KKM BUNDAN BÖYLE GERİLER Mİ?
Temmuz ayı sonu itibarıyla, Kur Korumalı Mevduat’ın (KKM) hacmi 3 trilyon 132 milyar TL’ye dayanmış bulunuyordu. Döviz kurlarının tırmanmasını engellemek amacıyla palyatif bir formül olarak uygulamaya konulan KKM, kurların artışını engelleyemezken, TCMB ve Hazine’ye büyük bir yük olmaya başladı. Bugün gelinen noktada KKM, Türkiye ekonomisinin ve finansal sistemin kırılgan halkası olmuş durumda. TCMB’nin KKM’den TL mevduata geçilmesi yönündeki çağrısı ise şimdilik etkili olacağa benzemiyor. Ne zaman ki politika faiziyle enflasyon arasındaki makas kapanır, negatif reel faiz sarmalından çıkılırsa, KKM ile mücadele mümkün olabilir.
NEGATİF REEL FAİZ HALA SORUN
TCMB’nin politika faizi artırımlarında ürkek davranması, enflasyonun seyrinin ise artan oranda devam etmesi sonucunda, TL mevduat faizlerine yöneliş sınırlı kalmayı sürdürüyor. Yıllık enflasyonun çok çok gerisinde kalan bu faiz oranlarıyla ‘liralaşma’ imkansız görünüyor. Yıllık yüzde 15-17 bandında seyreden TL mevduat faizlerinin, TCMB’nin 750 baz puanlık artırımdan sonra yüzde 35-40 bandına gelmesi bekleniyor. Ama bu oran bile enflasyon oranının yanında oldukça düşük bir oran olarak kalacak. Yine tasarruf sahiplerinin KKM’den TL mevduata geçmesi için rasyonel bir ortam söz konusu olmayacak.
TİCARİ KREDİLERE ETKİSİ NE OLACAK?
Dezenflasyonist politikaların birinci öncelik olmasıyla birlikte, politika faizinde artırımların süreceği kesin gibi görünüyor. Bu bir zorunluluk, ancak bunun reel sektör açısından çok acı bir ilaç olacağını da belirtmek gerek. Likidite azaltıcı önlemler çerçevesinde kredi musluklarının kısılması ve seçici krediler sebebiyle zaten kredi almakta git gide zorlanan şirketler, kısa dönemde yüzde 50-60 faizle kredi bulduklarında sevinecek gibi görünüyor. Özsermaye sıkıntısı çeken firmalarla yeni yatırım planı içinde bulunan firmalar açısından süreç pek de olumlu değil. Büyük olasılıkla yatırımlarda revizyona gidecekler. Ödeme güçlüğü çeken bazı firmalar açısından ise bu durum kabusa dönüşebilir.
ŞOK ARTIRIM SONRASI DÖVİZ VE ALTIN
TCMB’nin 750 baz puanlık şok terapisi sonrasında, dolar, euro, sterlin ve gram altında bir gün içinde yüzde 6’lara ulaşan kayıplar yaşandı. Öncelikle bu kadar bir tepki verilmesinin, sürpriz artırım şokundan kaynaklı anlık bir hareket olduğunu belirtmek gerek sanırım. Zaten hemen ertesi gün gerek döviz kurları gerekse gram altında yaklaşık yüzde 3’lük artışlar yaşanması da bunun göstergesi. Yine de TCMB’nin bundan sonraki faiz artırımları ve enflasyonun seyrine göre, gerek dolar ve euro’nun gerekse gram altının yıl sonu tahminini revize etmek gerekebilir. Bu revizyonun çok ciddi bir revizyon olmayacağını da belirtmek lazım. Dolarda 31-32 TL bandı yerine 30-31 TL bandı, gram altında 2,000-2,100 TL bandı yerine 1,900-2,000 TL bandı gibi...