Lübnan-Ermeniler

Perşembe, 24 Kasım, 2016
Sadece insani değerler açısından mı dehşet verici bir acı 1915 ve mübadelenin sonuçları? 1915’ten önce sosyalist dergiler, örgütlenmeler, grevler, 1 Mayıs işçi bayramları, işçiler ve direnişleri en azından varken sonra nereye kayboldular?

Beyrut’ta Ermeni mahallesinde, Ermeni bir arkadaşla ciğer yemeyi bekliyorduk. Ciğerler uzun mangalın üstüne atılmıştı. Tahta tezgahın üstünde soğanlar ve maydanozlar doğranıyordu. Bıçağın maharetli sesini duyuyorduk. Maydanoz kokusu geliyordu. Kırmızı biber kesilmiş soğanlara renk veriyordu. Ciğer, ateş, mangal kömürü, ince kıyılmış maydanozlar, artık iyice kırmızıya çalmış soğan, mangal kenarında ısınan ekmek ve hatta kenarda zamanını bekleyen tuzun bile kokusu vardı ya da çok açtık. -Bu yazı da acıktırdı gece yarısı ya da açım diye böyle yazdım. Picasso’ya neden patates tablosu yaptın diye sorduklarında ‘insanlar açtı, o yüzden’ diyordu.- Diğer masalarda insanlar kendi aralarında Ermenice konuşuyorlardı. Ermenice bilmiyordum. Ne çok dil bilmiyordum. Biri anlatıyordu Ermenice, arada ‘Orospinin evladi’ diyordu. Sonra biraz daha Ermenice konuşuyordu ‘Dallamanın çocugi’ diyordu. Bütün küfürler Türkçeydi! Benim farkıma vardılar. Kusura bakma, dediler Maraş ağzıyla. Yanlış anlama biz hep Türkçe küfür ederiz.

Uruguay’da Tupamaros gerillası bir kadınla konuşuyordum. 10 yıldan fazla hücrede tek başına kalmıştı. İzolasyon cezaevini konuştuk. Şehir gerillasını ve eylemlerini. Tupamaros gerillaları, mesela yiyecek kamyonlarını kaçırıp yoksul mahallelerde dağıtıyordu. Efsanevi futbol derbisi Carlos Solé Nacional ile Estudiantes de la Plata arasındaki maçın canlı yayını sırasında Radyo Sarandi’yi ele geçirip bir bildiri yayınlıyorlardı ama bildiriyi okumak için devre arasını bekliyorlardı. Vietnam Savaşı’nı protesto etmek için Vietnam’da gaz bombalarını imal eden ve daha önce de Nazilere yardım eden Bayer’in –yani bildiğimiz Asprin’in ilaç şirketinin– ofisini basıyorlardı. Şehirde bin kaplan gücündeydiler… Konuştuk. Bitti. Kamerayı kapadım. Bir yandan bütün Uruguaylılar gibi mate içiyorduk. İçmem için mate kabını bana uzattı;
-Biliyor musun annem seninle konuştuğumu duysa bir daha hayatı boyunca benimle konuşmaz.
-Neden?
-Ermeniyiz biz. Benim dedem, annemin babası Anadolu’da kaybedilenlerden…

Sadece insani değerler açısından mı dehşet verici bir acı 1915 ve mübadelenin sonuçları? 1915’ten önce sosyalist dergiler, örgütlenmeler, grevler, 1 Mayıs işçi bayramları, işçiler ve direnişleri en azından varken sonra nereye kayboldular? 1960’lara kadar neden sosyalist ve komünist hareket sadece aydınların katılımını ya da bu sefer tersine bir göçle muhacirlerin biraz katılımını sağlayabildi? Sadece iktidarın baskılarıyla açıklanabilir mi bu? Baskının olmadığı bir dönem mi oldu bu coğrafyada sanki. Bu arada Yunan Komünist Partisi’nin temelini de İstanbul’dan ve diğer şehirlerden göç eden Rumlar meydana getiriyordu. Yani 1915 ve sonra mübadele ile bu topraklardan sadece insanlıktan bir parça koparılmadı, aynı zamanda işçi sınıfı mücadelesi de katledildi ya da sürüldü…

Beyrut’ta Ermeni bir arkadaşın evinde kalıyordum. Bütün aile gayet iyi Türkçe konuşuyorlardı.  Babaanne harika yemek yapıyordu. Evde hep Türk kanalları seyrediliyordu. Ermeni mahallesinde bir konfeksiyon dükkanları vardı. Kazaklar, pantolonlar, çoraplar, tişörtler satıyorlardı. Hepsini Mahmutpaşa’dan getiriyorlardı. Ermenice, Arapça, Fransızca ve Türkçe konuşuyorlardı. Onlar da Maraş’ın köylerinden, katliamdan, Suriye çölünden gelmişlerdi. Ermeni arkadaşa;
-Geçen gün ABD kongresinde ‘Soykırım’ tasarısı geçmiş duydun mu? diye sordum,
-Ha evet, haberlerde söylüyordu ama o sırada öbür kanala geçtim; ‘Kurtlar Vadisi’ başlıyordu… dedi.

YAZARIN DİĞER YAZILARI