Çocukların tanıklığında, çocuğu için 'adalet' isteyen anne!

Çorlu'da yaşamını yitirenlerin yakınlarının Anayasa Mahkemesi önündeki açıklamasını polis engelledi. Çocukların oynadığı parkta açıklama yapmak istemediğini söyleyen, faciada 9 yaşındaki Oğuz Arda Sel'i yitiren Mısra Öz Sel, AYM önüne oğlunun fotoğrafının olduğu pankartla koştu. Polisin "süpürün" sözüne karşılık "Acımızı nerede yaşayacağımızı size mi soracağız" yanıtının verildiği bu anlara, yolun hemen karşısındaki parkta oynayan çocuklar da tanıklık etti.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Çorlu'da geçtiğimiz yıl yaşanan tren kazasında yaşamını yitirenlerin yakınları Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde dün (12 Haziran) 'Adalet Nöbeti' tutarak basın açıklaması yapmak istedi. AYM'nin hemen karşısında bulunan Ahlatlıbel Parkı'nın içerisinden ellerinde çocuklarının, eşlerinin, baba ve annelerinin fotoğraflarının olduğu pankartla gelen ailelerin karşısında bu kez 'polis' durdu. Milletvekillerinin itildiği ailelerin polis kalkanlarıyla AYM önüne gitmelerinin engellendiği bu anlarda, hem parkın içindeki çocukların seslerini hem de kazada 9 yaşındaki çocuğu Oğuz Arda'yı yitiren anne Mısra Öz Sel'in 'adalet' çığlığını duyduk.

'ÖĞRETMENİM BURADA OYNAYABİLİR MİYİZ?'

Kazada sorumluluğu bulunanların tamamının yargılanmasını talep ederek, takipsizlik kararı verilen kişilere ilişkin AYM'ye dilekçe vermek isteyen ve burada basın açıklaması yapmak isteyen aileler sabahın erken saatinde, 10.00'da AYM'nin karşısındaki Ahlatlıbel Parkı'nda toplandı. Ailelerden yarım saat önce yaşları Oğuz Arda'dan bir fazla bir eksik onlarca çocuk servislerle buraya pikniğe getirildi.

Çocukların, "Öğretmenim burada oynayabilir miyiz" cümlelerinin arasında Arda'nın annesi Mısra Öz Sel ve beraberindeki onlarca kişi göründü. Eğer orada olsaydınız, Oğuz Arda'nın annesinin o çocuklara kendi çocuğuna baktığı gibi, şefkatle izlediğine tanık olurdunuz.

'AYNI ŞEY İŞTE BURADA YAPIN'

Milletvekillerinin de gelmesinin ardından ailelerin bir çoğu parkın kapısından uzaklaştı. Aileler, parkın otoparkının olduğu bölümden ellerinde çocuklarının, eşlerinin, anne ve babalarının fotoğraflarının olduğu pankartlarla yeniden göründüler. 'Hak Hukuk Adalet' sloganlarına cılız bir alkış eşlik etti. Ailelerin pankartla yolun karşısına, AYM'nin önüne geçmeye yeltendikleri ilk anda sivil polis memurları karşıladı. "Geçemezsiniz, burada yapabilirsiniz. Aynı şey işte burada yapın" cümlelerine karşılık aileler açıklamalarını AYM önünde yapmak istediklerini söylediler. Bu sırada çok sayıda kalkanlı çevik kuvvet polisi ailelerin yürümek istediği yolu kapattı, kalkanları ailelerin ve milletvekillerinin karşısında ördü.

'ÇOCUKLARIMIZIN HESABINI SORACAĞIZ'

CHP Milletvekili Atilla Sertel, Gamze Taşcıer, TİP Milletvekili Barış Atay'ın polislere "Anayasal Hak" sözleri işitildi. Ailelerin acılı olduğunun altı çizildi. "Efendim Valilik", "İzin veremeyiz" sözlerine karşılık ailelerin adalet çığlıkları burada da yükseldi: "Adalet istiyoruz", "Siz acı nedir bilmiyor musunuz?", "Çocuklarımızın hesabını soracağız..."

Polisin izin verilmeyeceğini söylediği anlarda Oğuz Arda'nın annesi Mısra Öz Sel'in sesi duyuldu. Öz, "Ben buraya parka gelen çocukların önünde açıklama yapmak istemiyorum. O çocuklar benim çocuğumun fotoğrafını gördüğünde, 'Aaa arkadaşımız' diyorlar" dedi. O esnada çıkan arbedeye, ailelerin AYM önüne gitmek istediği sözlerine parkta oynayan çocukların sesleri eşlik etti. Orada olsaydınız o çocukların gözlerindeki meraka ve korkuya da tanık olabilirdiniz.

'ADALET İSTİYORUZ'

Arbedenin devam ettiği sırada polis çift yönlü yolu trafiğe kapattı. Bu anda acılı ailelerden iki kişi pankartla birlikte yolun karşısına, AYM'ye doğru koşmaya başladı. AYM önüne ikinci varan Oğuz Arda'nın annesi Mısra Öz Sel'di. Elinde çocuğunun fotoğrafının olduğu pankartıyla AYM'ye doğru koşan bir anne. Kazada sorumluluğu bulunanların tamamının 3 Temmuz'da yapılacak ilk duruşmada yargılanmasını talep eden bir anne. Bu anneye diğer kişiler de eşlik etti ve herkes AYM önünde toplandı. AYM önüne, yeni sevk edilip otobüslerden inen polis de koştu.

Polis’in ‘Süpürün’ sözüne karşılık, “Acımızı nerede yaşayacağımızı size mi soracağız” cümlesi duyuldu.

Ailelerin burada açıklama yapmak istediklerini söylemelerine karşılık polis tekrar, "Burada yapamazsınız, karşıda yapın" yanıtını verdi. Bu sırada kulağımıza şu cümle takıldı: "Acımızı nerede yaşayacağımızı size mi soracağız?"

Oğuz Arda Sel'in dedesinin bayıldığı bu anlarda bir polis, kazada eşi Melek Tuna'yı kaybeden Ekrem Tuna'yı, "Çekil şuradan dayı" diyerek itti. Hem annesini hem babasını kazada kaybeden İsmail Kartal ise az önce göz yaşları içerisindeki halinden uzaktı. Büyük bir kararlılıkla AYM önünde basın açıklamasını okumak isteyen Kartal'ın sözü defalarca kesildi. Gelen yeni polis ekipleriyle birlikte birçok eylemden alışık olduğumuz o alışılmış söz duyuldu: Süpürün!

Bu sözün ardından aileler yaklaşık 10 dakika polisler tarafından kalkanlarla itildi, tartaklandı. Yine kulaklarda "Adalet istiyoruz" ve parktaki çocukların sesi vardı. Aileler bu kez yeniden parkın önünde toplandı.

'BUNLAR BİZİM EVLATLARIMIZ DEĞİL Mİ?'

AYM'ye dilekçelerini teslim etmeden önce ailelerin park önünde yaptığı açıklamada bu zamana kadar yaşadıkları süreç anlatıldı. Ailelerin avukatı Nursel Under sözü aldığında sesindeki titreme hissedildi. "Ben buraya dava sürecinde yaşananları, iddianameyi, raporları anlatmaya gelmiştim" diyen Under polisin müdahalesine tepki gösterdi ve 'Çorlu Tren Kazası' iddianamesinin olduğu dosyayı yere fırlattı.

Konuşmalar sırasında polisle aileler arasındaki gerilim de devam etti. Açıklamanın olduğu sırada polislerin güldüğünü belirten yaşamını yitirenlerin yakınları, "Biz burada acımızdan bahsediyoruz siz ne hakla gülüyorsunuz" diyerek tepki gösterdi. Bu sırada bir ses duyuldu, "Size gülmüyoruz işinize bakın!" Bir yaşlı kadının, "Bunlar bizim evlatlarımız değil mi? Neden böyle yapıyorlar?" cümlesi kulağımıza takıldı.

POLİS: ŞİKAYETÇİ OLACAĞIZ, BİZE HAKARET EDİLDİ!

Milletvekilleriyle polisin yaşananlara ilişkin konuşmaları sırasında polislerin, "Şikayetçi olacağız, bize hakaret edildi" cümleleri de duyuldu. Bu esnada eşini kaybeden bir yaralı yakını yanımıza usulca yaklaşıp, "Bize yaşattıklarının hesabını o tepedekiler versinler, biz de bunlara bir şey yapmışsak veririz elbet" dedi.

Ailelerin avukatı Nursel Under polisin müdahalesine tepki göstererek dava dosyasını yere fırlattı.

Bu tartışmaların gölgesinde sonlanan basın açıklamasının ardından Mısra Öz Sel ve avukatların olduğu bir grup AYM'ye giderek dilekçelerini teslim ettiler.

'CANIMIZ YANIYOR DİYORUZ SÜPÜRÜN DİYE BAĞIRIYORLAR'

Milletvekillerinin, bazı basın mensuplarının bölgeden uzaklaşmasının ardından dilekçeyi teslim eden aileler diğer ailelerin yanına geldi. Buradaki konuşmaları da doğrudan aktaralım: "Biz sadece adalet için buraya geldik", "Çocuğumun hesabını aradığım gibi bugün yapılanın hesabını da soracağım", "Evlat bunlar hep mi böyle", "Canımız yanıyor diyoruz süpürün diye bağırıyorlar"...

DÖRT TCDD PERSONELİ HAKİM KARŞISINA ÇIKACAK

AYM'nin ardından aileler Meclis'e giderek burada da açıklama yaptılar. Adalet taleplerini her fırsatta haykıracaklarını burada da ifade ettiler. Basın açıklamasının ardından yaptığımız konuşmalarda 3 Temmuz'da yapılacak duruşma için destek beklediklerini de belirttiler.

25 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı kazanın ilk duruşması facianın yıl dönümünden beş gün önce, 3 Temmuz'da Çorlu 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek. Ailelerin tüm sorumlular yargılansın taleplerinin gölgesinde o gün, yalnızca dört TCDD personeli hakim karşısına, 'Taksirle ölüme sebebiyet verme' suçlamasıyla çıkacak.