Doğan Kitap İstanbul Kitap Fuarı'nda

Doğan Kitap İstanbul Kitap Fuarı’nda! 9-10 Kasım tarihlerinde söyleşiler ve imza günleri yapılacak.

Özyalçıner: Kalemi sokağa çıkarmak

Adnan Özyalçıner’in sokakla, yoksullukla kurduğu ilişki edebiyatına doğrudan yansır. Özyalçıner, şehrin maruz kaldığı tahribatın altında can çekişen kültürü ve insanı arar sokaklarda. Özyalçıner'in Monos Yayınları tarafından yayımlanan "Sur" kitabı da tarihsel zenginliği ve bu zenginliğin getirdiği kültürel mirası içinde barındırırken, 1960’larda, hatta günümüzde, ötesinden berisinden arabalarda geçip durulan, üstüne sprey boyalarla yazılar yazılan uzak bir akrabaya benzer...

Okurun kulağındaki uğultu: Ethem Baran

Ethem Baran, taşrayı anlatan öykülerinde yerel ağızlara sıklıkla yer veriyor. Kıyı köşe kasabalardan anlattığı insan hikâyeleriyle evrensel değerleri hatırlatıyor. Ethem Baran için dil çok önemli bir mesele ve yazdığı her kelime ile ilgilendiği, dile emek verdiği, özen gösterdiği metinlerinde ortaya çıkıyor. Geleneksel biçime önem veriyor ve onu korumaya çalışıyor.

Bir inatçı pusula: Adnan Özyalçıner

Öykülerinden fabrika düdükleri, işçi sesleri, kahve gürültüleri yükseldi. O, yazgısının boğmaya çalıştığı ancak yine de aynılaşmayan, düşmeyen insanları yazdı. Bir inadın yazarı Özyalçıner, Ant dergisine yaptığı itirazdaki gibi, daima edebiyatı savundu. Kalemi bir pusula gibi, görmezden getirilmeye çalışan yoksulları ve çelişkileri gösterdi. Pusulası bir an olsun şaşmadı.

Marksist estetik bağlamında Adnan Özyalçıner

Adnan Özyalçıner’in yapıtları, dilsel yetkinliği ve özgünlüğü atlamaksızın, Marksist bir içeriği başat kılar. Onun tüm yapıtlarında ruhsal ve toplumsal bir çatışma hâkimdir. Bu çatışmayı ve onu doğuran/onun doğurduğu koşulları derinliğine inceleyen Özyalçıner, insanda anlaşılamaz ve çözümlenemez hiçbir şeyin olmadığını gösterir okura. İster gerçek kişiler olsun, ister ülküleştirilmiş ya da yergiyle değiştirilmiş kişiler, tipik olanın ancak toplumsal tabakaların yahut sınıfların psikolojisini belirttikleri zaman var olabileceklerini anımsatır.

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, Avesta Yayınları'na verildi

Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü'ne bu yıl Avesta Yayınları layık görüldü. Kürt edebiyatı ve tarihi alanında yayımladığı eserlerle tanınan Avesta Yayınları'nın geçtiğimiz yılda 18 kitabı mahkeme kararınca yasaklanmıştı.

Adnan Özyalçıner öykülerinde kültürel bellek ‘mahalleri’

Adnan Özyalçıner öykülerini genellikle kente ve özellikle İstanbul’a odaklıyor ve bize bu mekân üzerinden belleğe dair yorum yapma imkânı veriyor. Kentin sokakları, mahalleleri, bitkileri, gündelik yaşamı gibi pek çok farklı konu bu metinlerde yerini alırken, dokumacılık, cambazlık gibi günümüzde pek rastlamadığımız iş kollarını da görebiliyoruz. Daha çok izlenimci bir üslûpla, yazarın kendi anılarıyla birleştirerek yazdığı bu öyküler odaklandığı dönemin İstanbul’unu anlamak için de önemli bir yerde duruyor.

Adnan Özyalçıner: 50 Kuşağı'nın yaptığı örgütlü kalkışmaydı

50 Kuşağı'nın önde gelen yazarlarından Adnan Özyalçıner,  38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı'nda onur konuğu oldu. Özyalçıner'le 50 Kuşağı'nın bir araya gelişini ve toplumcu gerçekçi edebiyatı konuştuk.

1950 kuşağı gibi direngen ve inatçı: 2000’li yıllar öykücülüğü

1950 kuşağını ustaları olarak gören 2000’li yılların bazı öykücüleri dil ve biçim konusunda duyarlı ama içeriği de en az dil kadar önemseyen, öykünün oluşturucu öğelerini derin bir düşünsel arka planla bütünleştiren bir tarz benimsediler. Öyküde biçim ile anlamı birbirine teyelleme konusunda ustalaşan, sıkı dokunan ve yoğun bir atmosferin yaratıldığı öykülere imza atan bu yazarlar hem öykünün nasıl yazılması gerektiği konusunda kafa yormamıza hem de anlattıklarına dikkat kesilmemize imkân tanıdılar.

Yılmaz Güney'in gençlik öyküleri

Yılmaz Güney'in ilk dönem öyküleri olan 'Gençlik Öyküleri' geçtiğimiz günlerde İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Güney’in toplumcu gerçekçiliğinin ilk izlerinin de görüleceği öykülerde, sanatçının fantastik öğeleri de sıkça kullandığını öyküler, sanatçının bir başka yönüne de vurgu yapar.

Yılmaz Şener: Romanda gerçeklik her şeyin üstündedir

Yılmaz Şener'in son romanı Kör Adım, İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. Şener, "Edebiyat biraz da dert işidir; kendi derdini anlatmaktan çok, başkalarının derdini anlamaktır" dedi.

Abdullah Ataşçı TÜYAP'ta

Yazar Abdullah Ataşçı okurlarıyla buluşuyor. Etkinlik 9 Kasım'da Everest standında gerçekleşecek.

Ahmet Telli İstanbul Kitap Fuarı'nda

Ahmet Telli, 10 Kasım'da imza gününde okuyucuları ile buluşacak. Etkinlik 13:00'de.

Çevirmen Merve Sevtap Ilgın: Metni Türkçe aktarabileceğimi hissetmeliyim

2009 yılından bu yana çevirmenlik yapan Merve Sevtap Ilgın'la çeviri üzerine konuştuk. Ilgın, "Kaynak metni okuduğumda kendimi yazarın yerine koyabiliyorsam, onun kimliğine bürünüp metni Türkçeye onun sesiyle aktarabileceğimi hissedebiliyorsam o metin benim için 'çevrilebilir' oluyor" dedi.

Sevdiğini öldürmek bizde 'Aile Geleneği' mi?

Ece Gamze Atıcı’nın Doğan Kitap etiketiyle çıkan “Aile Geleneği” adlı son kitabında, aynı evin içinde peş peşe işlenen iki cinayet var. ‘Katil kim’ ve ‘neden’ sorularının yanıtlarını ararken emin olun, hiç beklemediğiniz kadar eğleneceksiniz. Çünkü “Aile Geleneği” baş döndüren kurgusuyla, kara mizah dozu yüksek bir cinayet hikayesi. Bu kitaptaki herkes, makul oranda ‘şüpheli’!

Kızım

Kızım canım sıkıldığı zamanlar ya da üzgün olduğum zamanlar, karşımda üzgün otururdu. Benim anlık psikolojik durumumu, onun yüz ifadesinden okuyordum. Kediler için “nankör” nitelemesinin nereden geldiğini anlamamışımdır. Olsa olsa kedilerin özgürlük düşkünü olmalarını kabullenemeyen insanlar nankördür.

Mülkiye Dergisi Güz sayısı çıktı

Mülkiye Dergisi'nin yeni sayısı çıktı. Derginin bu sayısında Immanuel Wallerstein ele alındı.

38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı başladı

800’den fazla yayınevini kitapseverlerle buluşturacak olan 38. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı başladı. Fuarın bu yılki onur konuğu Adnan Özyalçıner, yaptığı konuşmada, "Amaç yaşamla birlikte uygarlığın bütün zenginliklerinin, güzelliklerin eşitlikle paylaşılması. İşte bunun için kitaplar vardır. Bunun için kitaplar yazılmıştır, yazılıyordur. Kitaplar oldukça düşünceler özgürleşecektir" dedi.

Kaybolan toprağın yemekleri

Silva Özyerli’nin Aras Yayınları tarafından yayımlanan, hepimizin kendinden bir parça bulduğu, kaybolan yemeklerin izini sürerken anımsadığı hikayeleri, bir coğrafyanın kaderini, kederini, lezzetlerini anlatan Amida’nın Sofrası adlı kitabı okurla buluştu. Özyerli kitabı yazma amacını, “Sur’un yıkımı, yok edilmesi, orada bütün yaşanmışlıklarla birlikte yok edilerek yepyeni bir Sur, yepyeni bir Gavur Mahallesi oluşturulmasına direndiğim için yazdım” sözleriyle anlattı.

‘Soğuk Mermer’ sıcak ve samimi

Berna Olgaç’ın yeni şiir kitabı "Soğuk Mermer" Mühür Kitaplığı tarafından raflarda yerini aldı. Kitaptaki şiirler, milenyum şairi diyebileceğimiz Olgaç'ı doğrudan belli bir zamana ya da dönemlerin herhangi birine bağlamıyor. Ama şiire bağlıyor...

Sözden Yazıya Zazaca çıktı

Peywend Yayınları'nda Sözden Yazıya Zazaca kitabı çıktı. Kitapta pek çok yazarın makalesi yer aldı.