YÖK 35 yaş engelini kaldırmalı

Cumartesi, 27 Ağustos, 2016
Darbe yıllarında üniversiteye gidemeyen, yarıda bırakan, yasak kalktıktan sonra öğrenime başlamış veya tamamlamış olanlar şimdi araştırma görevlisi olmak istediklerinde yaş engelline takılmaktan mustarip. YÖK, duymalı bu sesi.

Herkesin savaşı farklı…

Burkini savaşları yaşanmakta Fransa sahillerinde. Burka ve bikini kız kardeşliğinin tecessüm etmiş hali, burkini. Frenkçe, bizim haşemayı, burkayla bikini karışımı tek kelimede kardeşçe birleştirse de, frengistan polisini ikna edememiş. Fransa’nın saldırgan laikliği, doksan yıl önce kadın mayosunun etek boyunu ölçtürdüğü polisine bugün tesettür mayosunu, kadının üstünden zorla çıkarttırmakta. Onur, özgürlük, insan hakları burkini savaşlarının ilk kurbanları.

Bir de başörtüsü savaşları var, hâlâ bitmeyen.

Üniformalı mesleklerde yasak sürüyor. Polis olamıyor başörtülü kadınlar, bizim ülkemizde, AK Partinin devr-i iktidarında. Askeri öğrenci ve dolayısıyla subay olma şansı da tanımadı, AK Parti, “başörtülü bacısına.” Fakat Kanada ve İskoçya, son günlerde yapılan düzenlemelerle uygun üniforma tespit ederek, polisliği, tesettürlü kadınlar için de cazip meslek haline getirmeye çalışmakta. Pek çok başka ülkede olduğu gibi önce başörtülü uygun üniforma tespit edilip kamuoyuna duyuruluyor ki başvurular gelebilsin. Aynı talebi biz dile getirdiğimizde ise iktidar kanadı, kadınları şükürsüzlükle, sabırsızlıkla suçlamaya başlıyor hemen. Seküler kesimden de bıkkınlık sesleri yükseliyor. Yandaşıyla, karşıtıyla kimse başörtülü kadının haklı taleplerini duymak istemiyor artık. Yasak bitticilik oynanıyor, iki yanda da.

Benim kuşağım meslek hayatında yakalanmıştı, 28 Şubat darbesine. Rahmetli Özal dönemin kısmi özgürlük havasıyla mesleğe başlayabilmiş başörtülü kadınlar, post-modern darbeyle haksız, kanunsuz ihraçlar yaşadılar. Soruşturmalar, disiplin cezaları ve mahkemeler, gündelik hayatın bir parçası olmuştu o yıllarda. Kamudan ihraç edilenlerden çok daha fazlası da idari baskılar ve onur kırıcı muamele nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. AK Parti iktidarı 2004 ve 2014 yılları arasında çok sayıda kanuni düzenlemeyle bu mağduriyetleri gidermeye çalıştı. Tuhaf bir şekilde karısı başörtülü olduğu için ordudan atılan subay-astsubay tek hamlede haklarına kavuşturulup tazminatları ödendiği halde kendisi başörtülü olduğu için atılan kadınlar on yıl daha hak mücadelesini sürdürmek zorunda kaldı. Üstelik tazminat ne kelime resmi bir özür bile düşünülmedi. Akranlarının emekli olduğu yaşlarda mesleğe geri dönüp, mezun ettikleri öğrencilerinden daha düşük hizmet puanıyla çalışıyorlar, şu an. Mesleğe hiç başlayamadığı, sınavı kazandığı halde iş başı yaptırılmadığı için başörtüsü mağduru olarak çıkarılan kanunların hiçbirinden yararlanamayanlar var bir de. Bir de yasaklar nedeniyle çok istediği halde üniversiteye gitmeyenler, gidip mezun olsa bile yasak nedeniyle iş başvurusu yapmayanlar. Onlar hâlâ mağdur.

Bir de bizden sonraki kuşak var onların hikâyeleri daha farklı. Başlattıkları kampanyada 35 yaş sınırı kalksın diyorlar. Darbe yıllarında üniversiteye gidemeyen, yarıda bırakan, yasak kalktıktan sonra öğrenime başlamış veya tamamlamış olanlar şimdi araştırma görevlisi olmak istediklerinde yaş engelline takılmaktan mustarip. YÖK, duymalı bu sesi. Mesleğe geri dönüşle ilgili 40 yaş sınırını kaldırarak ihraç edilenlere bir kolaylık getiren düzenleme, şimdi üniversitelerde araştırma görevlisi olmak isteyenler için de uygulanmalı.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI