Trump, demokrasiye zarar veriyor

Donald Trump’ın 2020 ABD başkanlık seçimlerinde yaşadığı yenilgi sonrasında ısrarla gerçeği reddetmesi bir sürpriz olmasa bile, Amerikan demokrasisine daha fazla zarar verme tehlikesi barındırıyor. Mevcut durumda, Trump’ın elinde kendi yalanlarına inanmaktan başka bir şeyi kalmadı.

Google Haberlere Abone ol

Elizabeth Drew

7 Kasım Cumartesi günü dört günlük sayımın ardından Joe Biden’ın Başkan Donald Trump karşısında elde ettiği bariz galibiyet, bir haftadan fazla zaman geçmişken bile Trump’ın Biden’ın zaferini kabul etmesi için yeterli olmadı. Biden’ın galibiyeti, modern zamanların en önemli ABD seçimi olarak adlandırılan seçime bir nokta koydu; ne var ki, kişisel nedenlerden ötürü Trump hâlâ direniyor.

Bir seçmen sahtekârlığına kurban edildiği hususunda ayak direme kisvesi altında -seçimi kaybederse bu bahaneyi kullanacağını aylardır vurgulayan- Trump, Biden’ın ve ülkenin düzgün bir iktidar devri yaşama şansını reddediyor. Biden’ın modern tarihte başkan olabilecek en deneyimli kişi olması bu süreçte kendisine yardımcı olacak fakat Franklin D. Roosevelt’in Büyük Buhran’ın ortasında göreve gelişinden bu yana yeni bir başkanın karşılaştığı en zor durumla karşı karşıya. Yaşanan şiddetli küresel salgın ve ekonomik çöküş göz önünde bulundurulduğunda, Biden’ın vereceği mücadele daha da zor olabilir.

KAYBETSE DE HENÜZ YIKILMADI

Trump’ın muhaliflerinin büyük kısmı, gerçekleşen seçimin, hakir gördükleri bir başkanın ezici bir şekilde reddedilmesine ilişkin hararetli arzularını yerine getirmediğinin farkında. Üstelik, Trump’ın son derece büyük bir taraftar kitlesine sahip olduğu gerçeğiyle de yüzleşmeleri gerekiyor. Bu defa, 2016’ya kıyasla yaklaşık 10 milyon daha fazla insan Trump’a oy verdi. Demokratlar Senato ve Temsilciler Meclisi seçimlerinde anketlerin ortaya koyduğu tahminlerden çok daha kötü (yine yanılmışlardı) bir performans sergilediler ve Demokratlar ocak ayı başlarında Georgia’da yapılacak iki adet çift turlu seçimi toptan kazanmadığı sürece, Senato muhtemelen Cumhuriyetçi ana stratejist Mitch McConnell’ın elinde kalacak.

Trump’ın başkanlığına dair en kaygılandırıcı netice, ABD’nin anayasal sisteminin çökmesine ne kadar tehlikeli bir şekilde yaklaşıldığıdır. Eğer Trump (başından beri beyhude olduğu ortada olan) seçimi tersine çevirme çabalarında başarıya ulaşsaydı, ABD demokrasisi yıkılabilirdi. Dolayısıyla, belki de Trump’ın başkanlığından çıkarılacak en büyük ders, ABD Anayasası’nın ne kadar kırılgan olduğu ve onu baltalayanların önünde çekingen davranmanın tehlikeleri artırdığıdır.

Trump’ın gerçek ve vahşi politik yeteneğinin tam olarak anlaşılması biraz zaman alabilir. O, büyük ölçüde Amerikalıların en temel içgüdülerine seslenerek ve ülkedeki köklü ırkçılıktan faydalanarak siyasette başarılı oldu. Meksikalı göçmenleri 'tecavüzcü' olmakla suçlamak, adaylığı döneminde söylediği ilk sözlerdi. Trump, dünyanın dört bir yanındaki ‘popülist’ liderlerin yaptığı gibi, pek çok insanın süslü sözleri çekici bulduğunu anlamıştı. Ayrıca P. T. Barnum’u hatırlatan şovmen içgüdülerinden de yararlandı; Trump ve eşinin 2015’te altın rengi bir yürüyen merdivenden indikleri görüntü hafızalardan henüz silinmedi.

TRUMP’IN ÖDENMEMİŞ HESAPLARI

Bundan siyasal bağlamda zarar görmesine karşın, Trump salgını feci şekilde kötü yönetmesi nedeniyle hak ettiği bedeli ödemedi; zira destekçilerinin çoğunun ‘uzmanlara’ küçümseyerek baktığını anladı ve bunun üzerine oynadı. İnsanların evlerinde tecrit olmak istemediklerine; ebeveynlerin çocuklarının okula geri dönmesini ve küçük işletmelerin yeniden açılmak istediğine, ayrıca birçok insanın maske takma talimatını kabul etmediğine dair bir anlayışı yansıtan politikalar lehine baskı yaptı.

Trump’ın hayatının en büyük geri dönüşü olabilecek ikinci başkanlık döneminin olağanüstü bir şekilde reddedilmesi, onu en çok aşağıladığı gruba dahil etti: ‘Kaybedenler’. Trump, bir mağlubiyeti kötü bir şekilde karşılayan ilk başkan adayı olmasa da (bazıları asla bu gerçekle barışamaz) verdiği tepki (büyük ölçüde ofisinde sıkışıp kalmış ya da golf oynamış olsa da) adeta bir volkanı andırıyordu. Trump’ın görünüşte seçimi geçersiz kılmak amacıyla yürüttüğü sahte kampanya, açık biçimde bu ‘kaybeden’ yaftasından sıyrılmayı amaçlıyor. Trump, egosunu kurtarma sürecinde yalnızca seçimleri değil aynı zamanda Amerikan siyasi sistemini de meşrulaştıracaksa, bırakın öyle olsun.

Trump, gelecek yıl 20 Ocak’ta iktidarın değişmesine kadar hükümet gücünü elinde tutmaya devam edecek ve bu durum ona yaramazlık yapmak için birçok fırsat sunuyor. Oylamadan sonraki pazartesi günü, Savunma Bakanlığı’nın tasfiyesine başladı; Savunma Bakanı Mark Esper’i bir tweet ile görevden aldı ve yerine nispeten deneyimsiz bir taraftarını atadı. Diğer üst düzey Pentagon yetkilileri de görevden alındı ve yerlerine Trump’ın daha fazla güvendiği kişiler getirildi.

Böylesi görevden almalar yalnızca Trump’ın kindarlık kapasitesini mi yansıtıyor, yoksa daha karanlık bir planı mı var? Mesela Esper, Trump’ın ‘Demokratların yönettiği’ şehirlerin sokaklarında yaşanan şiddeti bastırmak için federal askerleri kullanma arzusuna açık biçimde karşı çıkmıştı. Yanı sıra, Trump’ın 2016 yılında Rusya’dan yardım aldığı suçlamasından paçayı sıyırmasına yardım edeceğine inandığı istihbaratın gizliliğinin kaldırılması konusunda da yönetim içinde acımasız bir iç mücadele sürüyor.

2024 İÇİN HAZIRLIK MI YAPIYOR?

Trump, partisindeki baskın güç olmaya devam ettiği için, 2024’teki başkanlık seçimlerini göz önünde bulunduran bazı Cumhuriyetçiler, ülkeyi bir arada tutan sinirleri parçalamasına açık biçimde karşı çıkmakta isteksiz davranıyor. Trump’ın Biden’a geleneksel olarak gerçekleştirilen tebrik telefonunu etmekten kaçınması -böylece diğer Cumhuriyetçilere de örnek olması- bu saldırıların en önemsiziydi.

Trump ve müttefiklerinin daha büyük bir şeyin peşinde olduğu çok bariz. Cumhuriyetçi liderler, 2009 yılında Barack Obama’nın ilk dönemine başlamasının arifesinde, Kongre Binası’nda toplandılar ve bir başkan olarak onun her girişimini yenilgiye uğratmak gibi benzeri görülmemiş bir amaçta karar kıldılar. Trump bunun da ötesine geçerek, Biden’ı daha yemin bile etmeden sakatlamaya kararlı görünüyor.

Trump’ın dünyanın olmasa da Amerikan cumhuriyetinin karşısına çıkardığı tehlike, 20 Ocak’tan sonra bertaraf olmayacak. Bu noktada, kişisel hesaplarının kendisine dayattıkları dışında, önünde hiçbir engel yok. Şu anki ve eski istihbarat yetkilileri arasındaki kaygılardan biri, istihbarat brifinglerine fazla önem vermese de Trump’ın, Amerika’nın düşmanlarının epey ilgisini çekebilecek bilgilere sahip olması. Bazı kesimler onu içinde bulunduğu büyük mali çukurdan kurtarmak için istekli olabilir mi? (Çok yakında, şahsi teminatını içeren 400 milyon dolar tutarındaki kredi borcunu geri ödemeye başlaması gerekiyor.)

BİRÇOK SORUŞTURMA SIRADA BEKLİYOR

Trump’ın iktidarı bırakmak dışında başka endişeleri de olacak. Görevden ayrılmadan önce kendi kendisini affetse bile, bu onu yalnızca federal davalardan kurtaracak. Hâlihazırda çeşitli eyaletlerde devam eden soruşturmalardan doğacak davalara karşı hâlâ savunmasız olacak.

Trump’ın yenilgisinden sonra, ABD genelinde ve dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde patlak veren şaşırtıcı coşku seli, insanların onun başkanlığından ne kadar da ürktüğünün deliliydi. Rahatlamak için henüz erken olabilir. Geçtiğimiz günlerde, Axios adlı haber sitesi, Trump’ın yardımcılarıyla 2024 yılında yeniden başkanlığa aday olma ihtimalini görüştüğünü duyurdu.

Bu Trump’a özgü bir hile olabilir. Şu an itibariyle, Trump, ABD İç Savaşı’ndan sonra sabit fikirli Güneyliler tarafından uydurulan ve kendilerini yücelten efsaneler gibi başka bir ‘kaybedilmiş savaş’ efsanesi yaratmaya odaklanmış gibi görünüyor. Bu türden kışkırtıcı bir mitoloji, önümüzdeki yıllarda Trump’ı gündemde ve televizyonlarda tutmak da dahil olmak üzere, kendisine sayısız fayda sağlayabilir. ABD ve dünyanın Donald Trump’ın sonuna tanıklık etmesi uzun zaman alabilir.


Yazının orjinali Project Syndicate sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)

 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR