ERG Raporu: İstanbul ve Güneydoğu'da eğitime daha az yatırım yapılıyor

Eğitim Reformu Girişimi yeni bir rapor hazırladı. Raporda eğitimde hiç ilerleme görülemeyen 12 hedefe yer verilirken eğitime daha az yatırımın yapıldığı bölgeler de açıklandı. Rapora göre İstanbul ve Güneydoğu'da eğitime daha az yatırım yapılıyor.

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ‘Eğitimin yönetişimi ve finansmanı’ adlı bir rapor hazırladı. Raporda eğitime en az hangi bölgelerde yatırım yapıldığı, eğitimle ilgili medyada çıkan haberler,  Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerine düşen görev, eğitimde ilerleme görülmeyen hedefler ve daha birçok konu yer aldı. Raporda dikkat çeken bir konu ise yatırımlarda eğitime ayrılan pay oldu. Rapora göre en az yatırım İstanbul’da ve güneydoğuda yapıldı. ERG, bu bölgelerde öğretmen başına düşen öğrenci sayılarına ve derslik başına düşen öğrenci sayılarına da yer verdi.

İşte ERG’nin 2019 yılı için hazırladığı ‘Eğitimin yönetişimi ve finansmanı’ adlı raporunda öne çıkanlar…

‘İLKÖĞRETİMDE DAHA FAZLA DERSLİK İHTİYACI BULUNUYOR’

Raporda ortaöğretimde okul ihtiyacı değerlendirilirken, öğrenci tercihlerinin de dikkate alınması gerektiği belirtildi. Geçtiğimiz yıllarda binlerce öğrencinin istemedikleri liselere yerleşmesi kamuoyunda tartışma yaratmıştı. ERG bu konuda özellikle yerel yerleştirmede öğrencilerin istemedikleri okula yerleşmemeleri için daha fazla tercih edilen okul türlerinde yeni okul inşa edilmesi gerektiğine ve ikili eğitimin sonlandırılması gerektiğine dikkat çekti: “Türkiye genelinde 57 bin 132 temel eğitimde, bin 630’u ise ortaöğretimde olmak üzere toplam 58 bin 762 derslik yapılması gerekiyor ve ilköğretimde, ortaöğretime oranla daha fazla derslik ihtiyacı bulunuyor.  İkili eğitime ek olarak, 2020’de 5 yaşta zorunlu okul öncesi eğitime geçilecek olması okul öncesinde derslik ve okul ihtiyacını artırdı. Okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilirken eğitimin niteliğinden de ödün verilmemeli. Bu sebeple önümüzdeki dönemde okul öncesi derslik ve okul inşaatlarına verilen önceliğin devamı önemli.”

‘İSTANBUL VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA EĞİTİME DAHA AZ YATIRIM YAPILIYOR’

Rapora göre, 2019 Yatırım Programı’nda yatırımların en fazla derslik ve okul yapmak için kullanılmak üzere ayrılmış. Özellikle yatırımların bölgesel olarak nasıl farklılaştığını anlamak için derslik başına düşen öğrenci sayısından yararlanılabileceği belirtilirken bu sayılardan ortaya çıkan sonuca göre İstanbul ve Güneydoğu Anadolu’da eğitime daha az yatırım yapıldığı raporda öne çıkan başka bir konu oldu: Bir bölgede diğerlerine göre 100 öğrenciye düşen öğretmen sayısının daha az olması ya da derslik başına düşen öğrenci sayısının daha fazla olması, bu bölgeye yapılan eğitim yatırımının daha az olduğunu düşündürüyor. Türkiye genelinde resmi kurumlarda 100 öğrenciye 6 öğretmen düşüyor ve derslik başına düşen öğrenci sayısı da 20’dir. İstanbul ve Güneydoğu Anadolu’da hem 100 öğrenciye düşen öğretmen sayısı az, hem de derslik başına düşen öğrenci sayısı fazladır. Her ikisinde de 100 öğrenciye 5 öğretmen düşerken, İstanbul’da derslik başına düşen öğrenci sayısı 25, Güneydoğu Anadolu’da ise 23’tür. Bu durum, bu iki bölgeye daha az eğitim yatırımı yapıldığını düşündürüyor.

 

.

 

HİÇ İLERLEME GÖRÜLMEYEN HEDEFLER…

Raporda ele alınan başka bir konu ise eğitimde hiç ilerleme görülemeyen hedefler oldu. Raporda bu hedefler ise 12 ana başlık altında toplandı:

1- İlkokulda net okullulaşma oranının yüzde 100 olması (2018 itibarıyla yüzde 98,4).Zorunlu eğitimde net okullulaşma oranının %100 olması (2018 itibarıyla yüzde 89,6).

2 – 10’ncu sınıf öğrencilerinin yıl sonu başarı puanı ortalamalarının 80 olması (2018 itibarıyla 67,3).

3 – İlkokulda öğrenci başına okunan kitap sayısının 50 olması (2018 itibarıyla 23).

4 – İlköğretim kurumlarında onur veya üstün başarı belgesi alan öğrenci oranının yüzde 16 olması (2018 itibarıyla yüzde 4,5).

5 – Ortaöğretim kurumlarında onur veya üstün başarı belgesi alan öğrenci oranının yüzde 16 olması (2018 itibarıyla yüzde 13,8).

6 – 10. sınıfta sınıf tekrar oranının yüzde 2,5 olması (2018 itibarıyla yüzde 4,6).

7 – 12. sınıfta sınıf tekrar oranının yüzde 0,1 olması (2018 itibarıyla yüzde 0,6).

8 – Ortaokulda disiplin cezası/yaptırım uygulanan öğrenci oranının yüzde 0,2 olması (2018 itibarıyla yüzde 0,3).

9 – Ortaöğretimde disiplin cezası/yaptırım uygulanan öğrenci oranının yüzde 2 olması (2018 itibarıyla yüzde 3,8).

10 – Ücretli öğretmen sayısının toplam öğretmen sayısına oranının yüzde 5 olması. (2018 itibarıyla yüzde 10).

11 – Tahsis edilen bütçe ödeneğinin talep edilen ödeneğe oranının yüzde 95
olması. (2018 itibarıyla yüzde 90).

12 – Zorunlu eğitimde net okullulaşma oranının yüzde 100 olması (2018 itibarıyla yüzde 89,6).

Raporda bu hedeflere ilişkin ilerleme sağlanamamasına ilişkin şu ifadeler yer aldı: Hiç ilerleme kaydedilmeyen hedeflere bakıldığında, erişim ile ilgili hedefler dikkat çekiyor. Bu kapsamda sadece net okullulaşma göstergesine değil, sınıf tekrarı göstergesine de dikkat etmek gerekiyor. Net okullulaşma, eğitime erişimi ölçmede kullanılan temel göstergelerden biridir. Türkiye’de 1997’den beri ilköğretimi, 2012’den beri ise ortaöğretimi de kapsayarak zorunlu eğitim uygulanmasına rağmen hedefin hala yüzde 100’e ulaşamamış olması dikkat çekicidir. Bu hedefe neden ulaşılamadığı ile ilgili analizler yapılması, bu kapsamda yapılan çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması önemli.

EN ÇOK BÜTÇE OKUL ÖNCESİNE AYRILDI

Raporda 2018 yılıyla karşılaştırıldığında okullara ayrılan bütçe yüzde 23 oranında artış gösterdiği belirtilirken 2019 bütçesinin eğitim kademeleri ve okul türlerine göre dağılımına bakıldığında ise en fazla bütçenin yüzde 59,9 ile okul öncesi ve ilköğretim okullarına ayrıldığı ortaya çıktı. En az bütçe de yüzde 2,2 ile özel eğitim okul ve kurumlarına ayrılmış durumda. Okullara ayrılan bütçe raporda şöyle yer aldı: Türkiye’deki resmi okulların yüzde 83’ü okul öncesi ve ilköğretim kurumlarıyken, tüm okullara ayrılan bütçenin yüzde 60’ı bu kurumlara yöneliktir. Buna karşın, resmi kurumların yüzde 17’sini oluşturan diğer okul türü ve kademelere ise bütçenin yüzde 40’ı ayrılıyor. Öğrenci sayılarına bakıldığında da, resmi kurumlara giden öğrencilerin yüzde 75’i okul öncesi, ilkokul ve ortaokula devam ediyor.

‘MEB BASINLA İŞBİRLİĞİ KURABİLİR’

Eğitim haberlerinin basında yer alması da raporda ele alınan başka bir konu oldu. Eğitim sistemindeki belirsizliklerin haberler hakkında şüphe duyulmasını arttırdığı belirtilen raporda ifade edilen başka bir konu oldu. Bu konu raporda şöyle açıklandı: Eğitim haberlerinin güvenilirliğine ilişkin olarak, MEB’in de bazı haberlerle ilgili kendi internet sitesinde açıklamalar yayımladığı görülüyor. MEB’in internet sitesinde 11 Eylül 2018 – 22 Ocak 2019 tarihleri arasında yayımlanan sekiz basın açıklamasının altısı, basında çıkan haberlerle ilgili düzeltme içeriyor, diğer iki açıklama, yine basına yansıyan haberlerle ilgili soruşturma başlatıldığından bahsediyor. MEB’in basın açıklamalarına konu olan haberler, yapılan düzeltmelere karşın sosyal medyada hızla yayıldı. MEB’in yayımladığı düzeltmeler yerine, güvenilirliği şüpheli haberlerin yayılması, basın açıklamalarının doğru haberlere ulaşılması için etkili bir yol olmadığını düşündürüyor. Bu durumda, bu haberlere karşı düzeltme yayımlamak tek politika olmamalıdır, haberlerin düzeltilmiş hallerinin yayımlanması için basınla etkili bir işbirliği kurulabilir.  Raporun tamamı