Yerköprü Şelalesi'ni yok etme projesi: Piknik alanına dönüştü

Konya'da bulunan Yerköprü Şelalesi'nde, Konya Belediyesi ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan proje kapsamında restoran, otopark ve piknik alanları yapıldı. Yöre halkının tepkisine neden olan projenin yarattığı tahribatı gazeteci Yusuf Yavuz blogunda yayınladığı haberle duyurdu.

Yusuf Yavuz

DUVAR – Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Çiftepınar köyü sınırları içinde bulunan doğal sit alanı niteliğindeki Yerköprü Şelalesi, daha çok turist çekmek için yapılan çevre düzenlemesiyle tüm doğallığını yitirdi. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanıp bir inşaat şirketine devredilen ve 20 milyon liraya mal olacağı öne sürülen projeye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da destek verirken ortaya çıkan sonuç yöre halkının tepkisini çekti.

Hadim’in eski Belediye Başkanı Mürsel Ayrancı, “Burada doğal güzellik bozulmadan ve fazla bir masraf etmeden düzenleme yapılabilir, alan korunabilirdi. Hem yapılan masraf hebadır hem de buranın doğası katledilmiştir. Yerköprü Şelalesi kendine özgü bitki örtüsü ile dağ ve doğa turizminin bölgedeki cazibe merkezlerinden birisi olarak kalmalıydı. Yapılan yanlış bir uygulama” diye konuştu.

ŞELALE JEOPARK KRİTERLERİ TAŞIYOR

Yerköprü Şelalesi, Göksu ile Karasu nehirlerinin buluştuğu noktada oluşan Türkiye’nin  doğal miraslarından biri. Eski yatağından kalker tabana dalan Göksu, bir süre yeraltından aktıktan sonra köprü biçimindeki doğal kaya oluşumunun bulunduğu alandan yüzeye çıkıyor. Göksu’nun yüzeye çıktığı noktadan yaklaşık 20 metre yükseklikten dökülen Karasu ise görsel bir şölen oluşturarak Yerköprü Şelalesi’ne dönüşüyor. İki su kaynağının buluşmasıyla oluşan Göksu, binlerce yıldır suyun biçimlendirdiği Torosları aşarak Silifke’den Akdeniz’e dökülüyor.

Göksu Nehri üzerinde Yerköprü adıyla anılan iki şelale bulunuyor. Biri Mersin’in Mut, diğeri ise nehrin kaynağını aldığı Konya’nın Hadim ilçesinde. Ancak Anadolu coğrafyasının en özgün jeolojik oluşumlarına ev sahipliği yapan bölgede bulunan Hadim Yerköprü Şelalesi insan eliyle tüm doğal güzelliğini yitirdi. Sahip olduğu karstik oluşumlar ve hidrojeolojik yapısı nedeniyle jeopark kriterleri taşıyan Türkiye’nin önemli bir doğal mirası daha animasyon projelerinin kurbanı oldu.

Proje öncesinde (üstte) ve proje sonrasında (altta) Yerköprü Şelalesi.

                                                              

.

 

SEYİR TERASI, RESTORAN, OTOPARK, MESCİT VE PİKNİK ALANLARI

1992 yılında dönemin Hadim Belediye Başkanı Mürsel Ayrancı’nın girişimleriyle doğal sit alanı ilan edilen Yerköprü Şelalesi, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanarak bir inşaat şirketine ihale edilen proje ile adeta piknik alanına dönüştü. Üç etaptan oluşan proje kapsamında şelalenin olduğu alana bir restoran ve kafeterya, seyir terası, çay bahçesi, mescit, 30 civarında kamelya, otopark gibi üniteler inşa edildi. Traverten oluşumların yok edildiği projenin uygulaması sırasında küçük mağaraların da yer aldığı kayalık bölge dinamitle patlatılırken, şelalenin tam karşısına bir de asma köprü inşa edildi.

Doğal sit alanlarını yapılaşmaya ve tahribatlara karşı koruması gereken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün de desteğiyle uygulanan peyzaj projesi tamamlanma aşamasına gelince ortaya çıkan manzara yöre halkının ve doğaseverlerin tepkisini çekti. Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, korunan alanların tespiti ve ilan edilmesinde ülkenin en yetkili kurumu.

