İlk lisanslı kadın motorcu oldu!

Serpil Kalaycı, ilk lisanslı kadın motorcu. Motorcu Kalaycı 'maceracı değilim' diyor.

Serkan Alan

ANKARA –  1981 yılında Türkiye ralli ve motokros şampiyonu olan Hasan Kalaycı ile Türkiye’nin ilk kadın otomobil yarışçılarından Tuna Kalaycı’nın çocuğu Serpil Kalaycı, 14 yıldır yurt dışı seyahatlerine motosikletiyle gidiyor. Avrupa’nın birçok noktasından Himalayalar’a kadar uzanan geniş bir rota ağına sahip. 1990 yılında ilk lisanslı kadın motokros yarışçısı olan Serpil Kalaycı kadınların sadece şehir binicileri değil tek başına çıkacakları uzun yolda da başarılı olacaklarını kendi seyahatleriyle ispatlıyor.

Motosiklet ile ailesi sayesinde tanıştığını söyleyen ve özellikle babasının yoğun ısrarını hatırlatan Kalaycı “Ailem keman çalsaydı kemancı olacaktım, motorcu oldum. Bu işin bu kadar hayatımın içerisine gireceğini düşünmemiştim” diyor.

‘KADIN OLDUĞUNU ANLAYIP SIKINTI YARATANLAR ÇOK TEHLİKELİ’

Yurt içi ve yurt dışı gezilerinizde bir fark var mı?

Merak edenler, yarışmaya kalkanlar olabiliyor. Gürcistan’da çok sıkılmıştım. Çok tehlikeye sokuyorlardı. Hindistan’da hepsi motor kullanmasına rağmen söylememe gerek yok hepsi felaket. Kadın olmama genelde az gelişmiş ülkelerde çok şaşırdılar. Avrupa’da yüzüne dönüp bakmıyorlar.

Trafikte yaşanılan genel sorunların yanı sıra kadın kimliğinizle ilgili sorunlar yaşıyor musunuz?

Tabii az da olsa yaşadım. Hiçbir sebep yokken seni zora sokmaya çalışıyorlar. Hindistan’da nitekim ilk kazamı böyle yapmıştım. Ama Türkiye için konuşuyorsak çok az da olsa kadın olduğun için seni zora sokma çabasıyla ‘n’apacak bakalım, gidebilecek mi, yapabilecek mi?’ diyenler risk yaratıyor. Seni alt etmeye çalışıyorlar. Çok az oldu bunlar ama çok tehlikeli olanı kadın olduğunu anlayıp sıkıntı yaratanlar.

‘OTUR OTURDUĞUN YERDE, DENİYOR’

Kadının özgürlük alanı olarak motor sevgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir kere kadına sosyal hayatta statüsünü düşüren şeyler getiriyor. Bakış açısı değişiyor ve motor kullanan kadın ‘rahat’ anlayışı ortaya çıkıyor. Rahatlıktan kastım, cinsel obje değerlendirmesi… Gençken özel hayatımda motor kullanmanın bana getirdiği negatiflikleri yaşadım. ‘Ne işin var otur oturduğun yerde, çocukların var, onlar küçük’ falan filan gibi söylenebiliyor. Eskiden daha fenaydı. Tipik Türk normlarına ve aile yapısına aykırı, ‘evlenilmeyecek kadın’ gibi düşünülüyordu. Biz Seden (abla Seden Güzel de motokroscu) ile bunu kırmada örnek olduk. Şimdi onlarca kadın var. Özellikle Türkiye’nin kırsal kesimlerinde ve tatil yerlerinde kadınlar ulaşımını sağlıyorlar.

“TÜRKİYE’DE ESKİSİ KADAR RAHAT DEĞİLİM”

Kadına bakışın daha gerilediği bir toplum haline mi geldik?

Ben Türkiye’de eskiden hissettiğim kadar rahat hissetmiyorum artık. Kılığımdan kıyafetimden hoş görülmediğim, motor kullandığım için yargılandığım koşullar arttı. Benim gibi bir kadın için Türkiye evet çok geriledi. Kadına şiddet arttı, ölüm oranları arttı. Korkuyorum. Çok özel yerleri seçmeye çalışıyorum. Cesaret ettim gittim yok öyle bir şey, çok da maceracı değilim. Gittiğim yerlerde kadın olduğumun anlaşılmasından korkuyorum.

Kıyafetlerimi ona göre seçiyorum. Kaskımı çoğu yerde çıkarmıyorum. Arkamdan grubum geliyor, diyorum ki böyle bir şey yok. Görünmeyen bir baskı var. Tek kadın olduğunuzu anladıklarında bakışlar değişebiliyor. Bir erkek bunları değerlendirmek zorunda kalmıyor. Kadın daha dikkatli olmak zorunda. Bu bana hangi bakış açısıyla bakıyor düşüncesi hâkim.

8 Mart Emekçi Kadınlar Günü’ne dair mesajınız?

Doğruyu söylemek gerekirse kadınlar günü olmuş olmamış çok bir önemi yok. Bilmediğimiz kapalı kapılar ardından çok sıkıntılı kadınlar var. Kadının ekonomik özgürlüğü olsa bile erkek durmuyor. Bu günün kutlanması güzel tabii ama yine şiddet olacak. Onlarca seminerler, toplantılar yapılıyor ama belli bir kesime hitap ediyor. İşin özü değiştirilebilir mi onu bilmiyorum. Bunun sadece kadınların haykırışı olarak kalmaması lazım. Kadın erkek ayrımının keskinleştirilmemesi, insan olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. (DUVAR)