Trans-Atlantik

20. yüzyılın en önemli yazarlarından Witold Gombrowicz, başyapıtlarından Trans-Atlantik’te modern dünya insanının başlıca açmazı göçmenlik ve yersiz-yurtsuzlaşma deneyimini ele alır. Eski söylence ve anlatı tekniklerinden esinler taşıyan bu benzersiz roman, belki de yazarın en kişisel eseridir. II. Dünya Savaşı arifesinde, ülkesini Nazilerin işgal etmesi üzerine Arjantin’e ayak basan ve anavatanıyla da, kendini yok eden anakarayla da bağlarını koparan genç bir yazarın şenlikli ve absürt maceralarını anlatan Trans-Atlantik, özünde pusulasını kaybetmiş bir dünyada ferdin devletle ve tarihle hesaplaşmasını konu edinir. TRANS-ATLANTİK/WITOLD GRAMBOWICZ/EVEREST YAYINLARI

Avare Gençlik & Gardenbar Geceleri

Sanat camiasının 1930’lardaki ilk bohemlerinin hem birinci elden tanıklığı, hem de “edebi envanter”i olan Asmalımescit 74’le başlanılan Fikret Adil Kitaplığı”, Intermezzo’nun ardından, Avâre Gençlik & Gardenbar Geceleri ile sürüyor. Fikret Adil’in 1960’ların başlarında geçen, girift bir aşk hikâyesi ekseninde dönemin gece hayatını ve genç kuşağın medenileşmeyle ilişkisini tüm çarpıcılığıyla işleyen Avâre Gençlik ile “Batı medeniyetine bar kapısından girişinin ilk adımı olan efsanevi “Gardenbar”ın tarihçesi niteliğindeki Gardenbar Geceleri, Cumhuriyet’in erken dönemlerinin dünyasına ışık tutuyor.1911’de, Balkan Savaşı’nın yol açtığı hastalık ve sefaletin azaltılması amacıyla bir yardım girişiminde bulunuldu: “Şehrin yüksek ve tanınmış aileleri, el örgüleri, işleme yapacaklar. Bunlar Kızılay yararına sergilenip satılacak.” Sergileme ve satış Tepebaşı’nda bir“pavyon” yapıldı. AVARE GENÇLİK&GARDENBAR GECELERİ /FİKRET ADİL/ SEL

Kendine Ait Bir Roma

Millet ve vatan kavrayışlarının tarihi ile ilgili tartışmaları derinleştirebilmek için, gerek bu unsurların, gerekse bunları paylaştığımızı tahayyül ettiğimiz başka insanlardan oluşan topluluklara duyulan aidiyet hissinin tarihine eğilmek gerekir. İşte burada zihnimizin hayret kapısını ardına kadar açık tutmakta yarar var. Vatan, il, yurt, ulus, kavim, millet, soy gibi kavramların mazisi hepimiz için sürprizlerle dolu. Geçmişin en az bizim kadar incelikli insanlarının bu kavramların içini nasıl farklı şekillerde doldurduklarına yakından bakmak zorundayız. Osmanlı devletinin şemsiyesi altına girmiş insanları ve onlara ait toprakları anlayabilmek için karşımıza çıkan en önemli anahtar kelimeler arasında diyar-ı Rum ve Rumîlik var. Bu sözcüklerle birlikte birçok soru sökün ediyor: Diyar-ı Rum neresidir? Bir tür vatan mıdır? Anadolu mudur Roma mıdır? Kimlere Rumî denmiştir? Roma kimliğinin ve kültür mirasının tapusu Bizans’tan Batı’ya mı geçmiştir? İnsanlığın geçmişi bize farklı yerelliklerin mümkün olduğunu, “bir yer’in insanı olmanın” çok farklı şekillerde yaşanabileceğini gösteren nice hikâye sunuyor. Diyar-ı Rum’a dair bu küçük kitap bu hikâyelerden birine odaklanıyor. KENDİNE AİT BİR ROMA/CEMAL KAFADAR/METİS

Sürgün Ruhun Rüya Defteri

Yıllar önce işlediği bir günahla kirlenen ruhunu zamanla, hem de zamanın ta kendisiyle arındırmaya çalışan çaresiz bir adam; dönüştükçe değişen, değiştikçe yıkılan bir ömür; Ortadoğu’dan Orta Asya’ya, Uzakdoğu’dan İstanbul’a uzanan bir hikâye. “Magda Döndüğünde” ile tanınan Ömer F. Oyal, “Sürgün Ruhun Rüya Defteri”nde mucizeyle sınanmış lanetli bir adamın tedirgin sesine kulak veriyor: “Dilin zamanlarüstü yasası”nın izinde, zaafların ve erdemlerin, İyi’lerin ve Kötü’lerin ötesine bakıyor. "Uçuruma doğru giden atın üzerinden bir türlü atlayamazsınız. Felaketinize yapışmışsınızdır. Günahına tutkuyla sarılmak... O zamanlar, günahı onarmak üzere bir hayatı inşa etmeyi anlamıyordum henüz. Sadece ürperdiğimi biliyorum. O rahibin kendini suçlu hissetmesinin ululuğu ve benim boş vermişliğimdeki sefil zavallılık. İki ruh arasında fark bu kadar olur! O merdivenlerin başında gerçekten utanmıştım. Utanç, ruhu olgunlaştıran yağmur gibidir. Utanç hissetmeyen bir ruhun arınması mümkün değil. Utancı acı, acıyı çaresizlik, çaresizliği yine utanç izler. Böylece kavrula kavrula arınıp yavaş yavaş başka birisi olursunuz." SÜRGÜN RUHUN RÜYA DEFTERİ/ÖMER F. OYAL / YKY

Livaneli Kitabı

Livaneli edebiyatı üzerine Türkiye'de ve dünyada birçok akademik çalışma yapıldı, tezler yazıldı. Bu kitap, alandaki çalışmalara önemli bir katkı niteliğinde.Ülkemizin önde gelen edebiyat bilimcilerinden Prof. Dr. Onur Bilge Kula, sanatçı Zülfü Livaneli'nin sanatını anlatan, kendi çağlarının ve toplumlarının sürgünü olan benzerleriyle buluşturan bir çalışma kaleme aldı. Hegel, Marx, Lukács, Brecht, Adorno, Thomas Mann ve Anne Seghers'in satırlarıyla açılan evrensel dünya, Livaneli'nin sanatının, çağı ve coğrafyayı aşan, insanlığın ortak yazgısına ulaşan gücünün kanıtı haline geliyor adeta. Kula, Mutluluk'tan Serenad'a, Kardeşimin Hikâyesi'nden Konstantiniyye Oteli'ne, Leyla'nın Evi'nden Huzursuzluk'a, milyonlarca okura ulaşmış romanlara getirdiği çözümlemelerle, Livaneli okurlarına, yazarın külliyatına katmak isteyecekleri bir kitap hediye ediyor. LİVANELİ KİTABI/ ONUR BİLGE KULA/DOĞAN KİTAP

Zaman Boşluğu

Günlerden bir gün Londra'da bir kız çocuğu dünyaya geldi ve kayıplara karıştı. İşin içinde birbirini çok seven ama ölesiye kıskanan kahramanlar vardı. Kaderleri geçmişe gidip geleceğe dönecekleri bir yolculukta kesişecek; zamandaki bir boşluk... İngiliz yazar Jeanette Winterson, kralların dünyasında geçen 'Kış Masalı'nı günümüze taşıyarak yeniden yorumluyor. Zaman Boşluğu, William Shakespeare'in ölümünün 400. yılı dolayısıyla başlatılan "Shakespeare Yeniden" serisinin ilk romanı olma özelliğini taşıyor. ZAMAN BOŞLUĞU/JEANETTE WINTERSON/DOĞAN KİTAP

Zorro Karlar Altında

Zorro bir kurtarma köpeğidir. Çığ altında kalan Luca’yı donmak üzereyken karların altından kurtarır. İkinci hayatına bir köpek sayesinde başlayan ve yaşıtlarından farklı ilgileri, merakları olan delikanlı için bu tanışıklık ona yeni kapılar aralar. Mary de yaşıtlarından farklı, hayvanlara ve doğaya sevgiyle bağlı bir genç kızdır. Veterinerlik Fakültesi’nden arta kalan zamanlarda gönüllü olarak bir hayvan barınağında çalışmaktadır. Bu iki gencin kendilerini arama, bulma hikâyeleri köpekler sayesinde çakışır. “Zorro Karlar Altında”, bol ödüllü İtalyan yazar Paola Zannoner’in kaleminden bir gençlik romanı. ZORRO KARLAR ALTINDA/PAOLA ZANNOER/YKY

Deneyler ve Hayaletler

Hiç düşündünüz mü? “Neden?” diye sormak, neden önemlidir?Öğretmenin o gün verdiği ev ödevini düşününce Beste bir an için ürperir. Ödev “görünmezi görmek” üzerine bir deneydir. Ruhlar ya da hayaletler gelmesin aklınıza. Bu ses dalgalarıyla ilgili çok ilginç bir deney ve ihtiyacınız olan sadece boş bir kavanoz, makas, torba, lastik bant, bir çay kaşığı toz şeker ve iki tencere kapağı. Bilimsel ve kuşkucu düşünmeye ilişkin bu eğlenceli hikâyede evde ailenizle yapabileceğiniz deneyler de var. “Öyle hoşuma gitmişti ki, tencere kapaklarını birbirine daha da hızlı vurmaya başladım (bu arada kendimi de cesaretlendirmeye çalışıyordum, ne de olsa evdeki o sessizlik hiç hoşuma gitmiyordu). Artık denizdeki küçük dalgalar, fırtınadaki dev dalgalara dönüşmüştü: Dalgalar şaha kalkmıştı ve toz şeker taneleri diskotekte dans eden pireler gibi hareket etmeye başlamıştı!” DENEYLER VE HAYALETLER/MARIO SALA GALLINI/ YKY

Kırk Oda

Oyunlardan çok masallara düşkün, kelimelerin büyüsüne kapılmış, şiirle büyüyen küçük bir kız ve onun çocukluk umutları. Hayatın büyük sorularına yanıt aramak, yeni insanlar tanıyıp dünyayı keşfetmek, ama daha önemlisi ölümsüz bir şair olmak isteyen genç bir kadın ve gençlik tutkuları. Yol ayrımına geldiğinde, çocukluk ve gençlik hayallerine sarılmakla konforun rahat sularına kendini bırakmak arasında tercih yapmak zorunda kalan bir kadın ve çelişkileri, pişmanlıkları, seçimleri. Kırk Oda, hayat ve sanat üzerine bir roman... Çocukluktan ölüme dek süren bir hikâye. KIRK ODA/OLGA GRUSHIN/EDITURA

Ah Kuşlar Vah Kuşlar

Kırlangıçlar göç için yola koyulmuştu. Sürüye Yavru Kırlangıç’ın büyük annesi yol gösteriyordu. Ama o da ne? Büyük anne yolu mu şaşırmıştı? Nereye gelmişlerdi böyle? Mavi gölü bulamayacaklar mıydı? Aşırı kentleşme ve çevre kirliliğinin kuşların hayatını nasıl etkilediğine dair bir hikâye “Ah Kuşlar Vah Kuşlar”… Doğan Kardeş’in “Daha Güzel Bir Dünya İçin” dizisinden çıkan “Ah Kuşlar Vah Kuşlar” kitabını Nursel Erdoğan yazdı, Seçil Çokan resimledi. AH KUŞLAR VAH KUŞLAR / NURSEL ERDOĞAN / YKY

Ayıların Meşhur Sicilya Baskını

İtalya’nın en önemli yazarlarından Dino Buzzati mizahla hayalin harmanlandığı olağanüstü bir savaş hikâyesini, destansı bir masalı okurlara sunuyor. Uzun yıllar önce Sicilya’nın en yaşlı dağlarında, Ayılar Kralı Aslanayı’nın oğlu Tombik iki avcı tarafından kaçırılır ve vadinin aşağısına götürülür. O günden sonra da kendisinden bir daha haber alınamaz. Hiç görülmedik korkunç soğuk bir kış gelir ve ayı halkını açlıkla karşı karşıya bırakır. Yavru ayıları geceler boyu ağlatan, açlıkla halsiz bırakan şiddetli kışı fırsat bilen Kral, insanların yaşadığı vadiyi işgal etmeye karar verir. Ordusu ve büyücüsünün yardımıyla zafer kazanan Kral, oğlu Tombik’e kavuşur. Ayılar Kralı Aslanayı çok geçmeden insanlar dünyasının ayı halkının yaşamasına elverişli olmadığını anlayacaktır... AYILARIN MEŞHUR SİCİLYA BASKINI / DİNO BUZZATİ /YKY

İtirazım Var

"...Günlük haber-yazı kaygısıyla olayların peşinden koşan bir gazeteci için bile, Türkiye gibi, başka ülkelerde on yıla sığabilecek gündemi biraz soluklanmadan, geçmişe dönüp bakmadan anlayıp yorumlayabilmek kolay değildir. Üzerinden yirmi yıl geçtikten sonra 28 Şubat’ı yazacağım diye yola çıkar, kendinizi 15 Temmuz darbesini izlerken bulabilirsiniz!" Derya Sazak, bu kitapta, Milliyet gazetesinde geçirdiği otuz yıl boyunca, 1990’ların yükselen sektörü medyada, dönemin güçlü isimlerinin aralarındaki mücadeleleri, gruplar arasındaki rekabeti, iktidar muhalefet kavgalarını, kazanan ve kaybedenleri, 28 Şubat’tan 15 Temmuz darbe girişimine kadar tanık olduğu gelişmeleri ve gözlemlerini aktarırken, medya ve demokrasi tarihimizin tartışmalı dönemlerine ışık tutuyor. Bugün medyanın büyük bölümünün siyasal iktidara teslim oluşunun, muhalif gazetecilerin çoğunun ya işsiz ya da mahpus olmasının yakın tarihimizdeki kökenlerine işaret ediyor. İTİRAZIM VAR / DERYA SAZAK / İLETİŞİM YAYINLARI

Kuşku ile Komşuluk

"Kuşku ile Komşuluk: Türkiye ve Rusya İlişkilerinde Değişen Dinamikler" iki ülke arasındaki etkileşimin bir yandan tarihsel panoramasını çizerken diğer yandan bu tarihselliği günümüzdeki sorunlar ve ortaya çıkan yeni uyuşmazlık başlıkları etrafında ele alıyor. Çatışma, gerginlik, uzlaşma ve işbirliği parametrelerinin yetip yetmediği sorun alanlarını olabildiğince ayrıntılı bir şekilde incelerken, iki ülkede mevcut olan medya rejiminden siyasal muhalefetin konumuna kadar önemli pek çok meseleyi de araştırma çerçevesine dahil ediyor. KUŞKU İLE KOMŞULUK / GENCER ÖZCAN, EVREN BALTA, BURÇ BEŞGÜL / İLETİŞİM YAYINLARI

Uyku Masalları

Yapı Kredi Yayınları iyi uykular diler: “Uyku Masalları”. Uykusu gelmeyen, uyumak istemeyen, bir türlü uyuyamayan çocuklar için 18 masal + küçükler için iyi geceler öpücüğü... Kaplanlar, ayılar, tavşanlar, kurtlar, sevimli afacanlar ve daha pek çok kahraman... UYKU MASALLARI / ÇEVİRMEN: ŞİLAN EVİRGEN / YKY

Çukurova - Yaşar Kemal Edebiyatının Temelleri

Barry Charles Tharaud Yaşar Kemal’in beş erken dönem romanı “İnce Memed 1”, “Ortadirek”, “Yer Demir Gök Bakır”, “Ölmez Otu”, “İnce Memed 2” üzerinde odaklanıyor. Fikir aşaması 1940’ların ikinci yarısında başlayan, yayımlanması ise 1950’lerin ilk yarısından 1960’ların sonuna kadar süren bu beş roman, Tharaud’a göre Yaşar Kemal’in büyük yakınlığa sahip olduğu ve zaman zaman kıyaslandığı Homeros’un destanlarıyla yarışabilecek bir edebi zenginlik oluşturmaktadır. Tharaud Yaşar Kemal’in eserlerinin arkasında yatan felsefeyi, edebi teknikleri, gerek Doğulu gerek Batılı geleneklerden gelen etkileri sistematik ve derinlikli bir biçimde ele alıyor. "... Yaşar Kemal’in eserleri, insanlığın sürekli karşı karşıya olduğu varoluşsal sorularla doludur—bizi en nihayetinde kazanılamayacak fakat yapılması gereken mücadelelere girmeye iten, insan olmanın ne anlama geldiğine dair sorular. Yaşar Kemal, en büyük kaynaklarımız olan insan imgelemi ve onu ifade eden dil gibi insani kaynaklarımızın farkına varmamızı sağlar." ÇUKUROVA - YAŞAR KEMAL EDEBİYATININ TEMELLERİ / BARRY CHARLES THARAUD / YKY

Mekân Feşmekân

Mekân Feşmekân, Georges Perec’in yapıtının tüm stratejilerini yeniden üreten, sonradan ortaya çıkacak kitapları birer düşünme alıştırması, fantezi, koza, potansiyel olarak barındıran olağanüstü bir laboratuvar. Perec boş sayfa ile başlayıp yatak, oda, daire, apartman, sokak, mahalle, şehir, sayfiye, ülke, dünya ve uzay sıralamasını izleyen, iç içe halkalar oluşturarak adım adım genişleyen kitap boyunca yaşamöyküsel verilerin mekânlarla ilişkisi; yararsızlık, sıradanlık, ikamet edilebilir, yaşanabilir olan; pencereler, ölçüler, sınırlar; yerlerin bellekle kurduğu tuhaf etkileşim üzerine düşünüyor, düşlüyor, yeni projeler, biçimler üretiyor, sorular soruyor: Bir odada ikamet etmek ne demektir? Bir yer neden ve nereden itibaren bütünüyle bize ait olur? Bir odada yatağın yerini değiştirecek olursak, oda değiştirmiş olduğumuzu söyleyebilir miyiz? Hiç nasıl düşünülür? Neden otobüsler falanca yerden filanca yere gidiyorlar? İnsan kendi şehrini nasıl tanır? Dünyaya dair ne bilebiliriz? MEKAN FEŞMEKAN / GEORGES PEREC / EVEREST YAYINLARI

Tekme Tokatlı Şehir Rehberi

Mevsim Yenice, olgun bir ilk kitapla okuyucunun karşısına çıkıyor. İstihzayı elden bırakmayan, gerektiğinde yoran öyküler yazıyor. Anlatıcısının sesi bir değil, bin. Tekme Tokatlı Şehir Rehberi öyküye yeni bir soluk oluyor. Ama soluğu verdikten sonra kahkahasını da patlatıyor."Ayağa kalkıp dizlerimdeki toprağı silkelerken çocuk sesleri duydum."Baban nerede Armağan? Herkesin babası var!" Hırsla etrafa bakındım, kimse yoktu. Sonra babama baktım. Beni bu duruma düşürdüğü için ona kızdım, sonra hemen affettim rahmetliyi. Yerden bir avuç toprak alıp kolum kopacak kadar şiddetle uzağa fırlattım, sesleri babamla kovar gibi. Var gücümle bağırdım. "Yer yarıldı," dedim, "yer yarıldı, içine girdi"... TEKME TOKATLI ŞEHİR REHBERİ / MEVSİM YENİCE / EVEREST YAYINLARI

Uyku Krallığı

Uyku Krallığı, satır aralarında, küçük olaylarda, konuşmaların birbirine dolandığı örgüde birdenbire ortaya çıkıveren mizahıyla, hem komik olmaya çalışmaksızın güldüren, hem de derin bir hüzün yaratan, ironik, akıcı ama aynı zamanda tuhaf bir roman. Kerem Eksen'in ikinci romanı Uyku Krallığı, hem bugünün, hem de geçmişin dolambaçlı yollarına sürüklenen Fikret’i anlatıyor. Tek bir günde, hasta yatağına mıhlanmış Fikret’in “Akmcılar’daki o pazar günü”nde geçen roman, “tarihçi” Fiko’nun büyülü Wisconsin gecesine ve “şair” Fikret Efendi’nin gençlik günlerine gidiş gelişlerle ilerliyor. UYKU KRALLIĞI / KEREM EKSEN / EVEREST YAYINLARI

İktidarsızlar

İktidarsızlar, tam bir mizah fırtınası. Fatih Altınöz, hepimizin aşina olduğu gerçeklere, mizahın tertemiz merceğiyle eğiliyor. Bu romanda üç erkekle tanışacaksınız: Taksici Nuri, televizyoncu Faruk ve emekli Bahtiyar. Nuri: Taksici; Faruk: Bir medya CEO’su; Bahti bu hikâyeyi bize anlatan bir emekli. Kadın-erkek ilişkilerinin vahim, hazin ve matrak yönlerini açığa vuran, benzersiz bir roman. Anlamak isteyip de anlayamadıklarımız, anlatmak isteyip de anlatamadıklarımız, hepsi bir arada. Bu bakımdan, elinizdeki roman büyük bir sürpriz niteliği taşıyor. Fatih Altınöz, İktidarsızlar’da daha konforlu yaşamak için debelenip durduğumuz hayatın acı gerçeklerini tatlı bir dille anlatıyor. İKTİDARSIZLAR / FATİH ALTINÖZ / ÇINAR YAYINLARI

Anne Kız, Harikasın

Elif Türkölmez’in öykülerinde hayat, kimsenin su vermediği saksılarda kendi kendine büyüyüveren otlar gibi yeşeriyor. Onun öykülerinde insanlar sadece mutlu olmak istiyor. Bu yaz da tuzlu suya girip çıkamadık diye üzülen anneler... Börekçiye, “Şekerliği masaya bırak,” diyen güzel gülüşlü abiler... Hamile olduğunu doğurunca anlayan minnacık kadınlar... Bataklıkta güneşlenen kaplumbağalar, kadınlar plajında zeytinyağlı sarmalar... ANNE KIZ, HARİKASIN / ELİF TÜRKÖLMEZ / ÇINAR YAYINLARI

Ağrı Kesici

Bu kitap bütün ağrılarınızı kesecek! Ademhan Esen, ilk kitabı Ağrıkesici’de edebiyatımızda denenmemişi deniyor: Dar kalıplara sıkıştırılmış öykünün o büyülü kanatlarını kullanarak mucizelerle dolu bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Aklımızı karıştırarak zihnimizi berraklaştıran, hayatın ortasındaki mizahı somurtkan yüzlerimize tatlı bir dille vuran öyküler bunlar. AĞRI KESİCİ / ADEMHAN ESEN / ÇINAR YAYINLARI