ESKİ BAŞKAN: DOĞAL YAPI BOZULMAMALIYDI

Hadim’de 1989-1999 arasında görev yapan eski Belediye Başkanı Ziraat Yüksek Mühendisi Mürsel Ayrancı, 1991 yılında Yerköprü Şelalesi’nin korunması için yaptıkları başvurunun ardından yapılan çalışmayla bölgenin doğal sit alanı ilan edildiğini anımsatarak, “Sit alanı olan bir bölgede doğal yapının bozulmaması, yapılaşma olmaması gerekiyordu. Buranın koruma altına alınmasındaki amaç, arazi yapısının ve bitki örtüsünün bozulmaması, toprağının bile değiştirilmemesiydi. Burada şimdi siz istediğiniz kadar ağaç dikip peyzaj düzenlemesi yapın, yok edilen doğal yapıyı geri getirmek mümkün değil” dedi.

‘BÖLGENİN GEÇMİŞİ VE KÜLTÜREL DOKUSU YAŞATILABİLİRDİ’

Yerköprü Şelalesi’nin bulunduğu alanın kendine özgü bir iklim yapısına sahip olduğunu belirten Ayrancı, “Burada yapılaşmaya hiç gerek yoktu. Yukarıdan gelen Karasu, içerdiği minerallerden dolayı zaten travertenler oluşturuyordu. Bu traverten görünümlü yapılar korunmalıydı. Burada zaten doğal bir köprü vardı, adı üstünde, Yerköprü. Ancak şimdi bir de asma köprü inşa edilmiş. Buradaki bitki örtüsünü yok edip kamelyalar yapmaya ve yapılaşmaya gerek var mıydı? Eğer piknik alanı yapılacaksa bu her yerde yapılabilirdi. Kamelyaların olduğu bölge traverten bir dokuya sahipti ve küçük mağaralar barındırıyordu. Burada önemli olan bu doğal dokunun kaybedilmesidir. Kesilen ağaçlar için gerekçeler öne sürülebilir ama asıl önemli olan bu alanın coğrafi yapısının değiştirilmesidir” görüşünü dile getirdi.

Şelalenin döküldüğü alanın tam karşısına restoran inşa edildi.

 

Şelalenin bulunduğu bölgede geçmişte su değirmenlerinin bulunduğunu belirten Mürsel Ayrancı, “Burada yapılması gereken düzenleme, mevcut doğal yapıyı koruyarak su değirmenlerini de aslına uygun biçimde restore ederek yeniden çalışır hale getirmekti. Bu değirmenlerde öğütülen unlardan yapılan yöreye özgü ekmekler ziyaretçilerin beğenisine sunulabilir, bölgenin geçmişi ve kültürel dokusu yaşatılabilirdi. Tarihi yaşatmak, sadece kitaplara yazmakla olmuyor. Buranın doğal ve kültürel dokusu yok edildi“ dedi.

Projenin maliyetiyle ilgili net bir bilgiye sahip olmadığını söyleyen Ayrancı şöyle konuştu: “Yerköprü Şelalesi kendine özgü bitki örtüsü ile dağ ve doğa turizminin bölgedeki cazibe merkezlerinden birisi olarak kalmalıydı. Yapılan yanlış bir uygulama. Konya’ya gelen turistlerin Mevlana Müzesi’ni ziyaret edip konaklama yapmadan gittiklerinden yakınılıyor. Ancak dağ ve doğa turizminin bölgedeki varlığı ve konaklamaya yapacağı katkılar düşünülmüyor. Biz Hadim’de görev yaptığımız dönemde 1994 yılında bir oteli hizmete açarak doğa turizmini başlattık. Almanya’dan safari grupları geliyordu. Ayrıca Doğada Görüntü Avcılığı adıyla doğa fotoğrafçılığı etkinlikleri yaptık. Konya’yı ziyaret eden turistlerin konaklamasını da sağlamak için Beyşehir, Karapınar ve Hadim bölgelerindeki tarihi ve doğal mirasın korunması ve bu hattaki doğa turizminin canlandırılması gerekiyor. Hadim’de Astra ve Astanada adlarıyla bilinen iki antik kent de var. Bu antik kentlerden biri şelaleye sadece 3 kilometre mesafede. Ancak şu haliyle Yerköprü Şelalesi’nde bir doğallık kalmamış.”

‘ŞELALEYİ YOK ETMEYİN’ DİYE KURUMLARA DİLEKÇE YAZDI

Hadim Merkez Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Orhan ise projenin uygulamaya konulduğu dönemde Konya Valiliği ve Büyükşehir Belediye Başkanlığına açık bir dilekçe yazarak tahribatın önüne geçilmesini istedi. Eylül 2018’de paylaştığı açık dilekçesinde, dünyada benzeri olmayan şelalenin doğal görünümünün tamamen korunması gerektiğini vurgulayan Orhan, şunları dile getirdi: “Şelalenin başlangıç noktasından itibaren araç sokulmamalı, giriş kapısına güvenlik koyarak araç giriş izni verilmemeli. Şelale bir piknik alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Bademli ve Çiftepınar tarafına bir otopark yapılmalı, araçlar orada bırakılmalıdır. Şelale civarındaki yapılaşmalar durdurulmalı,Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Mimarlar Odası’nın izni olmadan çivi çakılmamalıdır. Bu tedbirler alındıktan sonra şelale doğal müze olarak ziyarete açılmalı, ziyaretçiler bir müzeye girer gibi ziyaret etmeliler. Gelecek nesillerimize borcumuz var. Şelalenin çok hor kullanıldığı düşüncesindeyim.”

Orhan, ilgili kurumlara yazdığı dilekçeyi 30 Eylül 2018 tarihinde sosyal medyadan da paylaştığını belirterek, henüz tahribat başlamadan önlem alınmasını talep ettiğini dile getiriyor.

‘ŞELALEDE GÜVENLİK ÖNLEMİ GEREKİYORDU’

Yerköprü Şelalesi’nin projeden sonraki tahrip edilmiş halinin yöre halkında büyük üzüntü yarattığını dile getiren Orhan, bu tür düzenlemeler yapılırken belki iyi niyetle ve iyi bir şeyler yapmak amacıyla yola çıkıldığını ancak projelerin liyakatli insanlara yaptırılmadığı için bu tür sonuçların ortaya çıktığını savundu.

Yerköprü Şelalesi çevresinde güvenlik tedbirleri olmadığı için geçmişte üzücü olaylar da yaşandığına değinen Orhan, “Hakkaniyetli olmak lazım. Burada bir güvenlik önlemi alınması gerekiyordu. Bu nedenle şelalenin çevresi korkuluklarla çevrildi. Ama bu kadar yapılaşmaya gerek yoktu. Güvenliği sağlamak zor değil. Şelalenin tek bir girişi var, buradan kontrol sağlanabilirdi. Ayrıca şelalenin sağında kalan kayalıklar dinamitle patlatılmış. Bunun hangi amaçla yapıldığını bilmiyoruz. Alana yığılmış parçalanmış kayalar öylece duruyor” diye konuştu.

Yapılan projenin bölgeyi turistik cazibe merkezi haline getireceği iddialarına da değinen Orhan, “Her tarafında piknik yapılan bir yere turist neden gelsin? İnsanlar gelsin, yesin, içsin gitsin anlayışına uygun düzenlemeler yapılıyor. Ortaya çıkan sonuç bölgeyi bilen insanlarda büyük üzüntü yarattı” dedi.

İKTİDAR VEKİLİ PROJEYİ YAKINDAN TAKİP EDİYOR

Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankara merkezli Öztaş İnşaat ve Ticaret A.Ş. adlı özel bir firmaya ihale edilen Yerköprü Şelalesi projesine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da destek verdi. AK Parti Konya Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun’un doğum yeri olan Hadim’e bağlı Çiftepınar (Çakallar) köyü sınırlarında uygulanan proje için 20 milyon TL harcandığı öne sürülüyor. Sorgun projeyi başından beri yakından takip ediyor. Geçtiğimiz yıl şelalede uygulana proje alanını ziyaret eden Sorgun, “1992 yılında burası doğal sit alanı olarak ilan edildi. Ama o günden bu yana ciddi bir çalışma yapılamamıştı. Büyükşehir sınırları içine girdikten sonra ise bu konuda çok önemli ilerlemeler sağlandı. Burası adeta Konya’nın sahili konumunda olan bir bölge. Bu bölgede doğal ürün olarak nar, incir, Antep fıstığı, Trabzon hurması ve daha birçok meyve yetişiyor. Herkesi bu eşsiz güzelliği görmeye davet ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

‘YASAL ENGELLERDEN DOLAYI İŞLEM YAPILAMAMIŞTI’

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Bugüne kadar şelale çevresine yasal engellerden dolayı çok fazla işlem yapılamamıştı. Biz de buraya üç aşamadan oluşan bir yatırım yapıyoruz. Projenin ilk etabını tamamladık, ikinci etabın da yüzde 50’si bitmiş durumda. İnşallah tüm çalışmalar bittiğinde şelale çok sayıda yerli ve yabancı turistin akınına uğrayacak. 100 bin metrekarelik alanda düzenleme gerçekleştiriyoruz. Buraya gelen turistler her anlamda fiziki olarak çok güzel bir mekânı ziyaret etmiş olacak” görüşünü dile getirmişti.