Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Devrilen göçmen politikası

Pazartesi, 29 Ağustos, 2016
Dünya ve Türk medyası daha önce göçmenlerin Savaştan kaçtıklarını yazıyordu. Şimdi artık hükümetin devrilen göçmen politikası nedeniyle Türk güvenlik güçlerinden de kaçmaya başladılar. Canları pahasına.

Geçtiğimiz günlerde Yayladağı’da meydana gelen trafik kazasında (5’i çocuk) 9’u Suriyeli 10 kişi öldü, 18 kişi yaralandı.

Olay ajanslar ve medya tarafından sıradan bir trafik kazası olarak görüldü sadece.

“Suriyeli kaçakların / mültecilerin olduğu …” cümleleri ile görülen haberde görgü tanıkları ve yerel yetkililerin ifadelerine dayanılarak “aracın hız yaptığı ve bu nedenle şarampole yuvarlandığı” belirtiliyordu.

Yayladağı belediye başkanı Mehmet Kalkan’ın ifadeleri de aracın hız yaptığı iddiasını doğruluyor. Peki bu araç neden hız yapıyordu? Sebep direksiyon başına geçince ortaya çıkan klasik trafik canavarı mı sadece?

Kazanın olduğu yer Yayladağı  – Antakya yolu Şenköy kavşağı yakınları. Bu kavşağa yakın bir yerde jandarma karakolu var. Geçen yıl 24 Temmuz’da da aynı mevkide yine Suriyelileri taşıyan bir minibüs kaza yapmış ve bir Suriyeli kadın hayatını kaybetmiş, 8’i ağır 15 kişi yaralanmıştı.

Kazanın olduğu yerde askeri (mobil) kontrol noktası var mıydı? İki kazanın da aynı mevkide meydana gelmiş olması “karakolun olduğu o bölgeden hızla geçilmesi gerektiğini” düşündürüyor.

KİMSENİN DİKKAT ETMEDİĞİ NOKTA

Belediye başkanı Kalkan, araçta bulunanların Suriyeli olduğunu Türkiye’ye kaçak yollarla girdiğini belirtiyor. Buraya kadar her şey normal. Ama devamında hukuki ve siyasi sebepler / uygulamaları ortaya koyan ifadeleri var Kalkan’ın:

“Maalesef aldığımız bilgiler, hızlı gelen, Türkiye’ye kaçak yollarla giren Suriyeli vatandaşların taşındığı bir araç, Şenköy’den aşağı inerken tekeri patlaması sonucu takla atarak şarampole yuvarlandı. Bu tür kaçak yollarla girenleri bizim taşıyıcı arkadaşların taşımamaları, konuyu emniyete, jandarmaya intikal ettirmeleri gerektiği halde böyle bir yola başvurulması sonucu maalesef bu tür acı vakalarla karşılaşıyoruz.”

SURİYELİLERİ TAŞIYANLAR KAÇAKÇI SAYILIYOR

Suriyeliler 2011’de “uluslararası müdahale gerekçesi olabilecekleri sayıya ulaşana kadar” Türkiye’ye girmeleri teşvik ediliyordu.

Suriye’de görüştüğümüz insanların anlattıklarına göre bu teşvik iki şekilde yapılıyordu: Suriye içinde “ordu geliyor sizi öldürecek” ve “Türkiye’ye gidenlere ev, iş, maaş verilecek” propagandası ile.

“Mülteci” sayısı kısa sürede kritik eşik olan 100 bini aştı ve şimdilerde birkaç milyonu bulmuş durumda.

Türkiye’nin Avrupa ile yapmış olduğu geri dönüş anlaşması ile ve göçmenlere karşı hükümet politikalarının bir süre önce değişmeye başlaması ile birlikte bir zamanlar gelmeleri için her türlü teşvikin yapıldığı mülteciler için devran tersine döndü.

Hükümetin “Kardeş Suriyelilere kucak açtık / açıyoruz” söylemleri devam ediyor ama özellikle son birkaç aydır sınırdan geçmeye çalışanlara izin verilmiyor, öyle ki zaman zaman ateş açıldığı haberleri bile geliyor.

Yaklaşık 2 ay önce Antakya’da görüştüğümüz eski bir devlet memuru, taksi ya da dolmuşların Suriyelileri artık rahatça taşıyamadıklarını, araçlarında bir Suriyelinin görülmesi halinde bu kişilere “insan kaçakçısı” muamelesi yapıldığını anlatmıştı.

Yasa maddeleri açık. Konu ile ilgili görüştüğümüz Avukat Cihat Açıkalın göçmen kaçakçılığı suçunu düzenleyen TCK 79. maddenin bu suçu işleyenlere 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası öngördüğünü belirtiyor.

DEĞİŞEN POLİTİKALAR, TRAJİK SONUÇLAR

Cihat Açıkalın, Reyhanlı başta olmak üzere kaçak göçler konusuna yoğunlaşmış ve son dönemde değişen politikaların bu tür trajik olaylara neden olduğunu anlatıyor.

Açıkalın “Son zamanlarda gerek AB ile varılan anlaşma ve gerekse sığınmacıların Avrupa ülkelerine kaçak yollarla gitme sırasında yaşadıkları dram ve birçok insanın da bu yolda hayatını kaybetmesi üzerine, ülkemiz açık sınır politikasından büyük oranda dönmüş. Bununla birlikte gerek ulusal gerekse uluslararası kamuoyu ve medyanın da bu yakıcı sorunu gündemde tutması ile esasen zaten yasada var olan ancak pek uygulanmayan göçmen kaçakçılığı suçuna dair ceza maddesinin uygulama oranı artmıştır” diyor.

Açıkalın’ın uygulama oranının arttığını belirttiği yasa maddesi daha önce de geçerliydi. Ancak hükümet mümkün olduğunca çok sayıda göçmen istediği için o dönemde işlenen insan kaçakçılığı suçları için bu maddeyi işletmemişti.

Minibüsün şoförünün hız yapmasına sebep de büyük ihtimalle bu maddenin şimdilerde uygulanıyor olması. Şoför güvenlik güçlerine yakalanmadan ve mültecileri bir an önce kendilerini kaybettirebilecekleri Hatay merkeze ulaştırabilmek için kendi canını da araçtakilerin canını da tehlikeye atmıştı.

MİNİBÜSE ATEŞ AÇILDI MI?

Kaza ile ilgili haberlerde “lastiklerinden birinin patlaması sonucu aracın kontrolden çıktığı” bilgisi de var. Lastiğin patlamasının nedeni ne olabilir? Görüştüğümüz bazı yerel kaynaklar araç ateş açıldığını iddia ediyor. Bu bilgi kuşkusuz teyide muhtaç. Ancak lastiğin patlama sebebi ne olursa olsun aracın aşırı hız nedeniyle; yani güvenlik güçlerine yakalanmamak için hız yapması sonucu kontrolden çıkıp şarampole devrildiği güçlü bir ihtimal olarak duruyor…

Çok değil daha bir süre öncesine kadar yerinden yurdundan olan / edilen göçmenler politik enstrüman olarak baş tacı ediliyordu. Şimdilerde ise yine politik pazarlıklar nedeniyle “yasa maddesini uygulamayı hatırlayan” hükümet nezdinde de gerçek statülerine kavuştular ve kaçak muamelesi görüyorlar.

KİMDEN KAÇIYORLARDI?

Dünya ve Türk medyası daha önce göçmenlerin Savaştan kaçtıklarını yazıyordu. Şimdi artık hükümetin devrilen göçmen politikası nedeniyle Türk güvenlik güçlerinden de kaçmaya başladılar. Canları pahasına.

 


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI