Cizre'de bayram: Lise yıllarındaki gibi...

Havalimanı var işte ama sefer sayısı kısıtlı olduğu için öyle Türkiye’nin bir çok yerine olduğu gibi rahat uçulamıyor Cizre’ye... Neyse ki 370 liraya bir gidiş bileti bulabildik. Aynı durumdaki başka bir arkadaşla bastık 370'er lirayı, tuttuk Cizre yolunu...

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

CİZRE – Bayrama sayılı günler kala Cizre’ye gitme planları kurdum. Fakat oraya gitmek hiç o kadar kolay değil. Uçak bileti bulursan senden iyisi yok, bulamazsan otobüse mahkûmsun… Neyse ki uçak bileti buldum. Cizre’den İstanbul’a dönüş ise daha da zor. Otobüsle yola çıktıktan 30 saat sonra İstanbul’a varabildik…

GÜNDEM İSTANBUL SEÇİMLERİ VE KAYYIM

Bayrama bir hafta kala İstanbul’dan Cizre’ye gitmeye karar vermiştik. Uçak biletlerinin fiyatları neredeyse hiç değişmez. Ne zaman gidersen git üç aşağı beş aşağı hep aynı ücreti ödüyorsun. Ama hep pahalı bilet satın alıyorsun. Kaç defa bilet aldığımı hatırlamıyorum ama ne zaman bilet almışsam en az 320 TL. ödemişim!

Sefer sayısı kısıtlı olduğu için öyle Türkiye’nin her yerine rahat uçulduğu gibi Cizre’ye uçulmuyor. Ama havalimanı var işte… Neyse ki 370 TL.’ye bir bilet bulabildik. Bir arkadaş da benim gibi aynı fiyata bilet bulunca hiç kaçırmadı. Bastı 370 TL.’yi! Beraber Cizre’nin yolunu tuttuk. Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan uçtuktan iki saat sonra Cizre’deyiz. Uçaktan inince telefonlarımız hava durumunun 43 derece olduğunu gösteriyor. Sıcak olduğu için insanlar evlerinden çıkmamayı tercih ediyor. Akşam saatlerinde hava serinleyince herkes kendini Dicle nehrinin bulunduğu parka atıyor…

23 Haziran’da yenilenecek İstanbul seçimleri Cizre’de en çok konuşulan konular arasında. Bayramlaşmaya gelen tanıdıkların, aynı masada oturduğumuz arkadaşların ilk sorusu şöyle: İstanbul seçimlerini sence kim kazanır? Bu soruyu neredeyse her yerde duymak mümkün. Bir başka tartışma konusu ise Cizre Belediyesi kayyımının bıraktığı borçlar…

TEKEL ÖNÜNDE: BİR ARKADAŞA BAKIYORDUM

Bayramın üçüncü günü bayramlaşma merasimi bitiyor. Biz de uzun zamandır göremediğimiz arkadaşlarımızla yan yana geliyoruz. Lise yıllarını birlikte geçirdiğim arkadaşlar hâlâ aynı. Sigara içtiklerini babalarından saklıyor, alkol tükettiklerini aileleri asla bilmez. Aileleri üzülmesin diye siyasete de asla bulaşmadıklarını söylüyorlar… Bu arkadaşlardan birkaçıyla tekel bayii önünden geçtiğimizde burada bekleyen gençlerin kendi aralarında konuştuklarına kulak misafiri oluyoruz. Birkaç bira alarak ilçenin dışına çıkıp içmeye çalışan gençler kendi aralarında tartışıyor. Gençler içeriye girdiklerinde tanıdık birine denk gelebilecekleri çekincesiyle topu birbirine atıyor. Nihayet aralarından biri içeriye girip birkaç birayı almış, heyecanlı bir şekilde elinde siyah poşetle arkadaşlarının yanına geliyor. Biralar geldikten sonra yeni bir tartışma daha çıkıyor: Biraları kim taşıyacak? Gören olursa vay haline… Ben orada ne mi yapıyordum? Çünkü tanıdık bir arkadaşa bakıyordum…

Dicle Nehri.

30 SAATLİK YOLCULUK

Bayram tatili bitince artık İstanbul’un yolunu tuttuk. Uçak biletleri tükenmiş durumda. Zaten bilet bulunsa da fiyatı 751 TL. Cizre’ye birlikte gittiğimiz tanıdık arkadaşla aynı otobüsle 8 Haziran’da İstanbul’a geri döneceğiz. Saat 16.00’da Cizre’den yola çıkmamız gerekiyor. Saat 15.40’te Cizre şehirlerarası otobüs terminalindeyiz. Otobüsümüz saat 16.15’te yola çıkıyor. Hesaplamalarımıza göre yolculuk en fazla 20 saat sürecek ve bir sonraki gün öğlen saatlerinde İstanbul’da olacağız.

Cizre’den yola çıktıktan 20 dakika sonra jandarma otobüsümüzü durdurarak kimlik kontrolü yaptı. Kimlik kontrolünün ardından yola çıkmayı beklerken otobüs arızalandı. İlçeden iki genç tamirci çağrıldı. Tamirciler otobüsteki arızanın giderilemeyeceğini söyleyince yolcularla şoför arasında tartışma çıktı. Tamircilerden biri yolculara şunu söylüyordu: “300 lira fazla verin uçak kullanın. Daha mantıklı…”
Yolcular yeni bir otobüs istediler. Otobüs firmasının sahipleri arızadan 3 saat sonra olay yerine gelerek yolcuları sakinleştirmeye çalıştı. 4 saat jandarma kontrol noktasında bekledikten sonra arıza tam giderilmese de artık otobüs hareket edebiliyordu. Yolcular bu haliyle araca binmeyeceklerini söylerken firmanın sahiplerinden biri olduğunu düşündüğümüz kişi şu cümleleri kullanıyor: “Otobüs sapasağlam. Benim kızım da bu otobüsün içerisinde. Güvenli olmasa kızımı bindirir miyim? Garanti veriyorum yarın saat 14.00’te İstanbul’da olacaksınız.”

‘DEVLET KULAKLIĞI YASAKLADI’

Yolcular bu sözlere ikna oldu. Otobüs artık yola çıktı. Yolcular muavinden televizyon izlemek için kulaklık rica ediyor. Muavin bu isteğe ilginç bir yanıt veriyor: “Devlet artık kulaklıkları yasakladı.” Birkaç dakika geçtikten sonra yanımdaki tanıdık kulaklık konusunda tekrar şansını deniyor: “Kulaklıklar yasak değil. İnsanlar mikrop kapmasın diye her yolculuk sonrası kulaklıklar değişmeli.” Muavin ise bu açıklamaya tek cümleyle yanıt verdi: “İnanmazsan internetten bak!”

Yolculuğa başladıktan 28 saat sonra Gebze’deyiz. Gebze’den Esenler otogarına gelmek için aynı firmaya ait başka bir otobüse bindiriliyoruz. Burada başka bir otobüsle Cizre’den yola çıkan biriyle tanışıyoruz. Onun durumu bizimkinden daha vahim. Kendisi sabah saat 11.00’de yola çıkmış ve 33 saat yolculuk yapmış. ‘Yolculuk neden bu kadar uzun sürdü?’ sorumuza şu yanıtı veriyor: “Aracımız bozuldu. Yeni bir otobüs istedik göndermediler. Tartışınca beni başka bir otobüse bindirdiler. Diğer yolculara ne oldu bilmiyorum. İstanbul’a birkaç saatliğine gezmeye gelmiştim. Buradan da hızlı trenle Konya’ya gidecektim. Pişmanım!”
Biz de Esenler otogarına yaklaşık 30 saat sonra varabildik. Arkadaşla aramızda son konuşma geçti: “Umarım bir daha böyle bir yolculuk yaşamayız.”