YAZARLAR

Trabzonspor dinamik ama pusulasız

Eddie Newton’u çok çaresiz gördüm; öyle ki top taca çıktığında top toplayıcı çocukların rolünü bile oynadı. Oyuna hakim olan karmaşa ve karanlık deliklere müdahale etmek yerine, taç toplarının bir an önce oyuna sokulmasıyla meşguldü.

Trabzonspor’da tuhaf bir dinamizm vardı; sanki bütün futbolcular, bütün aksiyonlardan sorumluymuş gibi tavır içindeydiler ama hiçbiri bir tek görevi hakkıyla yerine getiremiyordu. Enerjik ama çaylak bir takım görüntüsü hakimdi Trabzonspor’a. Çok şey yapmak isteyip hiçbir şey yapamayan, telaşlı oyuncular hem zaman duygusunu kaybettiler hem de alan. Hakkını vermeliyim, ilk yarıda topun olduğu her bölgede en az üç Trabzonsporlu oyuncu, agresif bir şekilde oyuna ve topa müdahale etti. Hatta kimi zaman o kadar gereksiz şekilde çoğaldılar ki, birbirlerinin alanını bile işgal ettiler. Öyle ki sırf bu serseri dinamizm yüzünden, ceza sahası çeperine taşınan her topa uzaktan vurmak zorunda kaldılar. 

Bu tavır ya telaşlı bir acemilik ya Newton’un ‘’kaleyi gören vursun’’ talimatının sonucuydu. 

Trabzonsporlu oyuncuların alan daraltan acemi oyunu, top Başakşehir'e geçince büyük bir zaafa dönüşüyordu. Başakşehir ani şekilde oyunu enlemesine genişletince, genişleyen alanları kontrol etmek, Trabzonspor açısından neredeyse imkansız hale geliyordu. 

Bu acemi oyunun geçici bir şey olduğunu ummak istiyorum ya da yepyeni bir oyun planının ilk başarısız denemesi olarak değerlendirmek istiyorum. Çünkü pusula ve geçiş levhaları olmayan bu oyun Süper Lig'de tutunamaz. 

Oyunun ikinci yarısında Trabzonspor çok yoruldu. Amaçsız koşuşturmanın doğuracağı doğal sonuç galiba böyle oluyor. Başakşehir, Trabzonspor’un yorgunluk ve pusulasız halini, doğrusu çok iyi kullandı. Başakşehir de bu sezon tanık olmadığımız olgun bir oyunu belirgin bir paslaşma tipiyle taçlandırdı. Oyunun bir bölümünde Başakşehir adeta yürüyerek paslaşıp şahane alanlar kat etti. Dar alanda hareketli kısa paslar ve üçgenler adeta Trabzonsporlu oyuncuların başını döndürdü. Nitekim bu güzel oyun Visca’nın harika vuruşuyla estetik bir gole dönüştü. 

Eddie Newton’u çok çaresiz gördüm; öyle ki top taca çıktığında top toplayıcı çocukların rolünü bile oynadı. Karmaşa ve karanlık deliklere müdahale etmek yerine, taç toplarının bir an önce oyuna sokulmasıyla meşguldü. Peşin bir haksızlığa yol açmamak için altıncı haftanın sonunu bekleyeceğim. 

İlk yarıda gördüğüm tuhaf dinamizm dışında Trabzonspor hanesine yazılacak hiçbir olumluluk yok. Görevler ve roller bahsinde herkes, çok özgürmüş gibi davrandı. Hiçbir oyuncu belli bir plan içinde eylediğini hissettirmedi. Ne sağ kanat ne de sol kanat hemen hiçbir atağı sonlandıramadı. Göbek planında hangi taktik düşünceler vardı, bunu kestirmek imkansızdı. Kısacası karşı kaleye gidebilecek akışkan bir oyun için hiçbir blok yapılandırılmamıştı. Üzgünüm ama durum bu.


Ali Fikri Işık Kimdir?

Ali Fikri Işık, 1958 yılında Mardin’in Savur ilçesine bağlı Xeramemo köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Batman’da, liseyi ise Silvan’da okumuştur. 1978 yılında Batman'da “Sesleniş” Gazetesiyle yazın hayatına başlamış. 1985 yılında yazarlar kooperatifi olan Yazko’nun dergisi “Yazko Somut”ta, 1994 yılında “Zone News” gazetesinde, 1995 yılında haftalık dergi “Roj”da, 2010 yılında Taraf gazetesinde, 2016 yılında “BasNews ve Kurdistan24 Türkçe'de yazmıştır. Amedspor Kaos ve Direniş Amedspor kitaplarının yazarıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR