Volkan Ağır
Volkan Ağır

TFF'nin neye yaptırım gücü var?

Cumartesi, 3 Aralık, 2016
2 yıldır bu konuda çalışan bir birim varken ve 10'dan fazla cinsel istismar vakası tespit edilmişken bu olayların basına yansımamasını ve daha önce duyulmamasını neye bağlamalıyız?

Fenerbahçe – Galatasaray maçında açılan pankartın üzerine geçen haftaki köşemi detaylı bir şekilde bir yazı kaleme almıştım. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği bu pankart hakkında önce bir basın açıklaması yayınlamıştı. Pankartı hakkında ne Türkiye Futbol Federasyonu ne Fenerbahçe Spor Kulübü harekete geçti. Pankartı açan şüpheliler hakkında artık resmi olarak da dava açtı, 28 Kasım tarihinde Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği. 17 sayfalık detaylı bir suç duyurusunda bulundular. Pankartı açanlar hakkında alınması istenen sonuçlardan biri, şüpheliler hakkında 6222 sayılı Kanun m.18/3 uyarınca maç seyrinden yasaklanmaları tedbiri konulması. Dayandırılan kanun ise 6222 sayılı kanun, yani Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi hakkındaki kanun. Kanun ne diyor: “Spor alanlarında veya çevresinde toplum kesimlerini din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek hakaret oluşturan söz ve davranışlarda bulunan kişi, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Bu konuyu GazeteDuvar’da hafta içi haberleştirmiştik. Ben bu konunun biraz daha üzerine gidilmesi gerektiği kanısında olduğumdan tekrar konu edindim kendime. Sürecin takipçisi olmam bir yana, malum bugün derbi var Fenerbahçe Stadı’nda. Kısaca önümüzde açılması muhtemel cinsiyetçi pankartlar, tezahüratlar var. Bunun kanunen yasak olduğunu ve böyle pankartlar açıldığı takdirde gerekli kurumların yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini hatırlatmak istedim. Esasen 20 Kasım’da pankartı açanların çoktan Beşiktaş derbisinde tribünde yer alamayacağının haberini okumamız gerekirdi.

CESUR FUTBOLCU, GÜÇLÜ FEDERASYON

Bu pankartın açılmasının ardından sporda haber radarıma bu konular daha fazla girmeye başladı. İngiltere’den gelen bir itiraf dikkati çekti. Şu anda 43 yaşında olan eski futbolcu Andy Woodward 11 yaşındayken çalıştırıcısı tarafından cinsel tacize uğradığını söyledi. 62 yaşındaki Barry Bennell’in sadece kendisini değil bir çok çocuğu mağdur etmiş olabileceğini söyledi Woodward, İngiliz The Guardian Gazetesi’ne verdiği röportajda.

Woodward’tan cesaret alan David White, Paul Stewart ve Steve Walters da genç yaşta bu cinsel istismar mağduru olduklarını açıkladı. Ve dalga büyüdü. İngiltere Milli Takımı kaptanı Wayne Rooney de cesaretli eski futbolcuları överek bu konunun önüne geçilmesi için mağduriyete uğramış olan herkesi cesurca açıklama yapmaya davet etti. Seri çocuk tacizcisi, Barry Bennell bu konuda suçlu bulundu ve antrenörlük yapması engellendi, lisansı iptal edildi.

CİNSEL İSTİSMAR DAVALARINI NEDEN YENİ DUYUYORUZ?

Bu konu dünya çapında yankı uyandırınca Habertürk muhabiri Fatih Kuşçu, Fatih Terim ile bir röportaj gerçekleştir ülkedeki çocuk futbolcuların durumu hakkında. 5 Kasım 2016’da yayınlanan Türkiye Futbol Direktörlüğü Faaliyet Raporu’nun ilk maddesi Esenlik ve Çocuk Koruma Programı hakkında bilgiler veriyor Fatih Terim röportajında. Bu proje öncesinde bazı olayların kolayca üstünün kapandığını ancak artık bu olayların önüne geçildiğini söylüyor. Önüne geçilmesi için atılan adımın somutluğunu görmekle birlikte dikkatimi çeken 2 husus var. Bu konuda 10’dan fazla olay olduğunu söylüyor Terim. Bunların bazılarının soruşturulmakta olan davalar olduğunu da ekliyor. Bir antrenör de firariymiş. Çocuk istismarının da artık gizli kalamayacağını söyleyip ekliyor: “İstismara meyilli tüm antrenör, idareci ve yöneticileri takip edip sistemin dışına almaya, çocuklarla ortak alanlarını ve ortak zamanlarını engellemeye kararlıyız.” Ardından da röportajda “Federasyonun bu kapsamda yargılama yapması mümkün değil. Haklarında kesinleşmiş mahkeme kararları bulunmalı.” cümleleri geliyor.

Bu iki şeye dikkat çektikten sonra bir kaç tane de soru sorasım geliyor elbette. Ahmet Çakarvâri sıralıyorum sorularımı.

Bir, 2 yıldır bu konuda çalışan bir birim varken ve 10’dan fazla vaka tespit edilmişken bu olayların basına yansımamasını ve daha önce duyulmamasını neye bağlamalıyız?

İki, 10’dan fazla vakanın şüphelisi olan taraf çalıştırıcılar hala işlerine devam ediyor mu?

Üç, İstismara meyilli idareci ve yöneticileri sistemin dışına almaya kararlıysanız Altınordu Kulübü Başkanı’nın genç takım oyuncusuna tokat atarak uyguladığı fiziksel ve psikolojik istismar hakkında neden bir şey yapılmadı?

Dört, Federasyon olarak başlatılan bu projede federasyonun bir yaptırıma gidebilmesi gerekmez mi?

Beş, Federasyon bu konuda bir yaptırım uygulayamayacaksa, lisans iptali gibi, neden var?

Bonus soru: Pankart açan hakkında yaptırım gücü olmayan, fiziksel ve cinsel istismar konusunda yaptırım gücü olmayan Federasyon’un neye yaptırım gücü var acaba?

Cevap alır mıyım bilemem ama aklıma takılıyor bu sorular.

CHAPECOENSE GÜNEY AMERİKA’YI BİRLEŞTİRDİ

Chapecoense takımının uçağının düşmesi sadece futbolda değil bir çok spor dalını fena halde etkiledi. Maç öncesi saygı duruşu gerçekleştiren Real Madrid ve Fenerbahçe basketbol takımlarını tebrik ederim. Chapecoense’nin rakibi Ateltico Nacional’in Güney Amerika Futbol Konfederasyonu’na yaptığı “Chapecoense şampiyon ilan edilsin” çağrısı büyük bir jestti. Güney Amerika’dan bir çok takım Chapecoense’ye destek olmak için transfer kolaylığı sağlamak istediğini belirtti. Brezilya Futbol Federasyonu takımın 3 sene boyunca lig düşürülmeyeceğini ilan etti. Futbol oynamaya doyamayan Arjantinli Riquelme’nin ve Brezilyalı Ronaldihno’nun Chapecoense takımlarında forma giymek istedikleri dedikodularını okuduk. Copa America’yı Şili’de takip ettiğimde tribün koltuklarına “América Nos Une” kartları bırakılmıştı. Güney Amerika kıtasına birlik çağrısı yapan kartın rengi Chapecoense’nin forma renkleri gibi yeşildi. Chapecoense trajedisinin götürüsünün yarattığı travma büyük olacak fakat futbolun birleştiriciliği açısından önemli bir kilometre taşı olarak da hatıralarda kalacak.

chapecoense


Volkan Ağır kimdir?

1987 İstanbul doğumlu. 2006 yılından bu yana blog yazıyor. 2008 yılında Cumhuriyet gazetesi Spor Servisi'nde muhabirliğe başladı. O günden bu yana yoğunlukla spor muhabirliği yapıyor. Serbest muhabir olarak 2014 yılında Dünya Kupası'nı Brezilya'da, 2015 yılında Copa America'yı Şili'de takip etti. 2011 yılından bu yana Açık Radyo'da her pazartesi günü 19.30'da Efektifpas isimli spor programını sunuyor. Gazete Duvar'da haftalık, zaman zaman da çeşitli yayınlara özel konularda haberler hazırlıyor. Zaman zaman da kendisine dokunan sosyal ve toplumsal olaylar hakkında da yazıları ve haberleri çeşitli medyalarda yayınlanıyor. 2016 Ekim ayından bu yana Almanya'da Köln'de yaşıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI