Kadınlara verilen sözler

Cumartesi, 17 Eylül, 2016
19 ayda iki genel seçim geçirdik. Çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık. Çatışmasızlık bitmiştir açıklamalarıyla başlayan PKK terörü tırmandırılarak sürdürülüyor. IŞİD terörü, hızını ve dozunu arttırmış halde. FETÖ, darbe kalkışmasını halkımızın onurlu demokratik direnişiyle püskürttük. Olağan üstü hal dönemi yaşamaktayız.

24 Mart 2015 tarihinden beri yaklaşık 600 gün geçmişken verilen sözleri hatırlatmak abes olmasa gerek. Kadına yönelik şiddete ilişkin kadın örgütlerinin ve uzmanların görüşlerini almak üzere bizleri sofrasına davet etmişti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Geçen 19 aylık sürede o gün sofrada dile getirilen görüşler ve Sayın Cumhurbaşkanı tarafından verilen sözler çeşitli basın organlarında yazılmak ve televizyon programlarında konuşulmak suretiyle kamuoyu da bilgilendirilmişti. Hal böyle olunca sofrada görüş bildirenlerde biri olarak nelerin yapılıp yapılmadığı sorusunu dile getirmemin hakkım olduğunu düşünüyorum. Hakkım ve eril şiddet altında hayatları kararmakta olan kadın ve çocuklara borcum. Borcumuz. Hem Sayın Cumhurbaşkanı hem de masada bulunan katılımcılar, toplumda eril şiddetin gerilemesini sağlama sözü verip de 600 gündür hiçbir somut adım atmayanlar, kendi sözlerimiz altında ezilmekteyiz. Ezilmeliyiz.

Bu 19 ayda iki genel seçim geçirdik. Çözüm sürecini buzdolabına kaldırdık. Çatışmasızlık bitmiştir açıklamalarıyla başlayan PKK terörü tırmandırılarak sürdürülüyor. IŞİD terörü, hızını ve dozunu arttırmış halde. FETÖ, darbe kalkışmasını halkımızın onurlu demokratik direnişiyle püskürttük. Olağan üstü hal dönemi yaşamaktayız. Başta TSK olmak üzere tüm kamu kurumlarında paralel devlet yapılanması temizlenmeye çalışılıyor. Yetmezmiş gibi beş yıldır süren Suriye iç savaşından kaçan göçmenlerin hayata tutunmasını sağlayan çok az sayıdaki ülkelerin başında geliyoruz. Mülteci krizinde an ağır yükü taşıyoruz. Bir de IŞİD karşısında yer alan koalisyon güçleri adına karadan Suriye topraklarına girmiş haldeyiz. Sıcak çatışmada yani apaçık bir savaştayız artık. Koalisyon ortağı yani müttefikimiz olan Almanya ve İngiltere daha önce de Fransa’nın yaptığı gibi bazı temsilciliklerini terör tehlikesi gerekçesiyle kapatıp bizi terörün bir numaralı hedefi olarak tanıtmaktalar, tüm dünyaya. Dertlerimiz saymakla bitmez. Bitmez ama kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ihmal etme gerekçesi de olamaz.

15 Temmuzda, en az o meşum gecede verilen şehit sayısı kadar kadın öldürülmekte bir yılda. Terör kurbanları kadar, demokrasi şehitleri kadar önemli ev içi şiddet kurbanı kadınlar da. Ve tüm sorunlar çözüldükten sonrasına ertelenemez kadın sorunları. Hayatımızın bir parçası olmaktan çıkarmalıyız, eril şiddeti. Sayın Cumhurbaşkanı o toplantıda büyük bir kararlılıkla ve bizzat şiddetle mücadeleyi etkinleştireceğini söylemişti. Özellikle toplumsal algının kadın lehine dönüştürülmesi gerektiğini kendisi söylemişti. Ben de toplumsal cinsiyet eşitliğini tanımadan kadınlar için adaletin sağlanamayacağını dile getirmiştim o toplantıda. 6284 sayılı kanunun kimi eksikliklerine rağmen İstanbul sözleşmesiyle bir arada şiddetle mücadele için elverişli bir araç olduğunu da ifade etmiştim.

Şimdi PDY temizlenmeye çalışılırken aynı zamanda Kadının statüsü genel müdürlüğündeki kadroların liyakat ve ehliyet esasıyla yenilenmesi, verilen sözlerin tutulması adına önemli bir başlangıç olabilir. Kadın hakları ve şiddetle mücadele uzmanları da yer almalı o kadrolarda. Zira son yıllarda genel müdürlük ve bakanlık kadına yönelik şiddetle mücadeleyi, tali sorunmuş gibi görmeye başlamış ve ihmal eder olmuştu. Tabi 600 gün geçtikten sonra artık başlamak gerektiği düşünülüyorsa.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI