“Mühür Gözlüm” ortak paydasında iki büyük isim

Pazar, 25 Eylül, 2016
Bugün 25 Eylül. Neşet Ertaş’ı, dört yıl önce bugün kaybetmiştik. Dün, Zeki Müren’i, ölümünün yirminci yılında andık. Âşık Ali İzzet Özkan 1981’de öldü ama “Mühür Gözlüm”, en az elli yıldır dillerde.

‘60’lı yılların ikinci yarısında bir moda hasıl oldu ve Türkiyeli müzisyenler, kendi topraklarına göz dikti. Modayı başlatan, Tülây German – Erdem Buri ikilisinin, Ruhi Su ve Doruk Onatkut katkısıyla yaptıkları “Burçak Tarlası”. Bu düzenlemenin plak olarak yayımlandığı yıl, 1964. Onun koparttığı “fırtına”nın etkisiyle, türküler revaçta. En popülerlerden biri, “Mühür Gözlüm”. Âşık Ali İzzet Özkan’ın türküsü, deyim yerindeyse, 1965 ve sonrasına damgasını vuruyor. Türküyü duyuranlardan biri, Tülây German. Hiçbir zaman plak yapmıyor ama sahnede seslendirmediği gün neredeyse yok. Ancak asıl ün kazandıran ve memleket sathına yayılmasını sağlayan, Zeki Müren.

“Mühür Gözlüm”ün Zeki Müren ile ilişkisini anlayabilmek için, 15 Eylül – 24 Ekim 2012 tarihleri arasında DEPO’da açılan, küratörlüğünü Derya Bengi’nin üstlendiği “Uzayda Bir Elektrik Hasıl Oldu / 1960’larda müzikli Türkiye” başlıklı serginin kataloğuna ışınlanayım:

“1965’te, Osman F. Seden’in ‘Düğün Gecesi’ filminde, Zeki Müren bir gazinoda sahneye davet edilir ve masada oturan Türkan Şoray’ın gözlerinin içine baka baka bir şarkı icra eder: ‘Mühür gözlüm seni elden / Sakınırım kıskanırım / Uçan kuştan esen yelden / Sakınırım kıskanırım / Beşikte yatan kuzundan / Hem oğlundan hem kızından / Ben seni senin gözünden / Sakınırım kıskanırım’. Filmin bu sahnesi, ayrı ayrı yollarda yürüyen, asla bir araya gelmez sanılan üç müzikal geleneğin mükemmel bir bileşkesidir ve bu yönüyle 60’lı yılların kültürel kaynaşmasının tipik bir sembolüdür: Sahnede çalanlar gitarı, kontrbası, davulu, trompetiyle bir Batı müziği orkestrasıdır, şarkıcı Türk sanat müziğinin zirvedeki genç sesidir, şarkı ise Sivaslı Alevi ozan Ali İzzet Özkan’ın bir eseridir.” Sergi kataloğunda, türküyü o dönemde yorumlayanların isimleri de art arda sıralanmış: Zeki Müren, Tülây German, Ruhi Su, Gönül Turgut, Tanju Okan, Erkut Taçkın, Erol Büyükburç, Ayferi, Yıldız Tezcan, Ramazan Şenses, Nil Demirhan, Kent Yedilisi, Suat Sayın, Şükran Ay, Güneri Tecer, Ayla Dikmen…

“Mühür Gözlüm”, ilerleyen dönemde Neşet Ertaş repertuvarına girmiş. Sonrasında da ona mal olmuş. Kimi kaynaklarda, türkünün altında Neşet Ertaş imzası görmek mümkün. Peki nasıl oluyor bu? Merak ettiğimiz konuyu, bundan yirmi yıl önce bizzat Neşet Ertaş’a sormuş, şu cevabı almıştık: “Bundan aşağı yukarı 30-35 sene evvel, Zeki Müren, ‘Mühür Gözlüm’ü şairinden, tapusuyla, yani bestesiyle, her şeyiyle büyük bir para ödeyerek satın almıştı. O dönemde Ali İzzet’in Zeki Müren’le beraber resimlerinin de gazetelerde yayınlandığını görmüştük. Zeki Müren, Türkan Şoray’la beraber ‘Mühür Gözlüm’ün filmini de çevirdi. ‘Mühür Gözlüm’ filmini seyretmeye gittik. Sözler güzeldi, ama şarkı aranjman olarak okunmuştu. ‘Mühür Gözlüm’ün sözleri kulağımda kaldı, ben bunu kendi yorumumla söyledim. Gidip geldiğim yerlerde, düğünlerde, şurada burada çalıyordum, tekrar tekrar çaldırıyorlardı. Bu şekliyle radyoda okumak istedim. O zaman Ankara radyosuna emisyonlu sanatçı olarak, yani program sanatçısı olarak imtihanla girmiştim. Bunu çalmak istediğimde teknisyenler beni durdurdu. Halk müziği şube müdürünü çağırdılar; ‘Neşet Ertaş ‘Mühür Gözlüm’ü okuyor, ne diyorsunuz?’ dediler. O da geldi, anlayışlı bir insandı. ‘Neşet çal bir dinleyelim’ dedi bana, ben çaldım dinledi. Benim de kırılmamam düşüncesiyle ‘kayda alalım, gene de yayınlamayalım’ dedi. Kayda alındı ve sonradan yayınlandı. Yayınlandıktan sonra halk bunu, benim yorumumla benden istemeye başladı ve o günden bu güne benim yorumumla bu türkü duyuldu. Herkes benim yorumumla okudu. Şimdi televizyonda çıkan bazı hazırcılar görüyorum. Evet Âşık Ali İzzet Sivaslıdır ama bu yorum onun değildir. Bunu gözümüzün içine baka baka televizyondan ‘Bu Kırşehir’in değil, Sivas’ındır’ diyenleri duyuyorum. Onlar kendilerini bilseler, şunu da bilirler ki tonlarca söz var kitaplarda ama bunca şarkıyı kulaklara ileten yorumdur, melodidir, havadır. Bunlar kendilerini bilmedikleri için gözümüze baka baka ‘Bu Sivas’ındır’ diyorlar ve ben de buna üzülüyorum. Hiç olmazsa sözleri Ali İzzet Özkan’a, yorumu Neşet Ertaş’a ait olan bir Sivas türküsü diyebilirler.” (“Türkiye’de müziğin adı: Neşet Ertaş”, söyleşi: Metin Solmaz, Müzük 4, Mayıs 1996)

Zeki Müren’in Batılı bir düzenlemeyle duyurduğu, onu saza uyarlayan Neşet Ertaş’a mal olan “Mühür Gözlüm”, asıl sahibini de ihya etmiş elbette… Âşık Ali İzzet Özkan, bu vesileyle İstanbul’a gelmiş ancak başına gelmeyen kalmamış! 31 Mayıs 1967 tarihli bir gazete haberine göz atalım: “Bir yıl içinde 26 şarkıcının hemen her gece söylediği ve plakları satış rekorları kıran ‘Mühür Gözlüm’ türküsünün yazarı ve bestecisi Âşık Ali İzzet Özkan, türküsünün ‘arzu üzerine’ söylendiği bir otelin rufuna gitmek isteyince, müdür tarafından içeri alınmak istenmedi. ‘Yerimiz kalmadı babacığım’ diye göğüsledi başı fötr şapkalı, yakası gravatsız Âşık Ali İzzet’i otelin müdürü Reşat Olgaç. Sonra da karşısındaki Baba’nın Âşık Ali İzzet olduğunu öğrenince özürler dileyip şahsi misafiri olarak rufta baş köşeye buyur etti ‘Mühür Gözlüm’ün yaratıcısını. Âşık Ali İzzet’i ruftaki müşteriler de biraz yadırgar gibi oldular başta. Derken dudaklardan kulaklara, masalardan masalara yayılan fısıltılar salondaki bütün müşterileri dolaştıktan sonra anlaşıldı en ön masada otel müdürüyle birlikte oturan Baba’nın Âşık Ali İzzet olduğu. Çevresindeki bakışlara pek aldırmayan Âşık Ali İzzet, şarkıcı Gönül Turgut ‘Mühür Gözlüm’ü türküsünü okurken, gözlerini ona dikti ve bir yandan da dudaklarını hafif hafif kıpırdatarak kendine yüz bin lira kazandıran türküsünü, bir kez de içinden söyledi. Gönül Turgut, Âşık Ali İzzet’i görünce türküsünü yarıda keserek geldi, ‘âşığım’ diyerek Ali İzzet’in boynuna sarıldı. Sonra da türküsünün devamını, onun masası başında durup gözlerini ona dikerek söyledi.”

“Mühür Gözlüm”, Gönül Turgut’la farklı bir yolculuğa çıktı: 1965 yılında BP adına Türkiye’ye gelen ve 19 dakikalık bir tanıtım filmi çeken İngiliz yönetmen Derek Williams, türküyü Gönül Turgut’a söyletmiş, dünyaya açılmasına sebep olmuştu. Elbette fırtınalar kopartmadı ama filmi izleyen herkes, Turgut’un şahane yorumunu dinleme şansına sahip oldu.

Bugün 25 Eylül. Neşet Ertaş’ı, dört yıl önce bugün kaybetmiştik. Dün, Zeki Müren’i, ölümünün yirminci yılında andık. Âşık Ali İzzet Özkan 1981’de öldü ama “Mühür Gözlüm”, en az elli yıldır dillerde. Zeki Müren ve Neşet Ertaş’ın repertuvarındaki ortaklık bu türküden ibaret değil elbette ama ikisini andığımız şu hafta sonunda bu türküyü ve şu tuhaf günlerde bize güç veren insanları anmak, boynumuzun borcu. Biraz olsun nefes almak için. Şu ara en çok ihtiyacımız olan şey bu.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI