Bilirkişi 'o değil' diyor: Eren İlhan beraat edecek mi?

Adli Tıp Kurumu, 46 kişinin yaşamını yitirdiği Beşiktaş saldırısı sanıklarından birinin üzerinden çıkan notun, davada tutuklu bulunan diş hekimi Eren İlhan’a ait olmadığını tespit etti. İlhan'ın yargılandığı davada karar duruşması yarın görülecek. İlhan'ın ağabeyi Erol İlhan, "Kardeşim üniversitede, hastanede Kürt kimliğinden dolayı şiddet gördü. Umarım hukuksuzluk son bulur artık" diyor.
Eren İlhan

Hacı Bişkin  hbiskin@gazeteduvar.com.tr

DUVAR – İstanbul Beşiktaş’ta Aralık 2016’da düzenlenen bombalı saldırı sonrası, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi çene cerrahisi alanında hekimlik yapan Eren İlhan da tutuklandı. İlhan şu an tutuklu yargılanan sanıklardan birine diş tedavisi uyguladığı sırada Whatsapp’ta ‘şifreli yazıştığı’ iddia edilerek ve bu sanığın cebinden çıkan bir not gerekçe gösterilerek yaklaşık iki yıl önce tutuklandı.

Emniyet tutanaklarında polis, bir sanığın üzerinde bulunan notun peşine düşerek bu notun İlhan’a ait olduğunu iddia etti. Polisin böyle bir kanıya varmasının sebebi ise İlhan ve sanığın daha önce Whatsap’ta konuşmuş olmaları. İlhan tutuklandıktan sonra mahkemedeki savunmasında, olayla ilişkisinin olmadığını söyledi. İlhan, Whatsapp yazışmalarının implant tedavisiyle ilgili olduğunu ifade ederken el yazısının da kendisine ait olmadığını söyledi.

ATK RAPORU: EL YAZISI İLHAN’A AİT DEĞİL

29 Nisan’da çıkan Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu da İlhan’ın bu sözlerini doğruladı. 3 adli tıp uzmanının imzasının bulunduğu raporda diğer sanığın cebinden çıkan notun İlhan’a ait olmadığı tespit edildi. Söz konusu Adli Tıp Kurumu raporunda, bu konuda şu tespitlere yer verildi: “İnceleme konusu belgelerde yer alan yazılar ile Eren İlhan’ın mukayese yazıları arasında tersim biçimi, işlekli derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi, bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların mevcut mukayese yazılarına kıyasla Eren İlhan’ın eli ürünü olmadığı hususlarını bildirir.”

Kriminal raporla Adli Tıp Raporu arasında çelişki olduğu gerekçesiyle mahkeme dosyayı tekrar ATK’ye gönderdi. Bu sefer 12 Nisan’da ATK’nin 7 kişilik uzman raporunda, yazıların İlhan’a ait olmadığı yeniden ortaya kondu.

Eren İlhan’ın avukatı Özgür Kayacı, ATK’den gelen rapor üzerine tahliye dilekçelerini mahkemeye önceki gün sundu. Kayacı dava öncesi şunları söyledi: “İki gün sonra duruşma var. Beklentilerimiz şu ana kadar karşılanmadı. Müvekkilim üç kişilik kriminal raporla tutuklu. Bunun aksini gösteren adli tıp raporu mevcut. Bu durumda tutukluluk halinin bitirilmiş olması gerekiyor. Raporlar arasında çelişki olduğunu söylediler tamam dedik bu raporu da bekleyelim. Bu rapor gelmiş olmasına rağmen yine bırakmadılar. ”

ATK raporu

‘İDDİANAMEDE KURGU YAPILMIŞ’

Kayacı, müvekkiliyle ilgili süreci şöyle anlattı: “Sürekli savcılık makamından dosyanın adli tıpa gönderilmesi taleplerimiz oldu. Bu konuda yaklaşık 50’nin üzerinde talebimiz var. Tutukluluğunun 17 ayında adlı tıbba gönderildi. Bu raporda o yazıların Eren İlhan’a ait olmadığı belirtildi. O raporda üç tane adli tıp uzmanının imzası var. Mahkeme, kriminal raporla adli tıp raporu arasında çelişki olduğundan bahisle dosyayı tekrar adli tıp incelemesinde gönderiyor. 7 kişilik heyetin kararı da bu şekilde. O yazıların Eren İlhan’a ait olmadığı tespit edildi. 7 kişilik heyet aynı şeyi söyledi. İddianamede kurgu yapılmış. Adli tıptan gelen rapor üzerine tahliye dilekçemizi mahkemeye sundum. İki gün sonra duruşma var. Beklentilerimiz şu ana kadar karşılanmadı. Müvekkilim üç kişilik kriminal raporla tutukluysa bunun aksini gösteren adli tıp kurumunun raporu mevcut. Bu durumda tutukluluk halinin bitirilmiş olması gerekiyor. Raporlar arasında çelişki olduğunu söylediler, ‘tamam’ dedik bu raporu da bekleyelim. Bu rapor gelmiş olmasına rağmen yine bırakmadılar. Bizim Eren İlhan’ı mahkemenin tahliye edeceğine dair umutlarımız tükendi. Savcı bu dosya kapsamında bazı şahısların ifadesini almadan esas hakkında mütalaasını açıkladı. Biz de şaşırdık. Çünkü ceza muhakemesinin bir usulü var. Bu usule uymadılar. Sanık ifadelerinin alınmamasına rağmen savcılık esas hakkında mütalaa verdi. Mahkemenin adil bir yargılama yapmasından umudumuz kalmadı. Hukuken ben bugün tahliye olmasını beklerdim ama maalesef hukuki bir süreç yok.”

Özgür Kayacı yeni duruşması yarın saat 10.30’da Silivri’de görülecek davanın kamuoyu tarafından takip edilmesi çağrısında bulunarak şöyle devam etti: “İddia makamı esas hakkında mütalaayı açıkladı. Mahkeme bu celse bitireceğini söyledi. Maalesef karar duruşması olacak. Bir sürü talep var, neye karar verecekler onu da bilmiyoruz. Adil yargılama hakkı ihlal edilmesin, bu kadar delil varken kriminal raporun güvenilirliği tartışma konusuyken o raporu polis tahsis etmiştir. Adli tıp bağımsız kurumdur. Raporu yazan 7 kişilik kurul da ‘yazı Eren İlhan’ın yazısı değil’ demiştir. Akıl ve mantık tahliye olmasından yana.”


‘KARDEŞİM BÖYLE BİR ŞEYİN İÇERİSİNDE OLSA BİZ KARŞISINDA OLURDUK’

Kardeşinin tutuklanma sürecini anlatan ağabey Erol İlhan ise defalarca serbest bırakılması için hukuki yollara başvurduğunu ancak sonuç alamadığını söylüyor: “18 ay sonra iddianame hazırlandı. 18 ay boyunca kardeşimin neyle suçlandığını bilmiyordum. İddianameyi görünce şaşırdım. Suçlu ise tabii ki ortaya çıkartılsın istiyoruz. Ama olayla ilgisi bulunmayan kardeşimin aylarca cezaevinde tutulması hukuksuz. Bu devlet hepimizin. Kardeşime yapılanlar yüzünden annem ve babam rahatsızlandı. Bu durum bizim için hayatta yaşadığımız en büyük acı. Kardeşim böyle bir şeyin içerisinde olsaydı biz karşı çıkardık. Biz onları Allah’a havale ediyoruz. Adli Tıp Kurumu raporu kardeşimin iki yıldır hukuksuz yere cezaevinde tutulduğunu ispat etti. Beşiktaş saldırısı hepimizin üzüldüğü bir saldırı oldu. Kardeşimin bu yüzden tutuklanması çok ağır oldu. İnşallah adalet yerini bulur artık.”

“Adaletten başka istediğimiz bir şey yok” diyen İlhan son olarak, “Biz 10 kardeşiz. Ben ve diğer kardeşim çocukları okutabilmek için yıllarca çalıştık. Gece gündüz inşaatlarda çalıştık. Amacımız kardeşlerimizin okuyup topluma faydalı bireyler olmasıydı. Ama kardeşim Kürt kimliğinden dolayı üniversitede, hastanede şiddet gördü” dedi.