Liderlerin psikolojisi ne diyor?

Uzman Psikoterapist Çağatay Öztürk, referandum sürecinin halk üzerindeki etkilerini açıkladı: Referandum halkı depresyona sürükledi. Öztürk aynı zamanada siyasilerin psikoanalizini de yaptı.

DUVAR – Psikoterapist Çağatay Öztürk, referandum sürecine giderken halkın psikolojisini yorumladı. Toplumda giderek bölünmenin arttığına dikkat çeken Öztürk ‘Referandum halkı bunalıma sürükledi’ yorumunda bulundu.

Sözcü’den Nil Soysal’ın sorularını yanıtlayan Uzman Psikoterapist Çağatay Öztürk’ün yaptığı yorumlar şöyle;

‘SÜREÇ BÖLÜNME GETİRİYOR’

Referandum süreci ve toplum psikolojisi arasında bir ilişki kurabilir miyiz? Bu süreç toplumu nasıl etkiliyor?

Ben referandumların toplumlar açısından ve demokratikleşme açısından bir misyonu olduğuna inanıyorum ve bu anlamda kötü bir şey olmadığını düşünüyorum. Ancak bizde bu süreç herkesin de gözlemlediği gibi bir bölünme getiriyor. Toplum bölünürken, bir yandan da bunalıma sürükleniyor. Aslında bu bölünme durumu yeni bir şey değil. Örneğin 70’lerde de böyleydi. O zaman sağ-sol olayları vardı. Şimdi sağ-sol bitti, evetçiler-hayırcılar çıktı. O yüzden gerek iktidar kanadında, gerekse muhalefet kanadında parti liderlerine çok büyük iş düşüyor. Kampanyalarını etiğe bağlı kalarak yürütmeliler. Toplumu bilgilendirirken, kendilerinin gerçekten ne yapmaya çalıştıklarını hem evet diyen, hem hayır diyen taraf olarak topluma ne tür artılar getireceğini manipüle etmeden ortaya koymalılar. Şimdi ben dikkat ediyorum; bazı televizyon kanallarında bu sürece din kitabı alet ediliyor… “Zamanında bir tek şeytan Allah’a hayır dedi. Onun sonu da ortada” gibi söylemler var! Bu manipüle etmektir. Bu eğitimsiz halkı kendi safına çekmek adına, karmanın da çok kötü etkileneceği bir şeydir. Buralara girmemek lazım.

Depresif bir toplum muyuz?

Depresyonunun farkında olmayan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü bir bakıyorsunuz herkes vur patlasın çal oynasın moduna geçebiliyor. Özünde biz manik depresif bir toplumuz. Bunun en güzel kanıtı da televizyon programları. Mesela bir evlilik programında bakıyorsunuz, 10 dakika önce gülen, orada halay çeken biri, 10 dakika sonra bir şarkı ile ağlamaya başlıyor. Bunun da tıptaki, ruhsal dünyadaki adı manik depresyon. Onun için biz süreli ya da süresiz, maskeli ya da maskesiz depresyonunun farkında olmayan, ama manik depresif özellikleri ağırlıklı olan bir toplumuz.

Uzman Psikoterapist Çağatay Öztürk’ün siyasiler için yaptığı psikoanaliz şöyle:

‘ERDOĞAN: SOĞUKKANLI OTORİTER’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka seslenişindeki davranış biçimini popüler optimist ve barışçıl soğukkanlı bir havada görüyoruz.  Erdoğan’ın güçlü klorik tarafı da var. Zaman zaman agresyon ve aynı zamanda ben merkezci sistem üzerinden otoriter bir görünüm de sergiliyor. Dolayısıyla yüzde 40 barışçıl soğukkanlı, yüzde 40 popüler optimist ve yüzde 20 güçlü klorik diyebiliriz.”

‘YILDIRIM: KENDİSİYLE ÇELİŞİYOR’

Başbakan Binali Yıldırım, toplu konuşmalarda güçlü-klorik tarafı ağır basıyormuş gibi bir görünüm sergilemeye çalışıyor.  Aslında karşı tarafın kendisini algıladığı kişilik ile karşı tarafın kendisini algılamasını istediği kişilik arasında çelişen bir duruş sergiliyor. Bu da güvenilirliğini olumsuz etkiliyor. İstikrarlı bir duruş sergilemesi için dengeyi sağlaması gerekiyor.

‘KILIÇDAROĞULU: POZİTİF OTORİTESİ ZAYIF’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun güçlü-klorik, yani otoriter tarafı zayıf gözüküyor.  CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, güçlü klorik tarafı yüzde 20-30’larda, popüler optimist ve barışçıl-soğukkanlı tarafı da yüzde 30’larda seyreden bir isim.”

‘BAHÇELİ: GELGİTLER YAŞIYOR’

Bahçeli popüler optimist ve melankolik kişilik arasında sürekli bir gelgit de yaşıyor. Güçlü-klorik tarafı ise ikili konuşmalarında birebir açığa çıkıyor. MHP lideri Bahçeli söylemlerinde, halka hitaplarında otoriter bir görünüm sergilemeye çalışıyor.