Erdoğan'ın yumuşak güçleri, sert güçleri

Cumartesi, 29 Ekim, 2016
Geride bıraktığımız haftada Türkiye’nin Ortadoğu'da yürüttüğü politika Rus medyasının büyüteci altındaydı. İktidarın, Atatürk'ün dış politikasını terk ettiğini yazan Rus yorumcular, artık 'Müslüman Kardeşler' çizgisinin etkili olduğunu söylüyor.

Rus medyası, hem Türkiye’nin Irak ve Suriye politikalarını hem de iç politik gelişmeleri izleyip değerlendirdi. Türk-Rus yakınlaşmasının Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki hamlelerinin yolunu açtığı da dile getirildi.

MUSUL’UN PAYLAŞIMI 

Regnum Ajansı sitesinde yayımlanan yazısında Leonid Nersesyan, Türkiye’nin Halep’e göz diktiğini iddia etti. Kendisine göre bölgede gerginlik tırmanırken Ankara Suriye’deki askeri operasyonunu genişletmeye devam ediyor.

Nersesyan, El Bab’ı IŞİD’in elinden almak için ilerleyen Kürt güçlerini bombalayan Türk jetlerinin teröristlerin karşı taarruza geçmesini sağladığını yazdı. Bunun yanı sıra Kuzey Suriye’de tampon bölgesini kurmaya çalışan ve güneye doğru ilerleyen TSK her geçen gün yeni yerleşim yerlerini ele geçiriyor. Yazar, ayni zamanda “işgal edilen” topraklarda kalıcı savunma yapılarının kurulması, Türkiye’nin bölgede uzun süre kalmayı planladığını iddia etti.

Aynı ajansın yazarlarından Stanislav Tarasov, Bağdat hükümetinin protestolarına rağmen Türkiye’nin Irak’a “Ninova”dan girmeye çalıştığını düşünüyor. Musul IŞİD’den alındıktan sonra Ankara, Bağdat, Erbil, Tahran ve Washington bölgeyi paylaşmakla uğraşacak. Yazara göre Türkiye bu oyunda Beşika kampında eğitilen “Ninova korucuları” grubunu kullanmak niyetinde.

Aynı zamanda İslamcıların saldırılarına maruz kalınca kendi silahlı birliklerini  kuran Hıristiyanlar ve Ezidiler BM’den Sincar ve Ninova ovası için özel statü talep etti.

Önemli olan, Musul’a ilk giren kim olacak? Kürtler mi, Sünni Araplar mı, Şii Araplar mı? Tarasov, IŞİD’den sonra bölgedeki karma karışık durumun barışçı bir şekilde çözüleceğine inanmıyor.

KÜRTLER SEYİRCİ KALMAK ZORUNDA

Nezavisimaya gazeta’ya konuşan siyaset bilimci Aleksandr Sotniçenko, Türkiye ile ABD arasında Kürtlerden dolayı ciddi bir sorunun yaşanmıyacağını tahmin etti. ABD’nin “Fırat kalkanına” destek verdiğini, hatta Amerikan jetlerin operasyona doğrudan doğruya katıldığını hatırlatan uzman, Suriye Kürtlerinin bundan endişe duyduğunu söyledi. Sotniçenko’ya göre Rusya’nın askeri varlığını gösterdiği Suriye, ABD açısından Irak’tan daha büyük önem taşımakta.

“Fırat kalkanı” başlamadan önce ABD’yi “ana müttefik” gören Kürtler, Washington’un herkese çok şey vaat ettiğini fakat sadece kendi çıkarlarının peşine koştuğunu gördü. Mesela, bugün TSK’nin ilerleyişi, Suriye’deki durumu daha çok karıştırmaya çalışan ABD’nin işine geliyor. Yarın durum tersine dönebilir ama.

Sonuçta silah konusunda tamamen Amerika’ya bağlı olan Kürtler sadece seyirci kalmak zorunda.

ATATÜRK POLİTİKALARININ TERKİ

Siyaset bilimci İvan Starodubtsev, Moskovskiy Komsomolets gazetesinde çıkan yazıda “Erdoğan’ın yumuşak ve sert güçleri” üzerine durdu.

Yazara göre beş sene önce Suriye’de iç savaş başlar başlamaz “Suriye meselesini Türkiye’nin iç meselesi” ilan eden Recep Tayiip Erdoğan o zamana kadar Türkiye’nin yürüttüğü Atatürk’ün dış politikasına nokta koymuştu. AKP’nin 15 yıllık iktidarı zarfında “Osmanlı mirası” stratejik amaç haline gelmiş oldu. O mirası geri almasını amaçlıyan en etkin araçlardan biri “yumuşak güç” kullanan TİKA’dır. Onun Rus ikizi Rossotrudniçestvo, Amerikan ikizi de USAid. Mega projelerden uzak duran TİKA bugün 50’e yakın ülkede çeşitli küçük ve orta boy projeleri sessizce hayata geçirmektedir.

“Fırat kalkanı”’nın Ankara’nın dış politikasında yeni dönem açtığı kesin. “IŞİD’e karşı savaşacağız” diyen TSK, Kürtleri Fırat’ın arkasına çekilmeye zorladı. Bununla aşka gelen Ankara, Bağdat’ın “Beşika’yı boşalt” talebine ret cevabını verdi, Erdoğan da Irak Başbakanı El Abadi’den “haddini bilmesini” istedi.

Türkiye’nin hem yumuşak hem hiç yumuşak olmıyan yöntemleri kullanarak çıkarlarını korumak niyetinde olduğunu vurgulıyan Starodubtsev, Rus-Türk ilişkilerinde eski dostluğun ani canlanması, Ankara’nın güneye giden yolunu iyice açtığını iddia etti. İvan Starodubtsev, son gelişmelere bakılırsa Moskova ile Ankara arasında Suriye konulu gizli anlaşmaların var olduğundan emin olabiliriz, ifadesi ile yazıyı bitiriyor.

Putin’in sözcüsü, Rusya ve Türkiye başkanlarının arasındaki ilişkileri “Vesti”televizyon programında değerlendirdi. Dmitriy Peskov’a göre Vladimir Putin ile Recep Tayiip Erdoğan’ın ilişkileri “oldukça samimi” olup iki lider görüşmelerinde “bölgede ve ikili ilişkilerde en hassas konular” tartışabiliyor. Peskov, “Sanırım, karşılıklı güven kolay ve çabuk bozulabilir. Yeniden kurulması ise zaman ve gayret ister, fakat kuşkusuz ki her iki ülkenin başkanları bu konuda büyük mesafe katetmiş”, dedi.

Uluslararası “Valday” düşünce külübü başkanı ve eski “Rusya’nın Sesi” radyosu başkanı Andrey Bıstritskiy, “Gazeta.ru”’ ya verdiği röportajda IŞİD’in sona yaklaştığını tahmin etti.

Bıstritskiy’ye göre Orta Doğu’nun sorunlarının çözülmesi kuresel güçler arasında anlaşmaya bağlıdır. Son bir-iki yıl içinde islamcıların gözündeki IŞİD’in “cazibesi”’nin azaldığını dile getiren Bıstritskiy, aşırı kan, zulüm ve şiddet  IŞİD’in taktığı “adil ve dürüst devlet” maskesini indirdiğini iddia etti. Destekçileri ise “hemen demokrasiyi, Batı’nın değerlerini benimsemez, Rusya Federasyonunu da birdenbire sevmez”, ama IŞİD’in savunduğu değerleri yaymak için eskisi gibi gayret göstermezler.

TÜRKİYE YENİ ANAYASAYA HAZIRLANIYOR

Rus siyaset bilimcilerine göre yeni Anayasa Türkiye’yi islamcılık ve milliyetçiliğe sürükleyecek. Argumentı i Faktı gazetesine konuşan uzmanlar, AKP’nin hazırladığı Anayasayı değerlendirdi.

Uzun bir süredir yeni Anayasa’ya duyulan ihtiyacı kanıtlamaya çalışan ve darbe teşebbüsünden sonra pozisyonunu güçlendiren Recep Tayyip Erdoğan Anayasa’ya dair hazırlık çalışmalarına son hız verdi.

Rusya Stratejik Araştırma Merkezi uzmanlarından Anna Glazova, özetle, “başkanlık sistemini hayal eden Erdoğan, muhalefeti dağıttıktan ve bağımsız medyanın büyük kısmını susturduktan sonra hayalini gerçekleştimeye çok yaklaştı”, dedi. Yeni Anayasa propagandasını durmadan yapan Erdoğan, başkanlık sisteminin her türlü krizlere çare olduğunu ve başta ABD olmak üzere dış dünyaya karşı tam anlamıyla bağımsızlık kazanmaya imkân vereceğini her fırsatta halka anlatıyor. Ayrıca Glazova, bugünkü Türkiye’nin politikasında İslamcılık ve aşırı milliyetçilik gibi iki eğilimin güç kazandığının altını çizdi.

MÜSLÜMAN KARDEŞLER ATFI

Siyaset bilimci Karine Gevorgyan’a göre yeni Anayasa’nın ne gibi değişimlere yol açacağını şimdiden kestirmek zor. Gevorgyan, “İstаnbul’dan yeni döndüm. Bence vatandaşların yarısı yeni gelişmelere ters bakıyor. Ne var ki Erdoğan’ın “müslüman kardeşler”e yakın olduğunu bildiğimiz için adı geçen örgütün Türkiye’yi ılımlı İslamcılığa yöneltmeyi başardığını söyleyebiliriz”, dedi.

Parlamento Alt Kanadı Duma BDT Komitesi başkan yardımcısı Konstantin Zatulin, “Erdoğan’ın Türkiye’si”’nin gittikçe Avrupa’dan uzaklaşacağını ve zamanı gelince İslam dünyası liderliğine göz dikeceğini öne sürdü. Rus milletvekili, dolayısıyla Ankara, Tahran ile ciddi çelişkiye girecek, dedi. Kendisine göre Rusya, bu gelişmeleri yakından takip etmek zorunda, çünkü hem Rusya’da çok sayıda Müslüman yaşamakta, hem de zamanında, “SSCB dağıldıktan sonra Türkiye, eski Sovyet Müslüman cumhuriyetlerine etkisini artırmak için çok uğraşmıştı”.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI