KKM’NİN NASIL BİR YÜK OLDUĞU TCMB BİLANÇOSUNDAN BELLİ
Kur korumalı mevduat (KKM) ile dolarizasyonu çözmeye yönelik hamlenin Türkiye ekonomisine verdiği zarar gün geçtikçe anlaşılıyor. Gerek Hazine gerekse TCMB’ye devasa bir yük getiren KKM, ekonomi yönetimi tarafından yapılan düzenlemelere karşın beklenen çözülmeyi getirmiyor. Bunun temel sebebi, ekonomi yönetiminin yaptığı açıklamalara KKM sahiplerinin yeterince güvenmemesi ve dolar kurunun yıl boyunca yüksek bir artış göstereceği algısı... KKM’de son haftalara yönelik veriler toplam büyüklüğün çözülme hızının git gide yavaşladığını gösteriyor. Geçen haftaya ilişkin veriler de bu yöndeki eğilimi destekliyor. BDDK verilerine göre, geçen hafta KKM’de 4 milyar TL’lik düşüş yaşandı. Toplam büyüklük 2.27 trilyon TL seviyesine geldi. Aralık 2021’de uygulamaya alınan KKM 3.4 trilyon TL büyüklüğe ulaşarak zirveyi görmüştü. Yeni ekonomi yönetiminin KKM’den çıkışı teşvik eden düzenlemelerinin ardından bu mevduatlarda düşüş ivmesi başlamıştı. Son düşüş ivmesinde 86 milyar TL’lik gerilemenin yaşandığı haftalar da olmuştu. Fakat son haftalarda bu düşüşün yavaş bir tempoda olduğu ve KKM’de toplam büyüklüğün platoya oturduğu görülmüştü. TCMB verilerine göre, döviz mevduatları aynı dönemde 341 milyon dolar artışla 181.79 milyar dolar oldu.
EURO-DOLAR PARİTESİ, İHRACATÇI İÇİN POTANSİYEL BİR SORUN OLACAK
Türkiye’nin dış ticaret dengesi açısından Euro-dolar paritesi can alıcı öneme sahip. Düşük dolar, yüksek Euro her zaman pozitif bir dış ticaret iklimi yaratıyor. İhracatçı firmalar ara malı ve hammeddeyi dolarla alıyor, ihracatın önemli bir kısmını ise Euro üzerinden yapıyor. Bu açıdan Avrupa Merkez Bankası (AMB) ile Fed’in politika faizi indirimlerini ne zaman yapacağı da önemli. Eğer ki iki merkez bankası gevşemeye farklı zamanlarda geçiş yaparsa dış ticaret dengemiz açısından olumlu ya da olumsuz sonuçlar gözlemleyeceğiz. Söz gelimi AMB indirimlere önce başlarsa o süreç boyunca güçlü dolar, zayıf Euro söz konusu olacak ve bu durum ihracat gelirlerimizi olumsuz etkileyecek. Böyle bir gelişme söz konusu olursa Orta Vadeli Program’daki (OVP) 267 milyar dolarlık ihracat hedefinde de olumsuz bir sapma söz konusu olabilir. Halen, büyük bir sürprizle karşı karşıya kalınmazsa, yani Euro Bölgesi’nde yüksek enflasyon verileri gelmezse, ki bu pek mümkün değil, AMB ilk faiz indirimini haziran ayında yapacak. Fed’in ise bu ay gelen enflasyon verileri ışığında, faiz indirimini haziran ayından sonrasına, belki de eylül ayına kadar ertelemesi olasılık dahilinde... Eğer ki iki merkez bankasının faiz indirim kararı arasında üç aylık bir makas oluşursa, bu Türkiye’nin ihracat gelirlerini olumsuz yönde etkileyecek.
AÇLIK SINIRINDA HAFİF DÜŞÜŞE KARŞIN YOKSULLUK SINIRINDA ARTIŞ SÜRÜYOR
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ar-Ge birimi Kamu-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıdayla beslenmenin yanı sıra, diğer ihtiyaçlarını da insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Nisan 2024 sonuçlarını açıkladı. Açlık sınırı nisanda bir önceki aya göre 208 TL azalırken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1,134 TL’lik artışla 38,316 TL’ye çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 925 TL arttı. Son bir yıllık dönemde açlık sınırı 8,258 TL, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 19,318 TL ve yoksulluk sınırı ise 27,575 TL’lik artış kaydetti. Ekmek-un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama 43 TL artarak bin 541 liraya yükselirken, pirinç ve bulgur harcamaları 21 TL artarak 826 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 30 TL artarak 552 TL’yi buldu. Zeytin için yapması gereken harcama ise 27 TL artarak 586 TL’ye çıktı. Yetişkin erkek için 2,800, kadın için 2,200, genç için 3,000 ve çocuk için de 1,600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre nisan ayında açlık sınırı yetişkin erkek için 5,807 TL, yetişkin kadın için 4,599 TL, çocuk için 3,310 TL ve genç için de 6,214 TL oldu. Rakamlar da gösteriyor ki, çalışan nüfusun büyük çoğunluğunun asgari ücrete talim ettiği bir ülkede, vatandaşların yoksulluğun ötesinde açlıkla yüzleşmesi devam ediyor. Gıda enflasyonunda önlenemeyen yüksek oranlar bunun en temel etmeni... Ancak, sorun bununla da sınırlı değil. Hemen hemen tüm temel tüketim mallarında aynı yüksek oranlı artış sürüyor.
KISA VADELİ BORÇ TUTARI 227.5 MİLYAR TL SEVİYESİNDE
Döviz rezervlerinin Türkiye ekonomisi için can alıcı öneme sahip olmasının en temel sebebi kısa vadeli dış borçlar... İktidarın IMF ve benzeri uluslararası kredi kuruluşlarına borcumuz olmadığına dair övünmelerini bir kenera bırakın, Türkiye ciddi oranda dış borç yüküne sahip bir ülke. Dış borç yapısına bakıldığında, özel sektörün ciddi bir borç yükü altında olduğu görülüyor ve bu borcun ciddi bir bölümü de kısa vadeli... Bunun anlamı, çok kırılgan bir dış borç stokuna sahip olmamız. Döviz kurlarında ciddi bir oynaklık yaşanması durumunda, özel sektörün ciddi bir krize sürüklenme ihtimali yüksek. Bir diğer potansiyel sorun ise TCMB rezervlerinin zayıflığı, zira borç ödeme dönemlerinde döviz arayışına giren özel sektör firmalarının talepleriyle kurun yukarı tırmanma ihtimali de var. TCMB verilerine göre, kısa vadeli dış borç stoku şubat ayında 2023 yıl sonuna göre yüzde 0.9 oranında azalışla 173.6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2.2 oranında artarak 69.9 milyar dolar olurken diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4.5 oranında azalarak 57.7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2024 Şubat sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine bir yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku 227.5 milyar dolar oldu.