Barışa can suyu

Çarşamba, 31 Ağustos, 2016
HDP’ye rağmen HDP’yi güçlendirmeden PKK terörünü durdurmanın da barış süreci başlatmanın da imkânı yok.

61 Aydının imzaladığı basın açıklaması, terörü açık bir dille ret edişiyle barış umudunu güçlendirmeye aday. “Her bombalama eylemi demokratik siyaset alanlarını daraltıyor. Her ölüm bizi çözümden biraz daha uzaklaştırıyor. Şiddeti, bir bütün olarak, reddediyoruz. Bu bağlamda PKK’yi şiddet yöntemlerini terk etmeye ve şiddet eylemlerine bir an önce son vermeye çağırıyoruz.” Haziran seçimleri sonrası HDP’nin sergilemesi gereken, tutum, yukarıda alıntıladığım ifadelerle aydınlardan geldi.

PKK, siyaset alanında HDP ile ulaşılan başarıyı kendi açısından tehdit olarak algılamıştı. Varlık yokluk kaygısıyla terör eylemlerini tekrar başlattığında asıl vurduğu Kürt siyaseti olmuştu. HDP ise aldığı oyların ona yüklediği siyasi sorumluluğun, teröre karşı irade bayanı gerektirdiği bilincinden uzak kaldı. Her hangi bir dernek gibi sadece iktidarı hedef alan barış çağrılarını tekrarlayıp durmakla aslında kendisini çözüm ya da müzakere denkleminin dışına ittiğinin dahi farkında değil. Silahlı güçler karşısında rüştünü ispat zorunluluğu bu topraklarda sivil siyasetin kaderi olmalı. HDP’nin bu sınavı veremediği çok açık. Siyasi irade beyanını sadece iktidara ait sorumluluk olarak görüp gösterdiği açıklamalar, kendisini, siyasal güç olarak göremeyişinin itirafı niteliğinde.

Hendek savaşlarına halkın koyduğu tepkiyi ve şehrini, mahallesini terk edişini, PKK karşısında ve kendi arkasında, meşru siyasetin yanında güçlü bir halk desteği olarak kullanabilirdi. Olmadı. Şimdi HDP yeni bir yol ayrımında. Aydınların basın açıklamasını, şiddete karşı siyaseti güçlendirecek yeni bir fırsat olarak değerlendirebilir. Yeniden arkasındaki halk desteğini güçlendirebilir. “Sorumluluk üstlenmeye hazır” olan aydınların açıklamalarını kendisi için tehdit olarak da algılayabilir. İkinci ihtimal, şiddeti körükler. İlk ihtimal ise barış umudunu güçlendirecek yeni bir siyaset iklimine ulaştırır bizi.

AKP, CHP, MHP parlamentoda HDP’yi yok saymaya kalkışsa da HDP, kendisini siyasal güç olarak görmekten uzak olsa da ülkemizde kalıcı barışı yeniden konuşur hale gelebilmenin anahtarı, meşru Kürt siyaseti. HDP’ye rağmen HDP’yi güçlendirmeden PKK terörünü durdurmanın da barış süreci başlatmanın da imkânı yok. Aydınların basın açıklaması, bizlere silahları susturmak için yeni bir fırsat sunmuş oldu. Umulur ki tüm partiler, aydınların net tavrını dikkate alsın. Dış politikada gerçekleştirilen revizyon ve FETÖ kalkışmasını püskürtmede yaşanan ortaklaşma, Kürt sorununun barışçı yoldan ve demokratik yöntemlerle çözülmesi yönünde iç politikaya da yansısın.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI