Kente yönelik afet risk azaltma planlarının hazırlandığını söyleyen Kıratlı, "Bu hazırlanan planlar neticesinde birçok kamu kurum kuruluşlarının öncelikle afetlerle ilgili eylemleri belirlendi. Konuştuğumuz konulardan birçoğu, yerel yönetimlerin uhdesinde olan hususlar. Ruhsat veren irade, binaya göz yuman irade belli. O iradenin biraz daha dirayetli olması gerekir" ifadelerini kullandı.
Kıratlı, şöyle devam etti: "Onun haricinde Karayolları, DSİ ve biz olmak üzere birçok kamu kurumu yani yerel idareye bağlı kamu kurumlarının birçok çalışması var ama bunların hepsini aynı anda yapmak mümkün değil. Yavaş yavaş yapılıyor bunlar. Farkındaysanız eskiden 50 kilo ile 100 kilogram arasında yağmur yağdığında mutlaka bir hasar veriyordu. Şimdi o kadar hasar görmüyoruz. Bu yapılan çalışmaların süreklilik arz etmesi lazım. Esas iş, yerel yönetimlere düşüyor."
Karadeniz Teknik Üniversitesi Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve jeoloji mühendisi Prof. Dr. Hakan Ersoy da önceki yıllarda bölgede yaşayanların tarım yaparken drenaj kanalları açtığını belirterek, "İnsanımız artık çok kısa zamanda şehirden 15-20 günlük izinlerinde gelerek tarımını yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla eski insanlarımızın gösterdiği hassasiyeti, gösteremiyor. Çünkü onu görecek onu yorumlayacak zamanı olmuyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Ersoy, ulaşımın artmasıyla beraber ulaşım ağlarında beton yollar tercih edilmeye başlandığını, beton yolların aşırı yağışlarda dere yatağına dönüştüğünü söyledi. (HABER MERKEZİ)