Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

John Berger 90 yaşında!

Pazar, 13 Kasım, 2016
Görme Biçimleri'nde Berger "ama bakmaya devam edin" der, ve "şüpheci olun" diye de ekler. Bu yüzyılın görsel dünyasını çözümlemek için daha yalın bir öneri düşünülemezdi.

İnsanoğlunun bu dünyada yaptığı en muhteşem şeylerden biri de, bir şeyi görüp onu yalın bir dille anlatabilmektir. John Ruskin, 1856

Viktorya Devri’nin sanat eleştirmeni John Ruskin yaptığı işi bu sözlerle tanımlar. Herkesin gözünün önünde olan bir imgeyi başka bir ifade yoluyla, yazıyla aktarabilmek “en muhteşem şeylerden” biri mi, belki tartışılır ancak bunu başaran ender kişilerden biri de 5 Kasım’da 90’ıncı yaşına basan John Berger’dır. Her ne kadar “…bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz.” dese de Berger bizi çevreleyen dünyayı sözcüklerle ifade etmiş, 20’inci yüzyılda görmenin tarihini yazmıştır.

Berger’ın Türkçe okurlar için her zaman kıymetli bir yeri oldu. Kitapları Anglosakson dünyadaki kadar, hatta bazen daha da fazla ilgi gördü. Bazı kitapları yayımlandıktan sonra ilk olarak Türkçe’ye çevrildi. 1978 yılında Yankı Yayınları tarafından ilk olarak basılan Görme Biçimleri şu an Metis’te ve 22’inci baskısında. Sanat, tasarım, fotoğraf derslerinin temel okuma kitaplarından biri oldu bu küçük kitap, yıllar içinde birçok kuşağı etkiledi. Yakın zamanda ilk defa Görme Biçimleri’ni okuyan genç bir arkadaşımın heyecanı bazı metinlerin hiçbir zaman eskimediğini, her seferinde yeni anlamlar kazandığını tekrar hatırlattı bana.

Berger için standart tanımlar yapılıyor her yerde, “İngilizce yazan en etkili sanat eleştirmenlerinden biri” mesela. Ancak Berger’ın sanat eleştirisindeki kıymetini katlayan özelliklerinden biri de 20’inci yüzyıl aydının da tipik bir portresini sunması. Göçmenler, savaş, Filistin, köylülüğün çöküşü, Avrupa’nın krizleri gibi birçok konu hakkında yazdı Berger, birçok kişinin hikayesini kitaplarına taşıdı. 20’inci yüzyılın vakanüvisi gibi kalemini oynattı, ancak bunu her zaman yerinden edilmişlerin, görülmeyenlerin, köşede bırakılanların tarafından yaptı.

“Bitmemiş olanın ustasıydı; bitmemiş sanat yapıtının değil, bitmemiş insan deneyiminin ustası.”

Berger bir diğer tartışmalı kitabı Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı’nda sanatçı için bu sözleri söyler. Aslında Picasso hakkında yaptığı yorumda kendi konumunu da açık eder. Berger 20’inci yüzyıl insanının bitmemiş hikayesinin peşinden gider. Günümüz krizlerinin tohumlarını Berger’ın insan hikayelerinde buluruz.

Berger, Görme Biçimleri’nde Avrupa pentür geleneğiyle 20’inci yüzyılda üretilen fotografik imgeleri karşılaştırır. Bir yandan geçmiş yüzyılların birikimini bu yüzyıldan birinin gözüyle okur, bir yandan da bugünün imgelerinin nasıl da geçmişe yaslandığını ortaya koyar. Yağlı boya geleneğiyle mülkiyet ilişkileri arasındaki bağı inceler, bugünün mülkiyet (ve mülkiyetin arzulanır olması) ilişkilerine bakar. Nü geleneğiyle bugünkü çıplaklık arasında bağlar kurar. Pentürdeki kadın çıplaklığının ve günümüz reklam anlayışının nasıl örtüştüğünü ortaya koyar.

BERGER OLSA NE DÜŞÜNÜRDÜ?

Şimdiki görsel algımız üzerine düşünürken bazen Berger bununla ilgili ne derdi diyerek yorumlamaya çalışırım. Ancak çağın görsel algısı, Berger’ın anlattığı dönemin algısından hızla kayıyor. Geçen yüzyıl boyunca yaşanan büyük dönüşüm son 10 yıl içinde bambaşka bir çehreye büründü. Görme Biçimleri’ndeki izleyici anlatıcı ilişkisi üzerine Berger şunları söyler: “Görüntüler kelimeler gibi olabilir ama hala bir diyalog yapılamıyor. Siz bana cevap veremezsiniz. Onun gerçekleşmesi için modern iletişim medyasının, televizyona erişimin şu andaki dar limitlerinin çok dışına çıkmış olması gerekecektir.”

İşte şimdi o çağdayız. Geçen yüzyılın medya alışkanlıkları büyük bir dönüşümle karşı karşıya. Berger, şimdiki selfie çılgınlığı hakkında ne düşünürdü, mesela? Instagram’da üretilen fotografik imgeleri nasıl yorumlardı? Facebook’ta tanımadığımız milyonlarca insanın fotoğraflarına bakabilmek ne anlama gelir? Onun çağındaki kadın bedeni imgesi üzerine yaptığı yorumlarla Biscolata çağındaki erkek imgesi arasında hangi benzerlikler ve farklar vardır? Lüks markaların başörtülü manken reklamları çıkardığı şu dönemde kadın görselliği yeni anlamlar kazanır mı? Berger bu sorulara hiçbir zaman cevap vermeyecek ancak hazırladığı zemin her zaman kılavuz olarak elimizde bulunacak. Görme Biçimleri’nde Berger “ama bakmaya devam edin” der, ve “şüpheci olun” diye de ekler. Bu yüzyılın görsel dünyasını çözümlemek için daha yalın bir öneri düşünülemezdi.

Berger her zamanki nezaketiyle Türkiye’deki yayıncılarından Metis Kitap’a yazdığı mektupta 90’ıncı yaşı vesilesiyle özel bir kutlama istemediğini, “Bu yaşa kadar geldiği için kendisini mutlu ve şanslı hissettiğini ancak doğum günü kutlanacaksa bunun aleni değil içimizden olmasını istediğini” söylemiş. Bu nedenle çok büyük etkinlikler göremeyeceğiz. Berger’ın hayatını kutlamanın en iyi yolu yakın zamanda Türkçe’de yayımlanacak “Sanatla Direniş”, “Hoşbeş” ve “Portreler” kitaplarını okumak olabilir. Bir yandan da eserlerine bir saygı duruşu niteliğinde “A Jar of Wild Flowers” kitabı yayımlanacak. Ayrıca ARTİST İstanbul Sanat Fuarı’nda Zeki Coşkun küratörlüğünde düzenlenecek Yol sergisinde “Yeni sömürgecilik” olarak nitelediği, 1960-70’lerdeki Avrupa’ya işçi göçünü konu ettiği Yedinci Adam’dan, yine onun “ekonomik faşizm”dediği dünya sisteminin yarattığı ekonomik-siyasal zorunlu göçlere uzanan yazıları, çalışmaları incelenecek, Yerinden Edilenler videosu izlenebilecek. Fuar’ın son günü 20 Kasım’da Berger’la Yolculuk başlıklı söyleşiyle 90. yaşına buradan selam göndereceğiz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI