Tren faciasında ölen Arda'nın annesi: Son nefesimi verinceye kadar yazacağım!

Çorlu'da 25 kişinin hayatını kaybettiği tren faciasının üzerinden 37 gün geçti. Kazada hayatını kaybeden 9 yaşındaki Oğuz Arda'nın annesi Mısra Öz Sel, kazada sorumluluğu bulunan kişilerin bir an önce yargılanmasını istiyor. Acılı anne, "Onsuz her günüm canımı acıtıyor. Bayram olması biraz daha canımı yakacaktır. Çocuğum yanımda olmayacak ama ben çocuğumun yanında olacağım" dedi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Çorlu'da 8 Temmuz'da, 25 kişinin hayatını kaybettiği ve yüzlerce kişinin yaralandığı tren faciasının üzerinden 37 gün geçti. Faciada yakınlarını kaybeden acılı aileler siyasi ve ekonomik kriz gündemiyle kısa sürede unutulan olayın sorumlularından hesap sorulmayacağı endişesi yaşıyorlar.

Faciayla ilgili Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) hazırladığı raporunu kamuoyuyla paylaşırken kazada babasıyla birlikte hayatını kaybeden 9 yaşındaki Oğuz Arda'nın annesi Mısra Öz Sel, sosyal medya hesapları üzerinden isyanını duyurmaya çalışıyor, acısını paylaşıyor. Konuştuğumuz acılı anne, kazada hayatını kaybedenlerin yakınlarının ortak talebinin bir an evvel sorumluların yargılanması olduğunu söyledi.

Mısra Öz Sel oğlu Oğuz Arda ile birlikte...

'SON NEFESİMİ VERİNCEYE KADAR YAZACAĞIM'

Kazanın ardından sosyal medya hesaplarından yaşadıklarını günbegün paylaşan Mısra Öz Sel, oğlu Oğuz Arda'nın hayallerini de anlatıyor. Oğlu ile birlikte çektirdikleri fotoğraf ve videoları, 'kaza değil cinayet' etiketiyle paylaşan acılı anne geçen onsuz geçirdiği günleri şu sözlerle özetledi,"Bu 37 gün sorgu ve sual kısmıyla geçti benim açımdan. Aynı zamanda da büyük acımı yaşıyorum. Sorgu ve sualden kastım, 'kazanın neden olduğu, niye olduğu ve sebebi neydi' üzerine düşünmek. Yoksa başka bir şey değil."

Kazanın ardından bazı siyasetçilerin evine başsağlığı dilemeye geldiğini fakat sonrasında kimsenin kendisini aramadığını paylaşan Mısra Öz Sel, "Kemal Kılıçdaroğlu dışında kimse evime gelmedi. Diğer ailelerle görüşüyorum. Onları arayan yetkililer olmuş. Beni kimse aramadı" dedi. Çorlu'da yaşanan kazanın gündemde kalması adına görev üstlendiğini belirten Sel şöyle devam etti, "Ülkenin gündemi sürekli değişiyor ve değişecektir. Türkiye'de bu şekilde geçiriyoruz günlerimizi. Açıkçası gündeme gelmemesi aileler olarak bizim canımızı yakarken yaşananların unutulmaması için, sıcak tutmak adına bu görevi üstlendim. Bu yüzden Twitter'da da her gün yazıyorum. Bu dava sonuçlansın ya da sonuçlanmasın son nefesimi verinceye kadar da yazacağım. Bizim aileler olarak ortak talebimiz gerçek sorumluların yargılanmasıdır. Ortada bir kurum varsa, bu kurumun altında görev yapan ve sorumlu olanların, sorumluluğunun eksik bir şekilde devam etmesi sonucu kayıplar yaşanıyorsa bu kayıpların neye bağlı olarak oluştuğunun ortaya çıkması gerekiyor. Sadece yağmur değil! Şu kişinin şu görevi yapmamasından, şu kurumun görevini yapmamasından vs. gibi Meclis'te, televizyonlarda sorulan soruların açıklıkla cevaplanması gerekiyor. Gerçek suçluların ortaya çıkarılıp gerekli cezaları almasını istiyoruz. Bunun da kısa bir sürede olmasını istiyoruz. On yıl falan değil."

'ÇOCUĞUM YANIMDA OLMAYACAK AMA BEN ÇOCUĞUMUN YANINDA OLACAĞIM'

Oğlu Oğuz Arda'sız ilk bayramını geçirecek olan acılı anne,"Onsuz her günüm canımı acıtıyor. Bayram olması biraz daha canımı yakacaktır. Çocuğum yanımda olmayacak ama ben çocuğumun yanında olacağım" dedi. Özellikle sosyal medya hesapları üzerinden kendisine destek verenlere teşekkür eden Sel, "Sosyal medyada her bir insana, her bir yüreğe sonsuz teşekkür ediyorum çünkü bu ülkenin hâlâ acılara, insanlara, çocuklara, annelere sahip çıkan çok güzel yürekleri var. Anne, baba, hiç çocuk sahibi olmamış gençlerin her biri olayın farkında ve her biri sanki bizleri akrabaları gibi kucaklıyorlar, Oğuz Arda'yı da yaşatıyorlar. Bu yüzden sosyal medyadaki herkese çok teşekkür ediyorum. Onlar, bu ülkede yapması gerekenlerin yapamadığını yapıp beni ve oğlumu ve diğer 24 canı kucaklıyorlar. Ben de hepsini kucaklıyorum" diye konuştu.

BTS'DEN FACİA RAPORU

Çorlu'da 25 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı kazaya ilişkin KESK'e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) da hazırladığı raporu kamuoyuyla paylaştı. Kazaya ilişkin detaylı incelemesini raporlaştıran BTS, TCDD'nin personelinin son 15 yılda yarı yarıya azaldığını ortaya koydu. TCDD'nin 2003 yılında 35 bin 853 personeli bulunurken 2016 yılında bu sayı 28 bin 146'ya, 2017 yılında ise 17 bin 747'ye düşürüldü. BTS raporunda, "Personel sayısı azaltılırken teknolojiye ve bilime yatırım yapılması gerekirken bütçeden ayrılan kaynakların aslan payı YHT (Yüksek Hızlı Tren) yatırımlarına ayrılarak konvansiyonel hatlara üvey evlat muamelesi yapılmıştır" ifadelerine yer verdi.

'YOL BEKÇİSİ SAYISI: 39... TASARRUF İÇİN HAFTA SONU ÇALIŞTIRILMIYORLAR'

Çorlu'da yaşanan kazanın ardından rayların güvenliği ve denetiminden sorumlu yol bekçisinin bulunmaması da çok konuşulmuştu. TCDD'nin istihdam edilen personel sayısının azaltılması sonucu 9 bin 23 kilometre olan konvansiyonel hatlardaki yaya olarak çalışan yol bekçilerinin sayısının 39'a düşürüldüğünü hatırlatan raporda kaza alanına yakın çalışan yol bekçilerine ilişkin, "Kapıkule-Eskişehir arası demiryolu hatlarında ise yol bekçisi unvanlı çalışan sayısı sadece 5’tir. Yol bekçisi açığı yalnızca tehlikeli hat kesimlerinde personel görevlendirilerek ya da ihtiyaç halinde yol işçilerinden takviye yapılarak çözülmeye çalışılmaktadır. Birçok fuzuli harcamalar yapılırken işçilerin tatil günlerinde mesai ücreti zamlı olduğu için tasarruf etmek amacıyla tatil günlerinde yol işçileri yaya yol denetimine çıkartılmamaktadır. Çorlu İlçesi Balabanlı Köyü Sarılar mevkiinde kilometre 162 de meydana gelen kaza da tatil gününde olduğu için yaya olarak demiryolu kontrolü yapılamamıştır. Özetle yol güvenliğinin sağlanması konusunda günümüz teknolojik sistemleri kullanılmamıştır. Yol kontrolü insan eliyle sağlanması ise zaten sayılarının az olması bir yana olsa bile yeterli olmayacaktır" denildi.

BTS'NİN ÖNERİLERİ

BTS'nin kazaya ilişkin hazırladığı raporun sonuç ve önerileri kısmından satır başları şu şekilde sıralandı:

DEMİRYOLLARINDAKİ ÖZELLEŞTİRME İPTAL EDİLMELİ: Teknolojik yenilenme, kontrol ve denetim sağlanmadan TCDD personel sayısının hızla azaltılması, özelleştirme ve taşeronlaştırma, ihale usulü işlerin yürütülmesi olayların ve kazaların esas etkenlerden biridir. TCDD’de yol yenileme, bakım ve onarım hizmetlerinin büyük bir kısmının özelleştirilmesi, taşeronlar eliyle yürütülmesi, taşeronların kâr hırsı nedeni ile bilimden, teknolojiden uzak, maliyet düşürücü standartlar dışında malzeme kullanması gibi birçok faktör dikkate alındığında özelleştirmenin olaylarda önemli bir etken olduğu görülmektedir. Özelleştirmelere ve taşeron sistemine son verilmelidir. Demiryolu ulaşımı belli bir birikim ve tecrübe ve mühendislik bilgisi isteyen bir iş kolu olup TCDD kendi personeli ve kendi araç gereçleri ile yol bakım onarım ve yenileme çalışmalarını yürütmelidir. Demiryollarındaki özelleştirme tüm sonuç ve işlemleri ile iptal edilmelidir.

BÜTÇE YENİLEMEYE AYRILMALI: Bütçeden TCDD’ye ayrılan kaynaklar konvansiyonel ve YHT hatları arasında eşit olarak yatırım ve yenilemeye ayrılmalıdır. Bilimin ve teknolojinin olanakları kullanılarak hat kesimlerinin, özellikle kritik hat kesimlerinin kontrolleri sağlanmalıdır. Kazalarda onlarca insan hayatını kaybetmektedir. En temel hak olan yaşam hakkının korunması yükümlülüğü Devlete-TCDD’ye düşmektedir. Devlet-TCDD bu sorumluluk altında demiryolu taşımacılığını planlamalı,uygun politikalar üretmelidir.  Kazaları doğal afetlere bağlamamak, doğal afetler karşısında çaresiz kalmamak için sendikamızın, bilim insanlarının ve Meslek Odalarını görüş ve önerileri dikkate alınmalıdır. Mühendislik bilimi yok sayılmamalıdır.

Etiketler kaza Ankara tren