Karin Karakaşlı
Karin Karakaşlı

Zarafet

Pazartesi, 14 Kasım, 2016
Leonard Cohen gittiğinde, öyle battaniyene sarılıp müziğini açıp bir şeyler içip romantik bir şekilde veda etmiyorsun. Sanki kaybettiklerini çarpıyor yüzüne onun vedası. Hıçkırığa tahvil edemediğin bir boğaz yumrusu.

Kelimenin tam anlamı dediğimiz şeyle bütünleşen insanlar vardır. Ne yazık ki zaman, kötülükle eşanlama gelenlerin hüküm sürdüğü bir dönem. Ama benim bahsetmek istediğim, çok da zor, çok daha kıymetli şeylerin simgesi haline gelenler. Zarafet gibi. Leonard Cohen gibi…

Muhteşem bir müzisyen ve şair olmasının ötesinde zarafet timsalidir Leonard Cohen benim için. Bu dünyaya veda etti diye, hiçbir hissimi di’li geçmiş zamana çevirecek değilim. Bazı ölüler geniş zaman insanıdır, aynı kalır. Anmaz, özlersin. O da öyle biri benim için.

Zarafetin çoğu sonradan fos çıkan kibarlık kalıplarıyla ilgisi yok. Çıkara dayalı arkadaşlık ilişkilerinin cömert hediyeli günlerinden ve sonra bir gün selam sabah vermez hale gelişinden farklı, misal. Ya da hani sokaklarda bazen sevgilisinin el çantasını taşıyan erkekler görürsünüz. Sonra aynı sokağın ortasında küfredecektir kadına. Zarafet; karşı cins ya da hemcins aşkların heteroseksist kalıplardan özgürleştiği, kimliğin, ben’in akışkan hale geldiği yerde başlar. Başkasıyla arandaki mesafeyi kaybolmaktan korkmadan sıfırlamakta. Ve o alaşımdan kendine dair bir şeyler daha öğrenmiş olarak çıkmakta.

İnsan halimizin her açmazını sarsıcı ama aynı zamanda şefkatli bir şekilde anlatır Cohen. Usul usul. O yüzden eskimez ya onun ne sözleri ne de kalp ritmine uyumlu müziği. Kendini bilmekten kaynaklı bir tevazu vardır üzerinde. Senin övmenle var olmaz, haksız, kasıtlı bir saldırınla yıkılmaz da. Ona ancak en sevdikleri dokunabilir. Onu ancak kıymet verdikleri yıkabilir. Hepimiz gibi.

Zarafet, vefaya ve asalete yakın duruyor. Hak teslimine, tutarlılığa ve ünvana dayalı olmayan bir ruh inceliğine. Hamuru iyi olmaya. Son kullanım tarihli, tüketim odaklı modern zamanlarımızda Cohen’in yerinden ve öneminden zerre bir şey kaybetmeyişi biraz da bu vakur duruşuyla ilgili. Öze dair gösterdiklerinin gücüyle ilgili. Onlardan biri de aşka sahip çıkma gücüdür.

SEVGİLİYE VEDA

So Long Marianne şarkısının kahramanı ve bir zamanlar Cohen’in sevgilisi olan Marianne Ihlen bu yıl Temmuz ayında öldüğünde, son nefesinde yıllar öncenin sevgilisi ona veda ediyordu.  “İşte Marianne, artık o kadar yaşlandık ki bedenlerimizin havlu attığı saat geldi çattı ve sanırım çok geçmeden senin peşinden ben de geleceğim. Emin ol o kadar yakınındayım ki arkana şöyle bir uzansan elin elime değer” diyordu Cohen. Ve zamanla değişmeyeni vurgulayarak işte yine o zarafetle elini uzatıyordu bir kez daha sevdiğine. “Bil ki senin hep güzelliğini ve aklını sevdim fakat artık bundan bahsetmeme gerek yok, bu konuda bilinecek ne varsa biliyorsun. Şu an sana sadece iyi yolculuklar dilemek istiyorum. Elveda eski dost. Sonsuz sevgiyle. Yolun sonunda görüşürüz.”

