Bayram hediyesi bekleyen çocuklar gibi

Pazartesi, 12 Eylül, 2016
Şu mübarek Kurban Bayramı'nda, Arafat’ta vakfeye durmuş hacıların duasındaki selamı/barışı bizden esirgemeyin.

Bir barış ümidine sarılmak istiyorum. Bayram yapmak için ufacık bir ihtimal eşsiz bir hediye olurdu. Kürt sorununun onurlu barışla çözülmesi ertelendikçe hiçbir bayramımızı gerçekten bayram olarak yaşayamıyoruz. Hep bir yanımız kırık dökük, hep yüreğimiz ağzımızda elimiz böğrümüzde, yarım yamalak yaşamaktayız, bayramları. Bir yandan şehit ve gazi adıyla anılan evlatlar diğer yanda öldürülen terörist adıyla anılan evlatlar. Hepsi bizim çocuklarımız hepsi bu ülkenin değerleri, değerlileri. Ölmeyenlerin, hayatta kalabilenlerin hali de hal değil aslında. Haksızlık ve hukuksuzlukların, pervasızca işlenen suçların da varlığını biliyoruz. Görmesek de duymasak da ister PKK adına militanlar eliyle ister devlet adına kamu görevlileri eliyle gerçekleştirilmiş olsun biliyoruz, orda birçok eziyet var uzakta. Bayramlarımız bayram olamıyor, böyle.

Çatışmayı durdurmak mümkün ama takvimi durdurmak imkânsız… İşte bir kurban bayramı daha geldi. Kurbanı, bayramı, haccı gerçekten idrak edebilsek çatışmaz, bayramlaşırdık. Allah’a yakınlaşmak için kesilmekte kurbanlar, çünkü. Kullarına iyilik yaparak, yarattıklarının ihtiyaçlarını gidermesine yardımcı olarak Allah’a yakınlaşmak istemekteyiz. Biliriz kesilen hayvanın yaratıcıya bir faydası olmadığını. Fayda insana sağlanırsa, gönüller kazanılırsa yerine ulaşmakta o “hedy” sözüyle Kuran’da ifade edilen kurban. Hediye kelimesinin aynı kökten türemesi düşünenler için ne derin ne geniş anlamlar yüklü.

Bu kurban bayramında bir hedy istiyorum Türk ve Kürt siyasetinden. Hepsi hırslarını ve nefslerini kurban etsinler. Yoksul Türklerin ve yoksul Kürtlerin evlatlarını çatışmalarda kurban etmek yerine. Şeytanlarını/çatışmaları körükleyen şahin kanatlarını, taşlasınlar ki felah bulsun ülke. Geniş halk kesimlerinin, barış, huzur, sükûn istediği ülkemizde demokratik çözümün bu kadar gecikmesi hatta son bir buçuk yılda ağza alınmaz oluşu ancak çatışmadan beslenenlerle izah edilebilir. Şeytan taşlamanın anlamı, her türlü dünyevi hırsı kovmak madem biz de çatışmadan beslenenleri, karar mekanizmalarından kovmalıyız. Yaşadığımız çözüm sürecindeki büyük hatalardan birisi çatışma süreçlerinin bürokratlarıyla çözüm sürecini işletmeye kalkışmak olmuştu. Kürt tarafında da durum farklı değildi. Kırk yıldır çatışma yöneten Kandil’e bırakılmıştı çözüm inisiyatifi. Hatalardan ders alıp yeni bir süreç başlatmanın tam zamanı

Şu mübarek kurban bayramında, Arafat’ta vakfeye durmuş hacıların duasındaki selamı/barışı bizden esirgemeyin. Bize, bu ülkenin insanlarına hadi bir iyilik yapın, bir hedy sunun ki bayramımız bayram olsun.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI