YAZARLAR

Türkiye Çevre Ajansı halkı ne kadar soyacak?

Türkiye Çevre Ajansı gelir garantili çöplerden bir iş modeli. Tıpkı şehir hastaneleri, 3. Havalimanı, Osmangazi Köprüsü gibi, yani KÖİ. Bu model ile halk 10 milyar TL soyulacak, zamanla bu soygun artacak. Hatta depozito sisteminin çalışması istenmeyecek. Meclis 2 Aralık günü bu teklifi görüşmeye başladı. O gün siz buna dair pek bir şey duymadınız.

12 Ekim’de Meclis'e gelen, 14-15 Ekim’de Çevre Komisyonu'nda görüşülüp komisyon raporu çıkan “Türkiye Çevre Ajansı”nın kurulması ile ilgili teklif 2 Aralık’ta TBMM Genel Kurulu'na ulaştı.

Genel Kurul'a gelen kadar 45 gün süre geçti ve kimse ağzını açmadı. 24 saatte her şeyin değişebildiği bir ülkede, konuyu 45 günde herkese anlatabilirdiniz. Kimse anlatmadı. EPK-Elektrik Piyasası Kanunu mesaimiz nedeniyle aktaramadığımız Türkiye Çevre Ajansı (TÇA) ile ilgili ilk yazımızı geçen hafta Genel Kurul görüşmeleri öncesi yazmıştık. Şimdi size işin maddi ve manevi kısmını anlatıp o 45 günlük farkı kapatmaya çalışalım.

EPK’de partilerimizin elektik piyasası konusunda belge/bilgi/politikalarının olmamasının verdiği hazırlıksızlık ve süreci örecek bir sorgulama eksikliğini ülke olarak yaşadık. Ancak son bölümde bu eksikliği giderebildiğimizi kendi adıma söyleyebilirim. Burada EPK’nin TÇA ile bir bağlantısı var. Depozitolu atıkların rantı TÇA ile ilgili, rant elde edilemeyecek atıklar ise EPK’nin konusu. Bu ilişkiyi yine hatırlatalım.

TÇA’da da atık konusunda belge/bilgi/politikaların olmamasının verdiği hazırlıksızlık ve süreci örecek bir sorgulama eksikliğinin eksikliği aynı şekilde ortada duruyordu. O yüzden de partilerimiz bilmedikleri bu kanun teklifini anlatmadılar, atık işçilerinin adını bile anmadılar. Karşımıza bu durumun iki açıklaması çıkıyor. Birincisi, muhalefetin çalışmadığı ya da görevlerini yerine getirmediği şeklindeki genel düşünce. Bu akla mantıklı gelse de sebep değil sonuç. Çünkü veriler bize başka bir şey söylüyor. Örneğin, itiraz biçimlerine baktığımızda partilerin şeklî itirazlar yaptığını, konuyu araştırmadıklarını, sorgulamadıklarını, siyaseti takip etmediklerini, sadece popülizm sarmalına kilitlendiklerini ve aslında neoliberal çizginin, Meclis'te solda olan partilerde de etkin olduğunu gösteriyor.

Burada hepimiz aslında şunu öğrenmek isteriz. AK Parti’nin tarihi; atıkların geri dönüşüm, azaltım, tekrar kullanım politikalarını öldürmenin tarihidir ve ana atık politikası “düzenli çöp depolama sahası” dedikleri hafriyat işidir. Ancak 3 yıldır bunun değiştiğini biliyoruz ve bunu AK Parti açıkça gözümüzün önünde yapıyor. Mesela o sıfır atık projesine montelenen muhalefet belediyeleri var ya, onlar AK Parti’nin bugün TÇA kurmasının destekçisidir. Peki bunları geçelim ve "hakikaten çöp derdimiz bitecek mi ve bunun bize maliyeti ne olacak?" En saf halimizle bunun cevabını verelim.

Önce bir arkaplan bilgisi: “Kapasite Mekanizması” ile destek alan hatta aralarında ithal kömür, ithal gaz yakan santrallere 2020’de harcanacak para 1,5 milyar TL. 10 tane şehir hastanesi için cebimizden çıkacak para da 2020 için yaklaşık 10 milyar TL. HES’lerin büyük payı aldığı Yenilenebilir Enerji Destekleme Mekanizması'ndan sadece 2019’da fazladan verilen para 25 milyar TL.

Size üç boy soygun örneği verdim.

O zaman soruları sindire sindire soralım ve partilerimizin de halka açıklamadığı bu soruların cevabını biz verelim.

5 temel soru var:

1- TÇA’daki depozito uygulaması ile halkın cebinden ne kadar çıkacak?

Halkın cebinden başlangıçta 10 milyar TL çıkacak. Hatta 2040’tan sonra bugünün parası ile bunun yüzde 150 artması hedefleniyor. Yani gayet pahalı bir soygun. Şehir Hastaneleri soygunu ile yarışır.

2- Halk neleri finanse edecek?

Hemen halkın neleri finanse edeceğini kendimiz için hazırladım. Bütün masraf kalemleri diğer örneklerde de olduğu gibi bizden çıkacak. Hiç anlatmıyorum, Meclis görüşmelerine ve bakanlık belgeleri incelemelerime göre hazırladığım görseli bir utanç belgesi olarak ilginize sunuyorum.

Görsel: Halkın ödeyeceği kalemler 

 3- Atıklar geri dönüşecek mi?

Dönüşmeyecek, hatta geri dönüşmemesi tercih edilecek. Şöyle diyelim, bu işin modeli KÖİ, adı üstünde “Kamunun Özele para kazandırmak için yaptığı İşbirliği”. Yani geçmesen bile para ödediğin otoyol, köprü, kullanmasan bile parasını ödediğin havaalanı, hasta olmasan bile ücretini ödediğin şehir hastanesi. KÖİ modeli ortada iken depozito sistemi ile azalacak diyebilir miyiz?

Zaten 2040’da ambalaj sayısında yüzde 150’lik artış gizliden artan kârları motive ediyor, belli değil mi?

4- Kim kazanacak?

Asıl sorun bu. İş kamu–özel ortaklığına gidiyor. Meclis'te kimse konuşmuyor ama belli ki tasarıyı incelediğinizde bu iş oraya gidiyor. Bunun yasal hazırlıkları bile aynen devam ediyor. Hatta öncesinde çalışması bile yapılmış. Avrupa’da sıfır kârlı ve demokratik modeller inceleniyor, iktidarı kesmiyor. Kamusal model de inceleniyor, hiç iştah açmıyor. Kamu Özel İşbirliği modeli ise açık ara ile birinci oluyor. Bu modelle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işi kârlı hale getiriyor ve bundan sonra TÇA’ya devrediyor. TÇA da bir şirkete ihale ediyor. Hatta sizin için 'TÇA’nın işini alan şirkete kim neyi hazır edecek' modeli de çıkardım. Onu incelediğinizde iş kafanıza oturacaktır.

TÇA iş modeli 

5- Kimler kaybedecek?

Halk kaybedecek, doğa kaybedecek. Hem de maddi olarak 10 milyar TL. Para etmeyen atıklara kimse yüz vermeyeceği için de doğa kaybedecek.

Konu çok açık ve basit değil mi?

TÇA REJİMİ

Türkiye Çevre Ajansı gelir garantili çöplerden bir iş modeli. Tıpkı şehir hastaneleri, 3. Havalimanı, Osmangazi Köprüsü gibi, yani KÖİ. Bu model ile halk 10 milyar TL soyulacak, zamanla bu soygun artacak. Hatta depozito sisteminin çalışması istenmeyecek. Meclis 2 Aralık günü bu teklifi görüşmeye başladı. O gün siz buna dair pek bir şey duymadınız. Ama o gün Meclis'teki Katar tartışmasını bilirsiniz. Yani Katar tartışılırken arkada 10 milyar TL’lik yeni bir soygun müzakere ediliyordu. Tabii bu konunun ekim ayı ortasından bu yana Meclis'te beklediğini ve bu arada mevzubahis edilmediğini de ekleyelim.

Bu hafta teklif görüşülmeye devam edecek. Geçen hafta, halkın milyarlarca TL soyulacak olması konu bile olmadı. Muhalefet savunmayı, yönetim kurulunun maaşı gibi konulara kilitledi. Ortada artık her şirketin tabi olduğu yeni bir atık rejimi var ve bu rejimi tasvir eden şemayı aşağıda ilginize sunuyorum.

Türkiye Çevre Ajansı hepinize iyi günler diler.

Atıkta Türkiye Çevre Ajansı Rejimi

 


Önder Algedik Kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.