynı şekilde eleştiriden masun addedilirdi, şimdiki FETÖ. Cemaatlerin kapalı kutu oluşu, sorgulanmayışı denetimlerin savsaklanması görevlerin ihmal edilmesi sadece bürokrasinin kusuru değil. Aynı zamanda siyasi iradenin sorumluluğunu yerine getirmeyişi.

Ailelerin yoksulluğunu ve eğitim kuruluşlarının köylere kadar ulaşmayışını, bakanlığa ait yurtların yetersizliğini bahane göstererek kız çocuklarının eğitime erişme hakkını istismar eden cemaatlere göz yumuluyor. Ancak iktidarca göz yumuluyor demek hem din karşıtlığı hem Ak Parti karşıtlığı, düşmanlığı olarak anlaşılıyor, anlatılıyor. Çocuk bedenlerin yangında can verişini sorgulamak dahi partizanca savunmaya yol açıyor. Siyasi irade ve kamu idaresi masum değil. Yargı da masum değil. Sekiz yıl önce Konya’da yaşanan patlama sonucu kız çocuklarının ölüm ve yaralanmasından sorumlu olanlar ve ilgili dernekle bağlı bulunduğu federasyon gerekli cezayı almış olsa Aladağ’daki yavrucaklar kurtulurdu belki. Şimdi ölü ve yaralı canlarımız için adalet sağlansa belki başkaları önlenir, önlemler alınır başka kurumlarda. Cezasızlık bir nevi suça teşvik zira.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI