Erdal Kaplanseren
Erdal Kaplanseren
  • ekaplanseren@gazeteduvar.com.tr

Dijital varlığımız tehlike altında

Salı, 11 Ekim, 2016
Yarın sabah kopmaya başlayacak ve günlerce sürecek dev bir güneş tsunamisi tüm dijital hafızamızı silebilir. Çocuğunuzun ilk emekleme videosu, sevgilinizle anlarınızın fotoğraflarını, telefon rehberiniz, ödevleriniz, yazılarınız, yazışmalarınız, anılarınız bir daha kurtarılamayacak biçimde silinebilir.

Kopması muhtemel bir manyetik fırtına, son 15-20 yılınızın tüm dijital kayıtlarını silip süpürebilir. Aile albümlerine, her bir harf için özel bölümü olan telefon rehberlerine, yazılarınızı topladığınız kalın defterlere haksızlık ettiğinizi düşüneceksiniz bir süre.

Bazı konuların ciddiyeti, hakkında kesin konuşamasak bile en küçük ihtimali bile ziyadesiyle tedirgin etmeye yetiyor. Sıklıkla yaşanan güneş patlamalarının 150 yıllık periyotlarda çok şiddetli ve etkili biçimde yaşandığına dair bazı bulgular var. İçinde yaşadığımız yıllarda tamamlanan bu döngünün yol açabileceği tahribat konusunda bir fikrimiz yok zira günümüzden 150 yıl önce dünya çok farklı bir yerdi.

Günlük hayatımızda ne gibi etkileri olacağını tahmin edebiliriz. Gerçi dijital kıyamet dendiğinde akıllara gelen bir “2000 yılı krizi” meselesi var. Biz gazetecilerin de iyice köpürttüğü milenyum krizi, bilgisayar sistemlerinin 2000 yılına girince tarihi 0 olarak algılayıp hayatın altüste gelmesine sebep olacağı şeklinde endişeler vardı. 2000 yılına girdik ve hiç de beklendiği gibi bir kriz, kargaşa, kaos olmadı. Hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik. Sonra, 2012’de Marduk gelecekti, gelmedi. Manyetik fırtınalardan da bir şey çıkmaz diye düşünüyor çoğu insan. Ama ya çıkarsa? Şirketlerin veri merkezlerinde bulutta duran yazı, fotoğraf ve video gibi içeriklerimizi, şirket verilerimizi tutan disklerin her tür dış etkene karşı koruma altında olduğuna dair kesin bir güven var. Umarım boşa çıkmaz.

YENİ YAŞAM TARZI DAHA HASSAS

Patlamalar sonucunda yaşanacak güneş fırtınası, milyarlarca ton ağırlığındaki aşırı sıcak gaz bulutlarının, Güneş atmosferinden fırlamasıyla oluşuyor. Manyetik enerji birdenbire serbest kalınca, enerji yüklü parçacıklar uzaya yayılıyor. Son olarak 1859’da görülen büyük güneş patlamaları, o dönemde kullanılan telgraf şebekesinin tamamen çökmesine sebep olmuştu. Güneş patlamalarının günümüzde de en büyük etkisi enerji ve iletişim sistemlerinde görülüyor. İlk olarak 2006’da ortaya atılan iddia, beş sene önce İngiltere’de düzenlenen bir konferansta yüksek sesle dile getirildi ve dünyanın önde gelen bilimsel kuruluşlarınca doğrulandı.

İddia net olarak şöyle: 2013’ten itibaren tamamlanan tarihsel döngü ile birlikte güneş patlamaları en üst seviyede yaşanacak. Dev güneş fırtınaları dünyadaki tüm haberleşme ve elektrik şebekesini çökertecek. Bununla da kalmayacak, şimdiye kadar biriktirdiğimiz tüm dijital mirasımız silinecek. Bazı bilimciler, bu zirve noktasında çok büyük ve tehlikeli bir enerjinin açığa çıkabileceğini, uzaya yüksek miktarda radyasyon yayılacağını savunuyor. Dünyamızdaki enerji ve iletişim sisteminin 150 yıl öncekinden çok çok farklı olduğu aşikâr. İnsanoğlunun enerjiye ve iletişime dayalı yaşam tarzının, bu ani çöküşle birlikte büyük bir kaosa sürüklenmesi de kötü senaryoda yazıyor. Patlama sırasında çıkan ışınlar dünyaya ulaştığında, tüm elektronik cihazları kullanılmaz hale getirecek; elektrik, internet ve telefon şebekeleri çökecek; radyo, televizyon, telsiz ve uydu iletişimi duracak, uçakların rotaları karışacak.

HABERLEŞMEYİ ŞEBEKELERİ ÇÖKEBİLİR

Dünyadaki haberleşme ve elektrik sistemini çökertecek tek sebep güneş patlamaları olmayabilir. İngiltere’nin önceki dönem Savunma Bakanı Liam Fox’un iddiasına göre, Kuzey Kore gibi ülkeler nükleer enerji konusundaki güçlerini tehdit oluşturacak şekilde kullanabilir. Fox’a göre, atmosferin üst tabakalarında gerçekleştirilecek güçlü bir nükleer patlama yüzünden güneş patlamalarının benzeri bir etki ortaya çıkabilir. Bu elektromanyetik darbe ülkelerin savunma sistemleri devre dışı bırakabilir.

Bu bir paranoya mı bilinmez fakat bilimcilerin güneş patlamaları konusunda son derece ciddi olduğunu kesin olarak biliyoruz. İngiltere’deki “Elektrik Altyapısı Güvenlik Konseyi” adlı kuruluştan Avi Schnurr’a göre son yüz yıl içinde genişleyen ve güçlenen elektrik şebekesi güneş patlamalarından kaynaklanan elektromanyetik radyasyona karşı daha hassas hale geldi. Büyük güneş patlamasının tüm elektrik ve haberleşme sisteminde görülmemiş bir çöküşe sebep olacağı görüşünü NASA da katılıyor. Dünyadaki modern çağın sonunu getirebilecek kadar büyük bir felaketin yaşanması henüz devletlerin ve halkın gündeminde değil.

Güneş’te yaşanan patlamalar, Dünya’ya doğru hareket eden elektrik yüklü gaz dalgalarının oluşmasına neden oluyor. “Güneş tsunamisi” olarak adlandırılan olayın gerçekleşmesiyle birlikte, kuzey kutup bölgesinde “auro” olarak bilinen ışık olayları meydana geliyor. Bilimcilerin son gözlemlerine göre, güneş tsunamisi ve kuzey ışıklarının güneye taşınması Dünya’nın manyetik alanını doğrudan etkileyebilir. Gezegenimize doğru ilerleyen yüklü gaz parçacıkları manyetik alanları bozabileceği gibi, kuzey ışıklarının manyetik alanı Dünya’nın manyetik alanıyla etkileşerek olumsuz sonuçlar doğurabilir.

150 YIL ÖNCE TELGRAF SİSTEMİ ETKİLENDİ

Albert Einstein’ın o ünlü “3. Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı’nda taş ve sopalar olacağını biliyorum” sözünü bilirsiniz. Söz konusu dijital kıyamet bu sözü akıllara getiriyor. Bundan 150 yıl önce yaşanan büyük güneş fırtınası öylesine güçlüydü ki, 24 saat içinde Kuzey Amerika genelinde birçok noktada gökyüzü kırmızı, yeşil ve mor renklerle parlamaya başladı. İnsanlar gecenin bir yarısı işe gitmek için uyandı, gazeteler Küba’ya kadar uzanan bir bölgede Kuzey Amerika’da gecenin gündüze döndüğünü yazdı.

Gökyüzündeki bu parlaklığa, Güneş fırtınası parçacıklarının çok büyük bir ölçekte Dünya atmosferinin üst katmanlarıyla çarpışması neden oldu. Bu çarpışma o kadar etkiliydi ki, dünyanın dört bir yanındaki telgraf hatları kullanılmaz hale geldi, hatta kıvılcımlar saçarak yanmaya başladı. Telgrafçıların hatlara elektrik gönderen bataryaların kablolarla olan bağlantısını kesmesi de bu durumu engelleyemedi. Patlamaların neden olduğu elektrik akımı o kadar güçlüydü ki, atmosferden yüklenen hatlar mesaj iletmeye devam etti. Tüm pusulalar saatlerce kilitlendi.

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİR

Şüphesiz, aradan geçen 1,5 yüzyılda çok şey değişti. Bugün hayatımızda önemli bir yer kaplayan televizyon, telefon, internet, bankacılık sistemi, uçak yolculuğu ve daha pek çok şey o zamanlar yoktu. Dev güneş patlamalarının bu sistemlere etkisi konusunda hiçbir şey bilmiyoruz. Yani bir bakıma, 1859’da yaşanan büyük patlamadan dünya sistemi o kadar da derinden etkilenmedi. Günümüzde neler olabileceğini sadece tahmin edebiliriz.

Yaşadığımız yıllar içinde gerçekleşmesi olası güneş patlamaları yüzünden tüm elektrik ve iletişim sisteminin çökmesi şehirlerde büyük bir kaosa sebep olabilir. 150 yıl öncekinden çok daha şiddetli etkilere sebep olacak olacak güneş patlamalarının etkisiyle tüm insanoğlu aylarca sürebilecek bir taş devri dönemi yaşayabilir. Manyetik alanların çarpışması yüzünden bilgisayarların diskleri ve sunucular büyük hasar görebilir. Bu yüzden, çok kritik önem taşıyan sunucuların yer altında yedeklenmesi gerekiyor. Dünyayı sarsabilecek büyüklükte dev bir güneş fırtınasını bilim insanlarının, fırtınanın taşıdığı elektrik yükünün gezegenimizin atmosferine çarpmasına birkaç saat kalana kadar fark edemeyecek olması da bir diğer kötü haber. Yani dünyanın yarısı uyumakta iken tamamen karanlık bir döneme girebiliriz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI