Fındık işçisi çocuklara kölelik sistemi

WeMove Europe örgütü, dünyaca ünlü çikolata üreticisi Ferrero’ya karşı kampanya başlattı. Şirketin, çocuk işçilerin çalıştığı fındık bahçelerinden alım yapması nedeniyle başlatılan kampanya kapsamında üç araştırmacı fındık bahçelerindeki çocuklarla görüşerek belgesel hazırladı. Tanıklıklarını, “Kölelik sistemi”, “Bu kadar yaygın olduğunu tahmin etmiyorduk”, “Çocuklar uzun süre çalıştıkları için yorulduklarını söylüyorlar”, “Devlet yapması gerekenleri yapmıyor” sözleriyle anlatan araştırmacılar sorularımızı yanıtladı.
Belgesel, fındık bahçelerindeki çocuk işçilerle görüşerek hazırlandı.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Türkiye’de üretilen fındığın büyük bir kısmını dünyanın önde gelen çikolata üreticisi Ferrero şirketi satın alıyor. Şirketin fındık temin ettiği Karadeniz’deki bahçelerde çocuk işçilerin çalıştığı yönündeki haberler üzerine “WeMove Europe” örgütü harekete geçerek kampanya başlattı.

WeMove 2020 yılında da devam edecek kampanyasıyla, Ferrero’nun çocuk işçiliğini önlemek için fındığı daha yüksek fiyattan satın almasını, böylece yetişkin işçilere ödenecek ücretin artırılmasını, çalışanların koşullarının iyileştirilmesini ve çocukların fındık bahçelerinde çalıştırılmasının önüne geçilmesini talep ediyor.

Ferrero’ya karşı başlatılan kampanya kapsamında, geçtiğimiz ağustos ve eylül ayları içerisinde Türkiye’de fındık üretilen yerlere giden çocuk hakları alanında çalışan Ezgi Koman, FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nden Dr. Selçuk Atalay ve Alper Şen çocuk işçileri araştırarak bir belgesel hazırladı. Mevsimlik tarım işçilerinin ve çocuk işçilerin koşullarını mercek altına alan belgeselin yakın bir dönemde WeMove’nin kampanyası kapsamında kamuoyuyla paylaşılması öngörülüyor.

YARI ÜCRET KARŞILIĞI ÇALIŞTIRILMASI TEKLİF EDİLEN ÇOCUK İŞÇİLER

Sakarya’dan Ordu’ya fındık üretilen bahçeleri, mevsimlik işçilerin kaldığı barınma merkezlerini yerinde gözlemleyerek araştırma yapan Ezgi Koman ve Selçuk Atalay ile konuştuk. Barınmadan sağlığa birçok sorun yaşayan çocukların ortak sözlerinin, “Çok yoruluyoruz” olduğunu aktaran araştırmacılar “Gitmeden önce çocuk işçiliğinin yüksek olduğunu düşünüyorduk ama bu kadar yaygın olduğunu tahmin etmiyorduk” diyor.

“Dayıbaşı” olarak adlandırılan aracıların, çocuk işçi istemeyen bahçe sahiplerine çocukları yarı ücrete teklif ettiğini, çoğunluğu Güneydoğu’dan gelen işçilerin bazılarının ‘Bize terörist gözüyle bakıyorlar’ dediğini aktaran araştırmacıların sorularımıza yanıtları şu şekilde:

WeMove Europe’nin dünyanın önde gelen çikolata üreticisi Ferrero’ya karşı başlattığı kampanyaya nasıl dahil oldunuz?

Ezgi Koman: İki yıldır Karadeniz’de çocuk işçiliğine dair çalışma yapıyorduk. Çocuklar ve kadınlarla bir araya gelip çocuk işçiliğinin önlenmesi adına eğitimler veriyorduk. 2010 yılında yönetmen Mehmet Ülger, ‘Mevsim Çocukları’ adlı bir belgesel çekiyor. Belgeselle birlikte Avrupa fındık toplamada çocukların yer aldığını öğreniyor ve büyük bir tepki oluşuyor. O günden bu yana Türkiye’de fındık tarımında çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin özel bir çaba var. Şirketler çocuk işçiliğine karşı bu süreçte çalışmalar yapıyorlar, modeller oluşturmaya çalışıyorlar ve güya iyi tarım uygulamaları konusunda bahçe sahiplerini destekliyorlar. New York Times’ta Mayıs 2019’da bir yazı çıktı ve Ferrero’nun fındık topladığı bahçelerde çocukların çalıştığına dair bir iddia yer aldı. Bu yazı meseleyi tekrar gündeme getirdi ve Avrupa’nın tekrar gündemine oturdu. Ferrero tüketicilere, ‘Bizim fındığı aldığımız bahçelerde çocuk çalışmıyor’ diyordu. We Move, bu iddialar üzerine bize ulaştı ve bunun araştırılmasını talep etti. Biz de araştırmaya böyle başladık.

Selçuk Atalay: Ezgi ile birlikte iki yıl önce beraber çalıştığımızda, çocuk işçilerin fındık toplama sürecinde karşılaşabileceği sağlık sorunlarını üreticilere anlatmıştım. Avrupa’dan böyle bir talep gelince ben de dahil oldum.

Çocuk hakları alanında çalışan Ezgi Koman ve Doktor Selçuk Alatay

‘FERRERO’NUN YETKİLİLERİYLE GÖRÜŞEMEDİK’

Kampanya kapsamında çocuk işçilerin bahçelerde çalıştırılmasına dönük araştırma süreci nasıl gelişti? Belgeselin içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Selçuk Atalay: Alan çok büyük. Batıdan doğuya 440 bin fındık üreticisi var. 700 bin hektarda fındık üretiyorlar. Yani Karadeniz’de milyonlarca insandan bahsediyoruz. Giderek fındığın bir gelir kapısı olmasıyla beraber Ordu’nun sınırlarını aşması, Sakarya’ya kadar üretimin yapıldığı bir süreç. Biz de bütün bu alanda çalışmak zorunda kaldık. En batıda Sakarya’dan başlayıp Giresun’un sonuna kadar üreticilerle, ziraat odalarıyla, işçilerle, çocuklarla, dayıbaşlarıyla, yerel gazetecilerle, fındık tüccarlarıyla görüştük. Ferrero’nun yetkilileriyle ise görüşemedik. Ferrero’ya satış yapan Durak Fındık’ın sahibi ile görüştük ama çekim yapmamıza izin vermedi. Bütün süreç boyunca çekim yaptık ve film haline getirdik. Filmin yanı sıra bir de rapor hazırladık. Rapor ve filmi izleyince The Guardian bu ay içerisinde bir yazı kaleme aldı.

‘MEVSİMLİK İŞÇİLERİN KOŞULLARINI İYİLEŞTİRMEYE DÖNÜK ADIMLAR ATILMAMIŞ’

Ezgi Koman: Yaklaşık 20 dakika tutan belgesel henüz yayınlanmadı. WeMove yaygınlaştıracak. Belgeselin ilk bölümünde fındık ihracat sürecini ve onun etrafında yaşananları aktardık. Fındık fiyatlarının düşük olmasından kaynaklı insanlar kendi bahçelerindeki fındığı toplamıyorlar. Çok daha düşük ücretlere mevsimlik işçileri getiriyorlar. Belgeselin ikinci bölümünde ise mevsimlik işçilerin genel durumlarıyla ilgili görüşmeler yer alıyor. Barınmadan çalışma koşullarına kadar bütün süreci yansıttık. Bir süredir mevsimlik tarım işçiliği devletin de gündeminde. Fındık toplama başladığı zaman o bölgede büyük bir kalkışma oluyor. Kolluğundan kaymakamlığına kadar herkesin gündemi oluyor. Bu alanda çalışma yapan epey de örgüt var ama mevsimlik tarım işçilerinin koşullarını iyileştirmeye dönük büyük adımlar atılmamış. Bu iddialar gündeme geldiğinde çok haberler yapılmış ama daha çok kıyıda köşede kalmış yerlerden söz ediliyor, içeriye girdiğinizde bambaşka bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.

‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİN BU KADAR YAYGIN OLDUĞUNU TAHMİN ETMİYORDUK’

Araştırmalarınızda fındık üretim sürecinde çocuk işçiliğine dair nasıl bir tabloyla karşılaştınız?

Ezgi Koman: Gitmeden önce çocuk işçiliğinin yüksek olduğunu düşünüyorduk ama bu kadar yaygın olduğunu tahmin etmiyorduk. Bir bahçeye giriyorsunuz, o bahçedeki erişkin sayısı çok az. 15 ve 18 yaş arasını devlet legal tutmuş, çalışabiliyor görünüyor. Fakat bu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerine aykırı bir durum. 15 ve 18 yaş arasında çalışma o kadar çok yüksek ki. Onun dışında 10, 11, 12 yaşındaki çocukların yaygın bir şekilde bahçelerde çalıştığını gördük. Çalışma koşullarına baktığınızda batıda 12 saat sabah 7 akşam 7, doğuda ise sabah 7 akşam 6 arası çalışıyorlar. Batı ve doğu arasındaki tek fark çalışma saatlerinde ortaya çıkıyor. Sadece öğlen bir saat molaları var ve çocuklar bunu anlatıyorlar. Kız çocuklarıyla konuştuğumuzda tuvalet sorunlarından bahsettiler. Patronların kötü davranması gibi sorunları var. 95 TL gibi bir ücret belirleniyor ama bu da standart bir ücret değil. Yüzde 10’unu dayıbaşı alıyor. Dayıbaşı sistemini de devlet legal ilan etmiş, kart vermiş ve onlar işleri ayarlıyorlar.

Araştırmacılar WeMove’nin başlattığı kampanya kapsamında Sakarya’dan Ordu’ya kadar fındık bahçelerini inceledi.

‘KİMSE GİDİP BAHÇEYE BAKMIYOR’

Dayıbaşları, bahçe sahipleri çocuk işçi çalıştırmanın yasak olduğunu bilmiyorlar mı? Ya da bunu bir sorun olarak görmüyorlar mı?

Selçuk Atalay: Dayıbaşları, ‘Tamam sorundur ama çare yok. Aileler nasıl para kazansın’ diyor. Sistem şöyle kurulmuş; Her bahçeye 14- 15 kişi geliyor. Her bahçede maksimum 5 yetişkin var ve geri kalanların tamamı çocuk. Gruplar böyle oluşmuş durumda ve aileler bunlar. Dayıbaşları çocukların çalışmadığı durumda ailelerin parasını çıkaramayacağını düşünüyor. Bir fındık hasadı için 450 bin civarında iş gücü gerekiyor. Bunun 350 bini Güneydoğu’dan geliyor. Bahçe sahiplerinin iş gücüne ihtiyacı var. Zaman geçerse fındık çürüyor ve o sürede çalışan bulmak zorunda. Üretici bu çalışan ihtiyacını çocuklarla karşılıyor. Devlet bunu görmüyor mu? Görüyor. Bütün şehir merkezlerinde kocaman kocaman ‘Çocuk işçiliğine son’ diye yazıyor. Ama kimse gidip bahçeye bakmıyor.

‘ÇOCUKLAR UZUN SÜRE ÇALIŞTIKLARI İÇİN YORULDUKLARINI SÖYLÜYORLAR’

Fındık bahçelerinde çalışan çocukların sağlık, eğitim ve barınma gibi koşulları ne durumda?

Selçuk Atalay: Bir defa hiçbirinin sosyal güvencesi yok. Bu çalışma meselesinde uluslararası bir koşul var. Bir insanın mutlaka çalışmadan önce bir sağlık birimi tarafından kontrol edilip çalışmaya uygun olup olmadığına bakılması gerekiyor. Bu sadece fındık işçilerinde değil bütün mevsimlik tarım işçilerinde olmayan bir şey. Kişinin belki bir hastalığı var ve bahçeye girdiğinde kötüleşecek. Bunun kontrolü öncesinde hiçbir şekilde yapılmıyor. Barınma merkezi meselesi var. Fındık işçileri için Karadeniz’in hava koşulları önemli. Doğu Karadeniz’de bahçe sahibinin evinin yakınındaki baraka benzeri yerlere yerleşiyorlar ve sürekli yağmura, neme maruz kalıyorlar. Uzun çalışma saatleri, tuvaletin olmaması, tuvalet olmadığı için su içilmemesi, susuz kalmaları gibi ciddi sağlık tehditleriyle karşı karşıyalar. Yaralanmalar, düşmeler gibi beden bütünlüğünü bozan durumlar da var. Çocuklar çok uzun süre çalıştıkları için çok yorulduklarını söylüyorlar.

10 YAŞINDA FINDIK TOPLAYAN ÇOCUK

Ezgi Koman: Örneğin 10 yaşındaki bir kız çocuğuyla konuştuk. İki yıldır fındık topluyor ve gözü yaralanmış. Kardeşi vardı ve o da 9 yaşındaydı. Kardeşinin küçük olduğunu ve o yüzden çalışmadığını söyledi. Halbuki kendisi de onun yaşında. 9 yaşındaki çocuk bahçeye gitmiyor olabilir ama evde bir kişi kalıyor. O küçük çocuk da evde kalana yardım ediyor ve ev içinde çalışıyor. Çoğu Kürt illerinden geliyor. Yaz aylarında Cizre, Şırnak gibi yerler çok sıcak. Karadeniz’e gelmek mevsimsel olarak hoşlarına gidiyor. Hepsinin söylediği şey ‘çok yoruluyoruz’ oluyor. Çocuklarla röportajlar yaptık ama etik ilkelere sadık kaldık. Çocukların istemediği ayrıntı soruları sormadık. Bu süreçte her bir çocuktan ve ailesinden izin aldık. İzin vermeyenler de vardı ve onları yayınlamadık.

‘DEVLET YAPMASI GEREKENLERİ YAPMIYOR’

Siz doğrudan sahada oradaki tabloya tanıklık ettiniz. Çocuk işçiliğin yaygınlaşmasında devletin sorumluluğu var mı?

Ezgin Koman: Genel olarak çocuk işçiliği konusunda devlet yapması gerekenleri yapmıyor. Geçtiğimiz yıl çocuk işçiliğini önleme yılı ilan ettiler ve 9 bakanlık ortak çalıştı ama biz hâlâ bugün kaç çocuk çalışıyor net rakamı bilmiyoruz. Hâlâ 2012 yılının TÜİK rakamı üzerinden konuşuyoruz. Bir eylem planı oluşturabilmeniz için mevcut durumu bilmeniz gerekiyor. Bu sadece tarım işçiliği meselesi de değil. Genel olarak çocuk işçiliğinin önünü açan pek çok uygulaması var devletin. 2023 eğitim vizyonunda çıraklık, stajyerlik teşvik ediliyor. Devlet 15- 18 yaş arasını legal gösterse de 15 yaş altına para cezası kestiğini söylese de ILO’ya göre mevsimlik tarım işçiliğinde 18 yaş altında çalışmak yasak. Devlet bir yandan orayı da ihlal ediyor.

‘TAM ANLAMIYLA KÖLELİK SİSTEMİ’

Selçuk Atalay: Güneydoğu’dan gelen insanların işsizlik sorununda bu sayede bir yol açıyor. 350 bin kişinin Güneydoğu’dan geldiği devletin resmi rakamı. İstese çocukları Karadeniz’e göndermez devlet. Yolda denetim yapar ve çocukların gitmesini engeller.

Ezgi Koman: Bu aşamada yaşadığımız bir şeyi anlatayım. Bir bahçe sahibi Giresun’da işçi arıyor. Bahçe sahibi ısrarla ‘çocuk işçi istemiyorum’ dedi. Dışarıdaki minibüslerin başındaki dayıbaşlarından bir tanesi geldi, ‘Bende işçi var’ dedi. Bahçe sahibi, ‘Çocuk işçi istemiyorum’ dedi. ‘Bende çocuk işçi yok’ diye yanıt verdi dayıbaşı. Sonra minibüsün kapısını açtı ve içeride 15 kişi vardı. Hepsi yorgun uykulu ve neredeyse hepsi çocuk. Bahçe sahibi ‘çocuk bunlar’ dedi. Dayıbaşı ‘yarı fiyatına alırsın’ yanıtını verdi. Tam anlamıyla kölelik sistemi. Bu görüşmeler sırasında dayıbaşları da bahçe sahipleri de çocuklara yarı ücret ödendiğini söylemedi. Çocuklar onlarca saat yoldan gelmişler ve perişanlar. Arabadan çıkıyorlar, bakıyorsun ve ona göre çalıştırmak için dayıbaşıyla anlaşılıyor.

‘BİZE TERÖRİST GÖZÜYLE BAKIYORLAR’

Güneydoğu’dan gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik nefret söylemini de içeren ayrımcılık yapıldığına şahit oldunuz mu?

Selçuk Alatay: Toprak sahipleri daha ziyade milliyetçi, muhafazakâr yapıdalar. Babalarından toprak kalmış insanlar. Bu süreci bitirip hemen insanları göndermek istiyorlar. Herhangi bir hırsızlık olsa söylenen şey ‘Bunlar mı çaldı’ oluyor. ‘Giderken şunları götürmüşler’ gibi söylemler üretiyorlar.

Ezgi Koman: Bazı işçiler ‘Bize terörist gözüyle bakıyorlar’ diyor.

.

‘HERKES ÇOCUK İŞÇİLİĞİN YASAK OLDUĞUNU BİLİYOR’

Belgesel çekim sürecinde zorluk yaşadınız mı?

Ezgi Koman: Çok. Kimse bunu konuşmak istemiyor. Herkes çocuk işçiliğinin yasak olduğunu biliyor. Biz gidince gizlemeye çalışıyorlar. Çocuklara soruyorsunuz kaç yaşında diye hepsi bir anda ’15 yaş üzerinde’ dedi.

Selçuk Alatay: Uzun konuşmalar yaptık. Çekiniyorlar. ‘Üretici benim adımı falan verme’ diyor. Ciddi bir çekingenlik var.

‘BİR TANE YETKİLİ GÖREMEDİK’

Kampanyada çocuk işçiliğinin önlenmesi için yetişkinlere verilecek ücretlerin arttırılması öneriliyor. Çocuk işçiliğinin önlenmesi için başka ne tür adımlar atılmalı?

Selçuk Alatay: Kooperatif meselesi çok kritik. Fiskobirlik buradan gidince üretici sahipsiz kalmış durumda ve üretici yabancı tekellerin eline bırakılmış. Burada bir anomi var. Şehrin merkezinde çocuk işçiliğine son brandası var, barınma merkezlerinde çocuklar duruyor, Ferrero fındığı almak için bekliyor, üretici para almak için fındığı toplamaya çalışıyor… Böylesi bir ortam var ve devlet tamamen çekilmiş. Ezgi’nin bahsettiği olayın gerçekleştiği barınma merkezine gittiğimizde bir tane yetkili görmedik. ‘Bir yetkili bulalım onunla konuşalım’ diyoruz ‘Sabahtan birisi vardı’ diyorlar. Devlet oradan çekilmiş durumda.

‘ÜRETİCİNİN DE BİTTİĞİ BİR SÜREÇ’

Ezgi Koman: We Move’nun bu kampanyasında ücretlerin arttırılması önemli. Çocuk işçiliğini Ferrero önlesin. Biz bundan çekindik. Çocuk işçiliğini önlemek Ferrero’nun işi değil. Şirketlerin tabii ki sorumlulukları var ama ilk sorumlu devlet. Cizre’den gelen çocuklar iki yıl çatışmalardan sonra yapılan TOKİ’lerde çalışmışlar. TOKİ’lerde iş bittiği için çocuklar buralara gelmek zorunda kalmışlar. Bu insanlar neden buraya geliyorlar? Buraya gelmezse nereye gidecekler?

Selçuk Alatay: Bir üretici, ‘Ferrero bir sene bizi yüzdürüyor, ikinci sene batırıyor. Ölemeyecek kadar bu böyle devam ediyor. Toprak sahipleri fındıktan bir şey bekleyemez hale geliyor’ dedi. Bu üreticinin de bittiği bir süreç. İnsanlar yavaş yavaş topraklarının da büyük şirketlere geçeceğini öngörüyor. Bir toprak sahibi, ‘Siz Güneydoğu’dan gelenlerden bahsediyorsunuz ama biz de Ferrero’nun çalışanıyız’ dedi.

We Move Europe’nun başlattığı kampanyanın detaylarına şu adresten erişilebiliyor:

https://act.wemove.eu/campaigns/ferrero-child-labour-uk?utm_campaign=slider&utm_medium=website&utm_source=wemove