İnsan Hakları Anıtı'na tuvalet mi yapılıyor?

OHAL KHK'leriyle ihraç edilenlerin başlattığı 'İşimi geri istiyorum' eylemleri sırasında polisin karakol kurduğu Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı'nın yanına polisler için tuvalet yapıldığına inanılıyor. Pazartesi günü başlayan yeraltı çalışmasına tepki gösteren Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan, "OHAL bitti, polisin kamusal alanı işgali bitmedi" dedi.

Serkan Alan  salan@gazeteduvar.com.tr

ANKARA – Polisin yaklaşık bir buçuk yıl önce bariyerlerle çevirerek yanına seyyar karakol kurduğu İnsan Hakları Anıtı’nın yanında başlatılan altyapı çalışması merak uyandırdı. Yüksel Caddesi ve Konur Sokak esnafı ile bu çevrede yer alan meslek örgütleri polise ne yapıldığını sorduklarında “Temiz su çalışması var” yanıtını aldılar. Ancak bu yanıt kimseyi ikna etmedi. Çevrede yaşayanların iddiasına göre Yüksel Caddesi’ne, OHAL döneminde kurulan ve ‘geçici’ olduğu söylenen ancak bir buçuk yıldır duran karakolda görev yapan polisler için tuvalet inşa ediliyor.

‘OHAL BİTTİ, POLİSİN KAMUSAL ALAN İŞGALİ NEDEN SÜRÜYOR?’

“OHAL bitti. Peki polisin kamusal alan işgali neden sürüyor?” diye soran Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan konuyla ilgili şunları söyledi: “Ankara’nın en önemli yaya aksı polis tarafından işgal edildi. OHAL kalktı ama polisin kamusal alan işgali kalkmadı. Önce valiliğe bir yazıyla soracağız sonra buradaki meslek örgütleriyle bir araya gelerek ortak bir tavır alacağız. Eğer Yüksel Caddesi’ndeki karakolu bir an önce kaldırmazlarsa kamusal alanın işgalini yargıya taşıyacağız.”

‘KALICI KARAKOL HALİNE GELDİĞİ İÇİN TUVALET YAPILDIĞI SÖYLENİYOR’

İnsan Hakları Anıtı’nın tescilli kültür varlığı olduğunu, çevresinde görüntüsünü bozacak her adımda Koruma Kurulu’ndan izin alınması gerektiğini hatırlatan Candan sözlerini şöyle sürdürdü: “Koruma Kurulu’ndan gerekli izni alıp almadıklarını bilmiyoruz. Çevresindeki mermerler dökülmüş, bakımsız durumdayken bir de anıtın yanına çukur açıyorlar. Pazartesi günü burada ağır bir kanalizasyon kokusu hissettik ve ardından iş makineleri çalışmaya başladı. Ne yaptıklarını sorduğumuzda ‘temiz su çalışması var’ dediler. Bu yanıtın inandırıcı olduğunu düşünmüyoruz. Kanalizasyon derlerse tepki çekeceklerini bildikleri için bu yanıtı verdiler. Orada bir karakol kurulduğundan beri düzenli olarak vidanjörlerle gelerek kanalizasyonu boşaltıyorlar. Artık orası kalıcı bir karakol haline geldiği için bir tuvalet yapıldığını düşünüyoruz. Bu kabul edilemez. Orada, halkın kullanımına açık yaya alanını kapattılar. Dört-beş şeritlik yürüme yolunun ancak bir-bir buçuk metresini kullanabiliyor insanlar. Ankara’nın en önemli yaya aksı polis tarafından işgal edilmiş durumda. Bu cadde ve sokaktaki kitle örgütleriyle birlikte o yaya aksının yeniden açılması için çalışacağız.”

.

BARİYERLER 14 AY SONRA KALDIRILMIŞTI

OHAL döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) karşı Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde akademisyen Nuriye Gülmen, 9 Kasım 2016’da ‘İşimi Geri İstiyorum’ eylemine başladı. Gülmen ile öğretmen Semih Özakça’nın eylemlerine açlık greviyle devam etmelerinin ardından polis 23 Mayıs 2017’de anıtın çevresini 4 gün boyunca bariyerlerle çevirerek caddeyi yaya trafiğine kapattı, Gülmen ile Özakça gözaltına alınarak tutuklandılar. Cadde dört günün sonunda yaya trafiğine açıldı ancak anıtın çevresindeki bariyerler kaldırılmadı. Bu tarihte polis, anıtın köşesine bir de seyyar karakol kurdu. Anıt etrafındaki bariyerler 14 ay sonra, 26 Temmuz 2018’de kaldırıldı. Seyyar polis karakolu ise Mayıs 2017’den bu yana Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı’nın yanı başında duruyor.