Hayalet

Marx’ın yazılarından derlenen bu kitap, sadece Türkiye’de değil, aynı zamanda dünyada da en çok okunan, en iyi Marx antolojisi tanımlamasını hak ediyor. Marx’ın çalışmasının bütününü yansıtan, özgün pek çok düşüncesi arasında güçlü ilişkiler kurmamızı sağlayan eser, hem Marx üzerine derslerde kendisinden fazlasıyla yararlanılabilecek bir kılavuz niteliğine sahip hem de daha derinlikli çalışmalar için biçilmiş kaftan. Kapital, Grundrisse, Alman İdeolojisi ve Kutsal Aile gibi Marx’ın en önemli eserlerinden bölümlerin yanı sıra, çok farklı konularda yazdığı, daha az bilinen kısa yazıları da dikkatle seçilmiş: Genç bir adamın babasına yazdığı edebi değeri yüksek mektupla açılış yapılıyor; doktora tezi, gazete yazıları, polemikleri, mektuplaşmaları, felsefeye, bilime, dine, politik-ekonomiye, ahlaka, hukuka ve bir bütün olarak çağına dair eleştirel ve aynı zamanda devrimci düşünceleri, Marx’ın bütünlüklü üslubu içinde açığa seriliyor. HAYALET / KARL MARX / AYRINTI YAYINLARI

Zamanın İzinde

Zamanın İzinde, geçmişin izleri ile geleceğin düşleri arasında mekik dokuyan bir çalışma. Enis Rıza’nın seçtiği ve uzun bir yüzyıldan parçalar yansıtan fotoğraflara Ercan Kesal kendi hayatından esinlerle metinler yazdı, sıradan insanların hayallerini toplumun aynasına yerleştirdi.  "Dün geçmişte kalırken, yarına yeni yüzler ve yeni sözlerle varılır. Ama her yüz dünün acılarını kırışıklarla taşır ve her sözün bağrında da yarım kalmış hayaller saklıdır. Geçmiş bitmemiştir, şarkıların, resimlerin ve umutların içinde sonsuz bir nehir gibi yenilenerek akar. Zamanın İzinde, bizi o nehrin sert kıvrımlarına götürür ve ışığın suda parladığı kısa anlara daldırıp çıkarır." ZAMANIN İÇİNDE / ENİS RIZA, ERCAN KESAL / AYRINTI YAYINLARI

Benim Periyodik Tablom

İnsan beyninin ve sinir sisteminin gizemleri ve tuhaflıklarına dair önemli incelemelerin yazarı nörolog Oliver Sacks, yaşamının son aylarında yaşlılık, hastalık ve ölümle yüzleştiği dört yazı yazdı: “Cıva”, “Benim Hayatım”, “Benim Periyodik Tablom” ve “Şabat Günü”. Bu yazılarda Sacks, ardında bıraktığı hayata şükranla, yaklaşmakta olan ölüme ise şaşırtıcı bir sakinlikle bakıyor. “Korkmuyormuş gibi davranamam. Öte yandan içimdeki baskın duygu şükran duygusu. Sevdim ve sevildim, çok şey aldım ve aldıklarımın karşılığında bir şeyler verdim; okudum, seyahat ettim, düşündüm, yazdım. (…) Her şeyden önemlisi, bu güzelim gezegende duyarlı bir varlık, düşünen bir hayvan olarak bulundum ve bu başlı başına müthiş bir ayrıcalık ve serüvendi.” BENİM PERİYODİK TABLOM / OLIVER SACKS / YAPI KREDİ YAYINLARI

Narsisizm ve Yaratıcılık

Narsisizm ve Yaratıcılık, Nilüfer Erdem'in yaklaşık 10 yıldır düzenlenen Psikanaliz ve Yaratıcılık Sempozyumunun 2014 İstanbul oturumunda sunulan makaleleri bir araya getirdiği bir çalışma. Freud’un 1914 tarihli “Narsisizme Giriş” makalesinin yüzüncü yıldönümünde düzenlenen sempozyumda sunulan bu metinlerde, psikanalizin en can alıcı temalarından biri olan narsisizmin yaratıcılıkla etkileşimi, yaratıcılığın sağaltıcı etkisi tartışılıyor. Narsisizm simgeleştirme ve yaratma kapasitesinin ortaya çıkmasındaki etkisiyle günümüzde hâlâ derinlemesine incelenmeyi hak eden en verimli ve can alıcı psikanaliz temalarından birini oluşturmaktadır. NARSİSZM VE YARATICILIK / NİLÜFER ERDEM / YAPI KREDİ YAYINLARI

Suyun Şavkı - Leipzig’te Bir Aile ve Nâzım Hikmet

Melih Güneş, 1950’lerde Türkiye’den siyasi nedenlerle ayrılmak zorunda kalmış Hayk ve Anjel Açıkgöz ailesi üzerinden Nâzım Hikmet’in Avrupa’daki yaşamlarına ışık tutuyor. Kitap, Hayk Açıkgöz tarafından çekilmiş Nâzım Hikmet fotoğrafları albümünü de içinde barındırıyor. Cevat Çapan önsözünde kitabı şöyle tanıtıyor: “Melih Güneş “Suyun Şavkı” başlıklı bu yeni kitabında 1950 yılında bir daha dönmemecesine doğup büyüdükleri topraklardan yurtdışına çıkmak zorunda kalan Hayk ve Anjel Açıkgöz’ün Samsun’dan başlayıp Leipzig’de sona eren uzun yolculuğunu ve Nâzım Hikmet’le kurdukları o güzel dostluğun öyküsünü¨ anlatıyor. Böylece bu güzel kitabı okurken Nâzım Hikmet’in Türkiye’den ayrıldıktan sonra onunla benzer bir yazgıyı paylaşan sürgündeki dostlarıyla nasıl bir hayat yaşadığını, çıktığı yolculukları, katıldığı toplantıları, dost evlerinde memleket yemekleri yerken, Ruhi Su türküleri dinlerken duyduğu mutluluğu paylaşıyorsunuz.” diyor. SUYUN ŞAVKI / M. MELİH GÜNEŞ / YAPI KREDİ YAYINLARI

Çin Edebiyatından Seçme Öyküler

"Bildikleri birkaç yabancı kelimeyi başkaları ile paylaşmazlardı. Çekçeklerini sürüşleri de kendilerine münhasırdı; ne yavaş ne hızlı denilebilirdi gidişlerine. Başları öne eğik, hiçbir yere bakmaya tenezzül etmeden, yolun kenarından, sanki dünyadan kopmuşçasına sürer giderlerdi çekçeklerini. Yabancılara hizmet ettiklerinden, diğer çekçekçiler gibi numaralı ceket giymezlerdi. Bunun yerine uzun kollu beyaz gömlek, siyah ya da beyaz renkli, bilekten ince bir şeritle bağlı uzun pantolonların altına, mavi renkli bez tabanlı ayakkabılar giyer, temiz, tertipli ve afili görünürlerdi..." ÇİN EDEBİYATINDAN SEÇME ÖYKÜLER / GÜRHAN KIRİLEN / GECE KİTAPLIĞI

Terörizm mi? Direniş mi?

“Terörizm paradoksu”nu yaşıyoruz. Hepimiz hem kurbanız hem de zanlı. Her an herhangi bir yerde patlayacak bir bombayla ölebilir, ağzımızdan çıkacak en ufak itirazdan dolayı terörist damgası yiyebiliriz. Bütün kavramları bulandırıp dejenere etmek, her türden iktidar ve tahakkümün temel marifetidir. Dolayısıyla tahakkümün öncelikle dilde kurulduğunu söyleyebiliriz. Gérard Rabinovitch, kitabında, modern siyaset diline Fransız Devrimi sırasında giren “terörizm” ve “direniş”in karşıt temellere dayalı iki mücadele tarzı olduğunu; İkinci Dünya Savaşı’ndaki direnişlere, tarihsel, antropolojik ve sosyolojik kaynaklara başvurarak, Sokrates, Arendt, Adorno, Benjamin, Camus, Narodnikler, Fransız Direnişçileri gibi farklı düşünür ve eylemcilerden yola çıkarak irdeliyor. TERÖRİZM Mİ? DİRENİŞ Mİ? / GERARD RABINOVITCH / SEL YAYINCILIK

Benim Adım Leon

Dokuz yaşındaki Leon, hayatla başa çıkmaktan âciz, depresyondaki annesine bakmanın yanı sıra yeni doğan kardeşine de kol kanat germek zorunda. Her şeye razı, yeter ki hep birlikte olsunlar, hiç ayrılmasınlar. Ama bir gün korktuğu başına geliyor Leon’un. Gelişen olaylarla ailesi bir anda dağılmaya başlıyor. Yetişkinlerin dünyasında Leon’un karar verme hakkı yok ne yazık ki. Leon bir yandan ailesini tekrar bir araya getirme planları yaparken, bir yandan da yeni hayatına uyum sağlamaya çalışıyor. BENİM ADIM LEON / KİT DE WAAL / HEP KİTAP YAYINLARI

Süperpoze: Bir Kuantum Romanı

Mutlu bir aile hayatına, güzel çocuklara sahipsiniz. Geceyarısı kapınıza dayanan eski bir arkadaşınız,size kuantum dünyanın kapılarını araladığından bahsediyor ve sabah ölü bulunuyor. Öldürüldüğü odada sizin parmak izleriniz, DNA'nız. Ayakkabınızda arkadaşınızın kanı. Tek şüpheli sizsiniz. Oysa siz, masum olduğunuza eminsiniz. Emin misiniz? Süperboze Bir Kuantum Romanı, bilimkurgu temelli gizemli bir yolculuğa çıkarıyor okurları. SÜPERPOZE-BİR KUANTUM ROMANI / DAVID WALTON / APRIL YAYINCILIK

James Joyce'un Kızı

1920’ler… Sanat, müzik, edebiyat ve dans alanlarında tüm yeniliklerin merkezi Paris... Edebiyatın dehalarından James Joyce’un tutkulu kızı Lucia, Paris’te yıldızı parlamakta olan yetenekli bir dansçıdır. Genç Samuel Beckett, babasıyla çalışmaya geldiğinde Lucia ona umutsuzca âşık olur. Geleceği görebildiğine inanan genç kadın, Beckett’le evlenmenin kaderinde olduğuna emindir. Ama öngörüleri onu yanıltacak, dâhi babasının gölgesi bir türlü peşini bırakmayacaktır. Yaşamı paramparça olan Lucia, ünlü psikanalist Carl Jung’dan yardım alsa da, kaderin kendisi için planladıklarından ne ölçüde kaçabilecektir? JAMES JOYCE'UN KIZI / ANNABEL ABBS / HEP KİTAP YAYINLARI

Havuzlu Yazlık

Havuzlu Yazlık, Herman Koch'tan intikam hakkı ve sınırları aşmaya dair heyecanlı bir öykü. Aile hekimi Marc Schlosser 'ın tıbbi bir hatası yüzünden hastalarından biri olan meşhur aktör Ralph Meier hayatını kaybeder. Dr. Schlosser kendisini Tıbbi Disiplin Kurulu önünde savunmak zorundadır, fakat bu konuda endişeli değildir: “Birkaç ay uzaklaştırma olur en fazla. Biz hepimiz birbirimizi tanırız. Daha fazlası olmaz.” Ama bu bir tıbbi hata mıdır? Ne de olsa Ralph, doktorun güzel karısı Caroline 'e biraz fazla ilgi göstermiştir. Yoksa bu Meier çiftinin Schlosser ailesini davet ettiği yazlıkta olanlarla mı ilgilidir? HAVUZLU YAZLIK / HERMAN KOCH / DOĞAN KİTAP

Zaman Tüneli

 Peter Goes, Zaman Tüneli'nde, bizi dinozorlar çağından Azteklere, Vikinglerden uzay gemilerine uzanan süreçte insanlık ve dünya tarihini resimlerle anlatan bir yolculuğa çıkarıyor. Yazarın hayal dünyasında şekillenen görsellere dönemin gerçekleri eşlik ediyor. Dünyayı güzelleştiren sanatçıları, insanlığı felakete sürükleyen zalim yöneticileri, çağı daha ileriye taşıyan kâşifleri, beyazperde karakterleri kadar efsanelere konu olmuş yaratıkları da bu kitabın sayfalarında bulmak mümkün. PETER GOES / ZAMAN TÜNELİ / HEP KİTAP YAYINLARI

Ateş Anıları II - Yüzler ve Maskeler

Eduardo Galeano’nun en önemli eserlerinden Ateş Anıları üçlemesinin ikinci cildi Yüzler ve Maskeler’i bu kez, Yeni Dünya’da köleliğe ve sömürüye başkaldırıların yaşandığı on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllara odaklanıyor. Özgür bir Latin Amerika için mücadele eden lider Simón Bolivar’dan, ezilenlerin sesi Kübalı şair José Martí’ye kadar pek çok karakter üzerinden gelişen yüzlerce öyküde, baskı ve zulme direniş destanlarına tanıklık ediyoruz. Kitapta, emperyalistlerin yeni sömürü mekanizmalarını nasıl yarattıklarına da ışık tutuluyor. Araştırmacılık, gazetecilik ve devrimci perspektifin birleştiği Ateş Anıları üçlemesinde Galeano, şiirsel anlatımı ve cesur diliyle tarihin kayıp ve susturulmuş gerçekliklerini bir bir sahneye çıkarmayı sürdürüyor. ATEŞ ANILARI II - YÜZLER VE MASKELER / EDUARDO GALEANO / SEL YAYINCILIK

Resul

Resul, verili tüm değerlere, bilince, maddeye karşı çıkışın; ötekiliği yontan, normalleştirmeye çalışan güce karşı bireyin sadece var olarak direnmesinin, öte yandan da biz ölümlülerin algılarını boşa çıkarmak için kendini yok etmesinin alegorik anlatısıdır. Çok tartışılan ilk romanı Resul’de yazar dil içinde dil, ev içinde ev kurarak imkânları mümkün kılan kült bir kitap ortaya koyuyor. “Sadece Resul, sadece canlı, sadece kendim, kendimle eşit ve kendinden ibaret olmak ve bunu asla bilmemek. Bilmek çürütüyor çünkü canlıyı.” RESUL / HÜSEYİN KIRAN / SEL YAYINCILIK

Kabuk

Bir ailenin tarihini, deliliğini, karanlığını, neşesini, acayipliğini kumaşlar ve yiyeceklerle çevrelenen üç kadının gözünden anlatıyor Zeynep Kaçar Kabuk’ta. Kendini gerçekleştirme çabası içindeki üç kuşağın hayatın gelip dayattıkları karşısında başkalaşması, kabuk değiştirmesi, kabuğuna sığamadıkça çaresizleşmesi, çaresizleştikçe gerçeklikten uzaklaşması sarmalını incelikle örüyor. Her bir birey için savaş alanına dönüşen ailenin aynı zamanda bütün yaraları iyileştirmedeki mucizevi mahirliğini de sakınmasızca ele alıyor. KABUK / ZEYNEP KAÇAR / SEL YAYINCILIK

Dicle'nin Günlüğü

Dicle'nin Günlüğü'nde şair İhan Sami Çomak mizah anlayışını öne çıkaran bir dille karşımızda. 23 yıldır hapiste yatan bir şair, hayata ve yaşananlara nasıl karşı koyabilir ki başka türlü. İlhan Sami Çomak insanın hayret hali, önü yazmavi bir selserap, dizleri kanıyor ama… Gör müsün? İLHAN SAMİ ÇOMAK / DİCLE'NİN GÜNLÜĞÜ / YASAK MEYVE YAYINLARI

Zaman Çöktü

Zaman Çöktü, bir bakıma, insanlaşmaya çalışan koyunların, koyunluk değerlerini savunarak insanlara karşı ayaklanışının öyküsü. Tarihçi Y. Hakan Erdem, bu kez bilimkurguya el atıyor ve tufandan sonrasına, 41. yüzyıla gidiyor, ama buralardan da fazla uzaklaşmadan. Belki de, Batılılaşma sürecindeki koca bir ülkenin, mecburen 'güneylileşmek' zorunda kalışının öyküsüdür bu, kim bilir? ZAMAN ÇÖKTÜ / Y. HAKAN ERDEM / DOĞAN KİTAP YAYINLARI

Kuruluşun İhmal Edilmiş İstisnası

Murat Sevinç ve Dinçer Demirkent’in etraflı bir yorum ve analizle sundukları 1921 Anayasası deneyimi, sadece ürünü olan belgeyle değil, asıl, müzakereleriyle dikkate değer. Bu müzakereler, anayasa ilkeleri ve kavramları hakkında, canlı ve zengin bir tartışma ortamını ortaya koyuyor. Aslında bütün temel politik meseleler hakkında - ve hâlâ canlılığını koruyan bir tartışma… KURULUŞUN İHMAL EDİLMİŞ İSTİSNASI / MURAT SEVİNÇ, DİNÇER DEMİRKENT / İLETİŞİM YAYINLARI

Hakikat Sözleri

Tüm yaşamını hakikat arayışına adayan, İranlı yargıç, müzisyen ve filozof Üstat Elahi (Ostad Elahi), Hakikat Sözleri'nde sufi bilgeliğe odaklanıyor. "Rastlantı yoktur! Her şeyin bir sebebi vardır… Sebepsiz yere hiçbir şey olmaz. Biz o sebebi algılamaz ve bunun tesadüf olduğunu sanabiliriz. Oysa tesadüf ya da rastlantı yoktur; her şeyin bir sebebi vardır." anlayışıyla yazar bizi manevi bir yolculuğa çıkarıyor. HAKİKAT SÖZLERİ / ÜSTAT ELAHİ / DOĞAN KİTAP YAYINLARI

Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor

İrlanda'lı yazar Darragh McKeon Sovyetler Birliği'nin çöküşünde, okurları bir felaket öyküsüne doğru yolculuğa çıkarıyor.  Küçük deha Yevgeni, Moskova'da eski bir dairede piyano çalarken, teyzesi Maria fabrikada makineyi çalıştırmak için yaptığı bir hareketi mutfakta tekrar ettiğini fark edip irkiliyor. Eski eşi Çernobil'in izlerini silmeye çalışan doktor Grigori'yi hatırlıyor. Bir grup adam ise başlarına geleceklerden habersiz, neşeyle votka içerek bir ormanı toprağa gömüyorlar. Çocuklar ölü doğuyor. Tıpkı 'katı olan her şeyin buharlaşması' gibi Sovyetler Birliği de çöküyor... KATI OLAN HER ŞEY BUHARLAŞIYOR / DARRAGH MCKEON / DOĞAN KİTAP YAYINLARI

Bir Sabah Yürüdüm

Türküler çağıran bir sesi var İlhan Sami Çomak’ın. Bazen ağlıyor, hayatı sınamak için. Suyun akışına doğru sabahları gererek. Sabahlar ona hem bakıyor, hem bakmıyor. Bir güvercin gibi takla atmasını biliyor ama; denge, başarabildiği tek şey. İLHAN SAMİ ÇOMAK / BİR SABAH YÜRÜDÜM / YASAK MEYVE YAYINLARI