Aşk yıkıcıdır. Onların da ayrılığı sancılı oldu. Ama Cohen, tutkular kordan köze dönerken, esas yanan kandilin sevgi olduğunu bilerek sahip çıktı kendi tarihine. Marienne sadece bir sevgili, bir ilham perisi değil, kişiliğinin harcına karışandı. Hatrı olandı. 5 Harfliler’de Böcek Karaneşe’nin de paylaştığı o iki gün sonra Marianne’in arkadaşından gelen cevaptı Cohen’in ve elbet o arkadaşın da zarafet büyüsünü anlatan: “Sevgili Leonard, Marianne dün uykusunda bu hayattan usulca ayrıldı. Tamamen huzur içinde, etrafında yakın arkadaşlarıyla. Mektubunu aldığında bilinci açıktı, konuşabiliyor, gülebiliyordu. Okuduğumuzda gülümsedi, sadece onun gülümseyebileceği bir şekilde. Sen ‘Hemen arkandayım, uzanabileceğin mesafedeyim’ derken elini kaldırdı. Durumdan haberdar olman Marianne’e derin bir huzur verdi, iyi yolculuklar temennin de ekstra kuvvet. Son saatinde elini tuttum ve Bird on the Wire’ı mırıldandım, çok hafif nefes alıp veriyordu. Odadan ayrıldığımızda ruhu pencereden uçuverdi yeni serüvenlere. Başını öptük ve ona senin ölümsüz sözlerini fısıldadık. Hoşçakal Marianne…”

CİNNETİSTAN’DAN SEVGİLERLE

“Hoşçakal Leonard” dediğimiz gün Türkiye’de yine tek bir kararnameyle tam 370 derneğin kapatıldığı güne denk geldi. Hani makbuzların üstüne yazarlar ya, rakamın yanına, üç yüz yetmiş diye, öyle yazılası bir şey. İnsan hakkı ihlallerinde hepimizin yanına ilk koşanlardan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Mezopotamya Hukukçular Derneği, (MHD), çocuk istismarı başta olmak üzere çocuğun birey hakkına saldıranlara karşı mücadele eden Gündem Çocuk, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TAYAD); kapılarına ilk varılanlardandı. O kapılar kırıldı, avukatlar, hak savunucuları yerlerde sürüklendi. Kapatılan Özgür Gündem gazetesi davasında tutuklu yargılanan Genel Yayın Yönetmeni Zana Kaya, Yazı İşleri Müdürü  İnan Kızılkaya, Yayın Danışma Kurulu üyesi Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ile Eren Keskin, Filiz Koçali, Ragıp Zarakolu, Bilge Akut ve Kemal Sancılı hakkında ağırlaştırılmış müebbet istenebildi. Bunların hepsi ve daha fazlası son sürat olmaya devam ediyor. Faşizmin hızına yetişmek mümkün değil. Gücü de mektupları, sesleri ve sözleri ile artık nicedir özgür olmayan dışarıya yine en çok içerdekiler veriyor. Gasp edilen iradenin sesi HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, milletvekilleri, danışmanları, Eş Genel Başkan Sebahat Tuncel başta olmak üzere DBPli siyasetçiler, gazeteciler, yazarlar…

İşte bu bağlamda Leonard Cohen gittiğinde, öyle battaniyene sarılıp müziğini açıp bir şeyler içip romantik bir şekilde veda etmiyorsun. Sanki kaybettiklerini çarpıyor yüzüne onun vedası. Hıçkırığa tahvil edemediğin bir boğaz yumrusu. Bir de kalp ağrısı. Sigarayla nefes almaya çalışıyorsun.

Omzuna bir palto konuyor gibi bir an… O hep gelir, biliyorsun.


Karin Karakaşlı kimdir?

1972’de İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü’nün ardından Yeditepe Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. 1998’de öykü dalında Varlık dergisinin Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazandı. Karakaşlı’nın eserleri şunlardır: Başka Dillerin Şarkısı (Öykü, Varlık Yay., 1999; Doğan Kitap, 2011) , Can Kırıkları (Öykü, Doğan Kitap, 2002), Müsait Bir Yerde İnebilir Miyim? (Roman, Doğan Kitap, 2005), Ay Denizle Buluşunca (Gençlik Romanı, Günışığı Kitaplığı, 2008), Cumba (Deneme, Doğan Kitap, 2009), Türkiye’de Ermeniler: Cemaat, Birey, Yurttaş (İnceleme, Günay Göksu Özdoğan, Füsun Üstel ve Ferhat Kentel ile, Bilgi Üniversitesi Yay., 2009), Benim Gönlüm Gümüş (Şiir, Aras Yayıncılık, 2009), Gece Güneşi (Çocuk Kitabı, Günışığı Kitaplığı, 2011), Her Kimsen Sana (Şiir, Aras Yayıncılık, 2012), Dört Kozalak (Gençlik Romanı, Günışığı Kitaplığı, 2014), Yetersiz Bakiye (Öykü, Can Yayınları, 2015), İrtifa Kaybı (Şiir, Aras Yayıncılık, 2016), Asiye Kabahat’ten Şarkılar Dinlediniz (Anlatı, Can Yayınları, 2016). Karakaşlı halen Kültür Servisi, Gazete Duvar siteleri ve Agos gazetesinde yazmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI