KISA VADELİ BORÇ TUTARI 227.5 MİLYAR TL SEVİYESİNDE
Döviz rezervlerinin Türkiye ekonomisi için can alıcı öneme sahip olmasının en temel sebebi kısa vadeli dış borçlar... İktidarın IMF ve benzeri uluslararası kredi kuruluşlarına borcumuz olmadığına dair övünmelerini bir kenera bırakın, Türkiye ciddi oranda dış borç yüküne sahip bir ülke. Dış borç yapısına bakıldığında, özel sektörün ciddi bir borç yükü altında olduğu görülüyor ve bu borcun ciddi bir bölümü de kısa vadeli... Bunun anlamı, çok kırılgan bir dış borç stokuna sahip olmamız. Döviz kurlarında ciddi bir oynaklık yaşanması durumunda, özel sektörün ciddi bir krize sürüklenme ihtimali yüksek. Bir diğer potansiyel sorun ise TCMB rezervlerinin zayıflığı, zira borç ödeme dönemlerinde döviz arayışına giren özel sektör firmalarının talepleriyle kurun yukarı tırmanma ihtimali de var. TCMB verilerine göre, kısa vadeli dış borç stoku şubat ayında 2023 yıl sonuna göre yüzde 0.9 oranında azalışla 173.6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2.2 oranında artarak 69.9 milyar dolar olurken diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4.5 oranında azalarak 57.7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2024 Şubat sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku 227.5 milyar dolar oldu.
ABD’DE BÜYÜME ORANI ŞAŞIRTTI
ABD Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre; ülke ekonomisi 2024’ün ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemime göre, yüzde 1.6 büyüyerek beklentilerin altında bir performans sergiledi. Piyasa aktörlerinin medyan beklentisi yüzde 2.5’lik bir büyümeye işaret ediyordu. Büyümenin, 2022’nin ikinci çeyreğindeki daralma sonrasındaki en düşük oran olması dikkati çekti. Ülke ekonomisi, 2023’ün son çeyreğinde yüzde 3.4, geçen yıl genelinde ise yüzde 2.5’lik büyüme performansı göstermişti. Temel enflasyon göstergesi olarak izlenen kişisel tüketim harcamaları enflasyonu yıllık yüzde 3.7 oranında artarak son bir yıl içinde ilk kez bir önceki çeyrekteki yıllık gerçekleşmeye göre artış kaydetti. ABD ekonomisinin yılın ilk çeyreğindeki büyümesinde, tüketici harcamaları, konut ve konut dışı sabit yatırımlarla eyalet ve yerel kamu harcamalarındaki artış etkili oldu. Aynı dönemde, özel stok yatırımlarında azalış kaydedilirken ithalat arttı. Büyüme verisi, Fed açısından dezenflasyon önlemlerinin ekonomide soğumayı getirdiğini gösteriyor. Daha önce gelen enflasyon verileri faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesini getirmişti. Fed’in faiz indirimlerine hazirandan sonra başlaması hala pek mümkün görünmemekle birlikte, büyüme verisinin düşük gelmesi indirimin eylül öncesinde gündeme gelmesine sebep olabilir.
JAPONYA MERKEZ BANKASI POLİTİKA FAİZİNİ SABİT TUTTU
Japonya Merkez Bankası (BoJ) para politikası toplantısının ardından politika faizini değiştirmedi ve gösterge politika faizini yüzde 0-yüzde 0.1 aralığında tuttu. Bu, ekonomistlerin beklentileriyle uyumlu. Nisan enflasyonunun beklenenden düşük gelmesinin ardından BoJ kararını belirledi. Çekirdek enflasyon oranı, ekonomistlerin yüzde 2.2’lik beklentilerine kıyasla yüzde 1.6 seviyesindeydi. Banka ayrıca mart ayı kararı doğrultusunda tahvil alımlarına devam edeceğini açıkladı. BoJ’dan yenin değerindeki düşüş hakkında yorum yapılmadı. Japon Yeni, politika faizinin sabit tutulması kararının ardından cuma günü dolar karşısında 156 puanını aştı ve en son 156.11 seviyesinde işlem gördü. Ayrı bir gelişmede merkez bankası, Japonya ekonomisine ilişkin ikinci çeyrek görünümünü de yayınlayarak 2024 mali yılı enflasyon görünümünü yükseltti. BoJ çekirdek enflasyon tahminini yüzde 2.4’ten yüzde 2.8’e çıkardı. Bu yıl için büyüme tahminini yüzde 1.2’den yüzde 0.8’e revize etti. Banka yönetimi, enflasyonun 2025 ve 2026 mali yıllarında yüzde 2 civarında yavaşlamasını bekliyor.
ÇİN’DE ALTINA HÜCUM SÜRÜYOR
Küresel enflasyon sorununun tam olarak çözüme kavuşmadığı bir ortamda, küresel ölçekte çatışmalar devam ediyor. Ve yeni çatışmaların ortaya çıkma ihtimali de hiç azımsanacak gibi değil. Enflasyonla mücadele kapsamında gelişmiş ülke merkez bankalarının bir süredir tarihi yüksek seviyelerde tuttukları politika faizlerini yakın zamanda indirmeye başlayacaklarına ilişkin tahminler de cabası... Tüm bu etmenler, altının en çok tercih edilen zyatırım aracı olma özelliğini artırıyor. Altının en büyük üreticisi ve tüketicisi konumunda bulunan Çin’de altına talep yükselişini sürdürüyor. Çin’in altın takı talebi yüzde 10 artarken, altın ve madeni para yatırımları yüzde 28 artarak 280 tona yükseldi. Çin Altın Birliği verilere göre, Çin’in altın üretimi ve tüketimi 2024’ün ilk çeyreğinde artış göstermeye devam ediyor. Ülkede yılın ilk çeyreğinde, önceki yıla kıyasla yüzde 1.16 artışla 85 bin 959 ton altın üretildi. Aynı dönem zarfında, ülkedeki altın talebi yıllık bazda yüzde 5.94 artışla 308,905 tona yükseldi. Çin’deki sınırlı yatırım seçenekleri, emlak sektöründe kronikleşen kriz, istikrarsız hisse senedi piyasaları ve zayıflayan yuan altına hücumun en temel etmenleri... Çinli yatırımcılar ekonomideki belirsizlik arttıkça parayı daha güvenli olduğu düşünülen varlıklara yönlendirmeyi tercih ediyor. Bir diğer sebep ise küresel gerilimler... Dünya Altın Konseyi verilerine göre, Çin Halk Bankası (Çin Halk Cumhuriyetinin merkez bankası), rezervlerini dolardan uzaklaştırmak ve kurdaki değer kaybına karşı korunmak için 17 ay boyunca aralıksız altın alımı gerçekleştirerek şimdiye kadarki en uzun alım serisini gerçekleştirdi.