Onur Salman
Onur Salman

Helal olsun Trabzonspor’a

Pazar, 28 Ağustos, 2016
Ne yaptı UEFA’nın finansal fair play giyotini başının üstünde dolanan Trabzonspor? Tabii ki futbol takımını güçlendirdi. Yine sayısız transfer yaptı. Ama arada da sırtta küfe, gönüllerde ağırlık olan hentboldan kurtuldu. En azından niyetlendi. ‘Kapatalım gitsin’ dediler.

Olimpiyatlar bitti sayın okuyucu. Artık tamamen Türkiye Olimpiyatı’na dönebiliriz. Yani futbola. Gelmesi için 4 yıl beklemeye de gerek yok nasılsa. Uğruna dörtlükler yazacağımız futbol mevsimi başladı.
Her yıl geliyor.
Gitmek nedir bilmiyor
Kısacık arasında kendisini çok özletiyor
Ah benim canım futbolum…

Neyse ki yeniden her şeyden kendimizi azade edip dönen meşin yuvarlağa odaklanabiliriz. Birlik ve beraberliğimizi de, siyasi savaşımızı da, nefretimiz de sevgimizi de yeşil sahada yaşarız biz. Futbol için akan sular durur. Bak koca koca kulüplere. Kasada para azalıp da transfer dönemi gelince ne yapıyorlar. Küçülüyorlar. Futbol için diğer her şeyi feda edebiliyorlar. Ya ne yapacaklardı? Göz göre göre futbol takımına gitmesi gereken paradan hentbola, voleybola, atletizme mi ayıracaklardı!

En yakın örneğimiz Karadeniz’den. Ne yaptı UEFA’nın finansal fair play giyotini başının üstünde dolanan Trabzonspor? Tabii ki futbol takımını güçlendirdi. Yine sayısız transfer yaptı. Ama arada da sırtta küfe, gönüllerde ağırlık olan hentboldan kurtuldu. En azından niyetlendi. ‘Kapatalım gitsin’ dediler. Efendim ‘Ligin başlamasına kısa zaman kala yapılır mı bu’ ya da ‘Bu dernek halkın spor yapmasını teşvik etmek için var’ ya da ‘Biz bir spor kulübüyüz, futbol değil’ mi diyeceklerdi. Tabii ki hayır. Hem zaten 2010’dan beri açıktı da hentbol branşı ne getirmişti ki şanlı Trabzonspor’a! Kapatsınlardı ve gitsindi. Yeter ki ‘Yaşasındı futbol…’
Daha önce benzer bir girişimde Fikret Orman’ın Beşiktaş’ı bulunmuştu. Her sene açık veren, kulübün kangreni branşları bulmuş ve açıklamıştı: Erkek voleybol ve kadın basketbolu. ‘Tez neşter vurula’ demişti Orman. Kulübün bütün batağının sebebi, bu iki işe yaramaz şubeydi. Başarı yok, gider çok. Bu ne canım. Olması gereken gibi gözlerinin yaşına bakmamalıydı Beşiktaş Yönetimi. Ama maalesef camiadan gelen baskı, kararın uygulanmasına engel oldu.

Bu iki gereksiz şubeye rağmen Beşiktaş, UEFA’nın ‘Gözümüz üstünüzde’ parmak sallamasından şimdilik kurtuldu. Araya da tabii ki olması gerek futbolda şampiyonluk eklendi. Düşünün bir de bu iki şubeden kurtulunmuş olsaydı ne başarılar gelirdi. Avrupa şampiyonlukları işten bile değil. Ama ah bu gelenekçiler, ah bu spor tutkunları. Bu gereksiz şubeler yüzünden 100 yıllık kulübün enerjisinin doğru yere harcanmasına engel oluyorlar.

Neyse ki Trabzonspor bu tip insanları dinlemedi bile. Kapattı hentbol şubesini gitti. Artık futbol için harcanacak biraz daha enerji, zaman ve para var. Oh be. Şu diğer şubeler de olmasa ne güzel yönetilir spor kulübü ama bir anda da hepsini kapatmak olmaz. Kademe kademe. Adım adım. Önce bir bakalım. Ufak sallantıda, ‘Zaten kâr da etmiyorlar, başarı desen hak getire’ deyip, kapıya kilidi vururuz. Varsın başarı gelmesin yeşil sahada ama futbol için yolumuza çıkan her engeli ortadan kaldırmak boynumuzun borcudur.

Umarım Trabzonspor Yönetimi, bu kararından baskılarla vazgeçmez. Umarım, bu haberler gerçeği yansıtıyordur. Çünkü Trabzonspor gibi büyük bir camianın futboldan başka bir yere enerji harcamaması lazım. Ve yine umarım bu karar Beşiktaş’a da diğer büyük kulüplerimize de örnek olur. Bakın tablo çok net. Son 8 yılda üst üste olmak üzere toplam 12 kez şampiyon olan Beşiktaş Hentbol Takımı, bu başarısına karşın zorla sponsor buldu. Ona rağmen hâlâ giderleri gelirlerinden çok.

Yani demem o ki sevgili okuyucu, başarı gelse ne olacak. Bu şubeler, koca koca spor kulüplerimizin kamburudur. Fırsat bulunduğu anda, romantiklere kulak asılmadan kapatılmalıdır. Neticede nedir, spor futboldur. Helal olsun sana Trabzonspor Yönetimi. Tebrikler.

*Belirtmeye bile gerek yok ama yanlış anlamaların önüne geçmek için yazar notu: Bu yazı da yoğun ironi içerir.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI