Atalay Filiz'in savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı

Öğretmen Fatma Kayıkçı'nın katil zanlısı olarak tutuklanan Atalay Filiz'in, savcılıkta verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı.

DUVAR – Tuzla’da öldürülen tarih öğretmeni Fatma Kayıkçı’nın katil zanlısı olarak tutuklanan ve Silivri Cezaevi’ne gönderilen Atalay Filiz’in savcılıkta verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Kartal’da bulunan Anadolu Adalet Sarayı’nda, savcıya yaklaşık 5 saat ifade veren Filiz, gazetelerin kendisine mesaj verdiğini iddia etti. Filiz, çocukluk arkadaşı Göktuğ Demirarslan ve sevgilisi Elena Radchikova’yı da bu mesajlar doğrultusunda öldürdüğünü belirtti.

İstanbul Asayiş Büro Amirliği’ndeki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilen Atalay Filiz, babasının asker olması nedeniyle eğitiminin ilk 3 yılını Ankara’da tamamladığını ve daha sonra İstanbul’a geldiklerini söyledi. 1997’de kazandığı sınavın ardından, orta ve lise eğitimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladığı aktaran Filiz, ilk 4 yıl yatılı olarak eğitim aldığını sözlerine ekledi.

“GAZETELERİN BANA MESAJ VERDİĞİNİ FARK ETTİM”

Yatılı olarak eğitim aldığı dönemde okuma merakı olduğunu ifade eden Filiz’in, “11 yaşımdan itibaren sürekli gazete okuyordum. Okuduğum gazetelerin bana mesaj verdiğini fark ettim. Mesela okuduğum gazetelerde bana ‘Atalay sen kantinden gofret çal’ gibi mesaj verildiğini fark etmem nedeniyle okulun kantininden gofret yada çikolata çalıyordum. Bunu ailem de dahil hiç kimseye söylemiyordum. Bana gizli mesaj olarak iletiliyordu. Param olduğu halde bana bu şekilde davranılmam iletildiğini düşündüğüm için bu şekilde kantinden gofret yada çikolata çalıyordum” şeklinde konuştu.

“MESAJ VERDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM GAZETELERİ SAKLIYORDUM”

Kendisine mesaj veren gazeteleri sakladığını söyleyen Filiz’in “Gazeteyi her okuduğumda bana mesaj verilmiyordu. Zaman zaman ben bu mesajları kendiliğimden alıyordum. Okuduğum gazete yazısından bu mesajı aldığım zaman ben kantinden hırsızlık yapıyordum. Mesaj almadığım zaman kesinlikle hırsızlık yapmıyordum” dedi.

Filiz, İstanbul’daki eğitiminin ilk 4 yılını yatılı olarak tamamladıktan sonra babasının tayini İstanbul’a çıkınca birlikte yaşadıklarını belirtti. Yaşı ilerledikçe gazetelerden farklı mesajlar aldığını iddia eden Filiz’in, “Bu mesajlarda bana takı, elektronik eşya gibi değerli şeyleri çalmam söyleniyordu. Ben de bu mesajlar doğrultusunda okuldan çıktıktan sonra İstiklal Caddesi’ndeki dükkanlardan hafıza kartı, kolye, küpe gibi takı eşyaları çalıyordum. Bu dönemde de cebimde para olduğu halde hırsızlık yapıyordum” diye konuştuğu bildirildi.

“1 SAAT OKUDUKTAN SONRA MESAJLARI TESPİT EDİYORDUM”

Gazeteleri saklaması nedeniyle anne ve babasının kendisine kızdığını ifade eden Filiz’in, “Bir defasında ben evde yokken annem evde temizlik yaptırmış ve yatağın altındaki, dolabımdaki bana mesaj verdiğini düşündüğüm gazeteleri çöpe atmış. Akşam eve gelip gazeteleri bulamayınca annem çöpe attığını söyledi. Ben de elime fener alıp karanlıkta gece çöp konteynerlerini dolaştım.  Gazeteleri tekrar eve getirecektim ama çöp kutularında bulamadım. Eve geldiğimde babam beni dövmüştü” dediği öğrenildi.

Gazete yazılarının kendisi için önemini anlatan Atalay Filiz’in, “Gazete yazılarından aldığım mesajlar benim hayatımı esir etmişti. Sıradan bir gazete yazısını okur okumaz hemen anında mesaj alamıyordum. Ancak gazeteyi 1 saat okuyordum. 1 saat okuduktan sonra mesajları tespit ediyordum ve bu mesajlara göre hareket ediyordum. Ancak bu mesajlarda sadece hırsızlık yaptığım söyleniyordu. Kesinlikle o dönemde herhangi bir kişiyi öldürmem yada başka şekilde zarar vermem söylenmiyordu” şeklinde ifade verdiği aktarıldı.

AİLEMDEN UZAKLAŞMAK İÇİN FRANSA’YA GİTTİM

Gazetelerin verdiği mesajları ailesi ve arkadaşlarına söylemediği belirten Filiz, ailesinin gazete birktirmesini istemediği için Fransa’ya gittiğini söyledi. 2005 yılında ÖSS’ye girdiğini ifade eden Filiz, “Yapabileceğim soruları kasıtlı olarak yanlış işaretledim. İstanbul’da üniversite okuduğum takdirde annem ve babamla birlikte kalacaktım. Birlikte kalacağım için gazeteleri okuyamayacaktım. Anı sıkıntıları yaşayacaktım. Bu nedenle kasıtlı olarak sınavı kazanmadım” dedi.

MESAJLARDA BANA TAKİP GÖREVİ VERİLDİ

Atalay Filiz Paris’teki yaşamını ise şu sözlerle anlattı: “Paris’te de amacım okumak değildi. Okula kaydımı yılın başında yaptıktan sonra okula hiç gitmiyor, sınavlara girmiyordum. Burada öğrenci yurdunda kaldım, gazete okumaya devam ettim. Hem Fransız hem de Fransa’da basılan Türk gazetelerini alıp okuyordum. Bu gazetelerin de bana mesaj verdiğini düşündüğüm baskılarını saklıyordum. Bu gazetelerin birisinde yazılan bir yazıdan aldığım mesajda bana bir takım araçları ve kişileri takip etme görevi verildi. Görevi yerine getirebilmem için Rower marka 1996 yada 1997 model aracı satın aldım. Verilen mesaj gereği bir takım insanları ve araçları takip ettim. Bu mesaj sonucunda insanlara yada araçlara herhangi bir zarar vermedim. Sadece benim görevim insanları ve araçları fark edilmeden bir noktadan bir noktaya takip etmekti. Bu görevimi bu şekilde yapıyordum.”

“İTALYA’DA KENDİMİ FRANSA VATANDAŞI OLARAK TANITTIM”

“Bir defasında okuduğum bir gazetede bana İtalya’ya bir yaz kampına katılıp burada bulunan insanlara kendimi Fransız olarak tanıtmam ve insanları inandırmam yönünde mesaj verildi. Bu mesaj doğrultusunda 2009 yılının yaz aylarında İtalya’daki bir yaz kampına katıldım. Kampa katılırken kendimi Fransız vatandaşı olarak tanıttım. Kampta çalışanlarla birlikte yüz kişi vardı. Sürekli Fransızca konuştum ancak ismimi Atalay Filiz olarak söyledim. Paris’te 2008 yılında Rus vatandaşı olan Olga Seregina ile tanıştım. 2010’da bu bayanla sevgili olduk. Olga da yine Rus arkadaşı Elena Radchikova ile Paris’e eğitime gelmişlerdi. Olga ile aynı yurtta kalmaya başladık. Aynı yıl içinde çocukluk arkadaşım olan Göktuğ Demirarslan ile karşılaştık. Erasmus programı ile burada okuduğunu söyledi. Sonra Göktuğ ile sık sık görüşmeye başladık. Elena ile Göktuğ’u tanıştırdık. Onlar da sevgili oldular” diye konuştuğu ifade edildi.

MESAJ GELİNCE ÖLDÜRDÜM

Gazete yazılarındaki şifreli mesajları çözmeye çalıştığını öne süren Filiz’in, zaman içindeki gazete yazılarındaki mesajlarda Göktuğ Demirarslan ve Elena Radchikova’nın da casusluk yaptıkları gerekçesiyle her ikisini öldürmesi gerektiğinin emredildiğini söyledi.

Filiz’in ifadesinde, tarih öğretmeni Kayıkçı’nın ise kimliğini deşifre etmeye çok yaklaştığını, eğer kimliğini açığa çıkarırsa öldürmesi gerektiği yönünde gazete yazılarından mesajlar aldığını söylediği belirtildi.

“İRADESİ TUTSAK ALINMIŞ”

Atalay Filiz’e baro tarafından atanan avukat ise, “İradesi tutsak altına alınmış şekilde, gizli güçlerden kendisine verilen gizli talimatlar ve şifreler doğrultusunda hareket etmiştir” şeklinde savunma yaptığı öğrenildi.

Öte yandan Fatma Kayıkçı’nın ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında dosyaya Adli Tıp Kurumu’ndan ön otopsi raporu geldi. Otopsi raporunda Kayıkçı’nın kesici delici bıçak yaralanması sonucu iç organ ve büyük damar yaralanması neticesinde yaşamını yitirdiği belirtildi. (DHA)