Önce komalık etti, mahkeme serbest bırakınca bitkisel hayata soktu

Diyarbakır'da 2 yıl önce Engin Akın'ı bıçaklayarak komaya sokan Erdal Akın, bayramın üçüncü günü de silahlı saldırı düzenledi. Engin Akın'ın beyin ölümü gerçekleşti. Engin Akın'ın ağabeyi, saldırganın serbest bırakılmasına ve daha sonra da adli kontrol ihlaline rağmen tutuklama kararı verilmemesine tepki göstererek, "Devlet, benim kardeşimi koruyamadı. Benim kardeşimi öldüren Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesidir” dedi. Akın’ın avukatı Ferhat Kılınç, tahliye kararı veren mahkeme hakkında HSK’ye suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.
Gıyasettin Akın

Deniz Tekin

DİYARBAKIR – İki yıl önce bıçaklı saldırı sonucu komaya giren 34 yaşındaki Engin Akın, serbest bırakılan sanık tarafından yeniden saldırıya uğradı. Bitkisel hayata giren Akın’ın ailesi, Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi hakkında Hakim ve Savcılar Kurulu’na suç duyurusunda bulunacak.

Diyarbakır’da işportacılık yaparak geçimini sağlayan Engin Akın, 2018 yılında, kendisine husumet besleyen ve daha önce psikolojik tedavi gören kuzeni 33 yaşındaki Erdal Akın tarafından 20’ye yakın bıçak darbesiyle ağır yaralandı.

Engin Akın bitkisel hayata girdi.

Çevredekilerin müdahalesi sonucunda ölümden kurtulan Engin Akın, bir süre komada kaldı. Zanlı Erdal Akın ise olaydan sonra tutuklandı. Sanık hakkında önce “yaralama” suçundan, ardından ise “adam öldürmeye teşebbüs’ten 15 yıla kadar hapis istemiyle Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Erdal Akın, 1,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra oy çokluğuyla tahliye edildi. Tahliye olduktan sonra adli kontrol tedbirini ihlal eden sanık hakkında mahkeme ancak 5 ay sonra tutuklama kararı çıkardı.

‘KORKUYORUM, CAN GÜVENLİĞİM YOK’ DİLEKÇESİ

Engin Akın, Erdal Akın tahliye edildikten 1 hafta sonra kendi el yazısıyla yazıp mahkemeye gönderdiği dilekçede, sanığın kendisini takip ettiğini ve ölüm tehdidinde bulunduğu yönünde duyumlar aldığını belirterek “Mahkemenin vermiş olduğu tahliye kararına itiraz etmek istiyorum. Akıllı mı, deli mi bilemiyorum. Ne yapacağını kestiremiyorum. Bir an önce gerekli adli kontrol tedbirleri alınmasını istiyorum. Rahat gezemiyorum, işime gidemiyorum. Korkuyorum, can güvenliğim yoktur. Her an beni ve kardeşimi öldürmeye teşebbüs halindedir. Gereğinin yapılmasını arz ederim” dedi.
Davada müşteki olan Engin Akın ve yakınları ile avukatının sanığın tutuklanması için yaptığı itiraz reddedildi. İlgili kurumlara yaptığı itirazlar ise sonuçsuz kaldı.

BAYRAMIN ÜÇÜNCÜ GÜNÜ VURDU

Hakkında tutuklama kararı olan sanık Erdal Akın, daha önce ağır yaraladığı Engin Akın’ı bayramın üçüncü günü olan 3 Ağustos günü evinden çıktığı sırada kafasına sıktığı tek kurşunla ağır yaraladı. Tedavi için Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Engin Akın’ın beyin ölümü gerçekleşti. Akın, ihmaller zinciri nedeniyle yaşam destek ünitesine bağlı olarak yaşama tutunmaya çalışıyor.

AĞABEY AKIN: MAHKEME BAŞKANI BİR ŞEY YAPAMAM DEDİ

Engin Akın’ın ağabeyi Giyasettin Akın, sanık tahliye edildikten sonra çevresine “yarım kalan işimi bitireceğim, Engin Akın’ı öldüreceğim” dediğini belirterek, “Bu kişi bayramın üçüncü günü kardeşimin kaldığı evin önünde pusuda bekleyerek kardeşimin evden çıkmasını beklemiş. Kardeşim telefonla konuşurken arkadan kafasına bir el ateş ediyor. Çocuk şu anda beyin ölümü gerçekleşmiş, ölüm döşeğinde. Önce kardeşimi bıçakla ağır yaraladı. Mahkeme serbest bıraktıktan sonra bu kez kardeşimin kafasına sıktı” dedi.
Sanık Erdal Akın serbest bırakıldıktan sonra onu tahliye eden mahkemenin başkanın odasına gittiğini anımsatan Akın, “‘Bana kimsin?’ dedi. Ben de ‘Demin serbest bıraktığın kişinin hasmıyım. O şahsı bıraktınız ama biz daha barışmamışız. Bu çocuk deli mi akıllı mı? Ceza ehliyeti var mı yok mu?  Bunu daha tespit edemeden nasıl bırakıyorsunuz? Tedbir alın, bizi nerede görürse öldürecek’ dedim. Bana ‘Tutukluluk süresi dolmuş, ben bir şey yapamam’ dedi” diye aktardı.

‘SERBEST KALIRSA SIRA BANA GELECEK’

Sanık tahliye olduktan sonra can güvenlikleri kalmadığı için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına, polise, CİMER’e ve Adalet Bakanlığına başvurduklarını belirten Akın, “Dedik, bunu bırakmayın. Bizim peşimizdedir, bizi öldürecek. Can güvenliğimiz yok, devlet bizi korusun dedik. Devlet bize sahip çıkmadı. Benim kardeşimi koruyamadı devlet. Benim kardeşimi öldüren onu tahliye eden Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesidir. Mahkeme verdiği tahliye kararıyla ‘Erdal git yarım kalan işini bitir gel’ dedi. Niye bıraktınız bunu. Yakalansaydı, serbest bırakılmasaydı kardeşimin başına bunlar gelmezdi. Mahkeme niye bunu görmedi. Hakkında tutuklama kararı çıktığı 1 aylık sürede yakınlarıma 20’den fazla tehdit mesajı atmış. Devlet 1 aydır yakalayamadığı adamı cinayeti işlendikten 1 saat sonra yakaladı. Ben mahkemeden şikayetçiyim” dedi.

Akın, kardeşinin bıçaklanmadan önce zanlı ile bir husumetinin bulanmadığını, olayın namus davası ile hiçbir ilgisinin olmadığını, sanığın bu şekilde savunma yaparak suçtan kurtulmaya çalıştığını belirterek, “Aramızda husumet yoktu. Ne söylüyorsa yalandır. Kardeşimi yok yere öldürdü. Kardeşimi çekemediği için bunu yaptı” dedi.
Olaydan sonra karakola giderek polise ifade verdiğini kaydeden Akın, “İfademi alan polise onun ne ifade verdiğini sordum. O da bana ‘(Erdal) siz beni çok erken yakaladınız yoksa 4-5 kişiyi daha öldürecektim’ dediğini söyledi” diye konuştu.
Akın son olarak da, “Mahkeme bu sefer onu serbest bırakırsa beni de öldürecek. Benim can güvenliğim yok. Beni de tehdit ediyor. Bundan sonra kendi işimizi kendimiz mi bitirelim? Ben ne yapayım. Siz söyleyin” diye sordu.

MAHKEME 5 AY İŞLEM YAPMADI

Engin Akın’ın avukatı Ferhat Kılınç ise, müvekkilini birden fazla bıçak darbesiyle öldürmeye çalışan zanlı Erdal Akın’ın akli dengesinin yerinde olup olmadığının tespiti için mahkemenin yaptığı işlemlerin uzun sürdüğünü ifade ederek, mahkemenin kolay yolu seçerek sanığı serbest bıraktığını söyledi.

Avukat Ferhat Kılınç

Hem müvekkili hem de kendisinin her duruşmada sanığın serbest bırakılması durumunda yaşanabilecek tehlikeleri mahkeme heyetine hatırlatmalarına rağmen sanığın oy çokluğuyla tahliye edildiğini belirten Kılınç, şunları söyledi: “Karara itiraz etmemize rağmen bu uzun süre üst mahkemeye gönderilmedi. Pandemi süreci nedeniyle duruşma yapılmadan dava ertelendi. Şahıs tutuklama kararı olmasına rağmen müvekkilimizin yanına gelerek arkasından başına silahlı saldırı gerçekleştirdi. Müvekkilim şu anda yoğun bakımda can çekiyor. Bu durumun sorumlusu, tüm ısrarlarımıza ve taleplerimize rağmen sanık hakkında tahliye kararı veren mahkemenin olduğunu düşünüyoruz. Mahkemenin tek ihmali sanığı tahliye etmesi değildir. Adli kontrolü ihlal eden sanık hakkında derhal tutuklama kararı çıkartılması gerekirken 5 ay boyunca herhangi bir işlem yapmamış olmaları, üstüne üstelik müvekkilimin tehdit edildiğine dair beyanlarının dosyada olmasına rağmen bir şey yapılmamış. Bu kararla birlikte mahkeme, müvekkilimize yönelik saldırıya davetiye çıkartıyor. Mahkeme hakkında görevine kötüye kullanma suçundan HSK’ye suç duyurusunda bulanacağız.”

NE OLMUŞTU?

Zanlı Erdal Akın, kuzeni Engin Akın’ı gezme bahanesiyle 22 Mart 2018’de götürdüğü Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesindeki bir parkta  bıçaklayarak ağır yaraladı. Çevredeki yurttaşların müdahale etmesiyle bıçağı elinden alınan Erdal Akın tutuklandı. Aldığı bıçak darbe nedeniyle ağır yaralanan Engin Akın, bir süre komada kaldıktan sonra kulağından ve kolundan defalarca ameliyat oldu. Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığına dair rapor aldı. Sanık Akın hakkında Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Yaralama” suçundan açılan davanın,  “Kasten öldürmeye teşebbüs” suçunu oluşturduğu için görevsizlik kararıyla Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Erdal Akın ifadesinde, olaydan 10 yıl önce kız kardeşiyle ilişkisi olduğunu ileri sürdüğü Engin Akın’a duymuş olduğu kin nedeniyle bu olayı gerçekleştirdiğini iddia etti. Müşteki Engin Akın ise bu iddiayı reddederek, sanığın kendisine duyduğu husumetten dolayı bu olayı gerçekleştirdiğini savundu. Erdal Akın’ın kardeşi ise kendisine iftira atıldığı iddiasıyla abisi hakkında suç duyurusunda bulundu. Mahkeme, daha önce psikolojik tedavi gören sanığın, ceza ehliyetinin olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi sevk edilen Akın’a “cezai ehliyetinin tam olduğu” yönünde rapor verildi. Mahkeme daha önce hazırlanan raporlar arasında çelişki olduğu gerekçesiyle Akın’ın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine karar verdi. Ancak sanık firari olduğu için sevk edilemedi.
Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi 19 Aralık 2019’da görülen duruşmada oy çokluğuyla alınan kararla, tutuklamanın tedbir olduğu, delillerin toplandığı, suç vasfında değişme ihtimali olduğu sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve sabit ikametgâh sahibi olduğu gerekçesiyle sanığın tahliyesine karar verdi. Sanığın tahliye edilmesine karşı çıkan mahkeme üyesi bir hakim karşı oy gerekçesinde, “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve sanığın üzerine atılı eylemin katalog suçlardan olma ihtimali değerlendirildiğinde, sanığın tahliyesine dair çoğunluğun görüşünü katılmıyor” dedi.