İmamoğlu neden durdurulmalı?

Erdoğan'ın takipçi sayısının İmamoğlu'ndan altı kattan fazla olduğunu söylersek (2 milyona karşı 13 milyon!) şu anda en merak edilen, en çok takip edilen, internette en çok etkisi olan politikacının İmamoğlu olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Serdar Temiz  

İktidarın, sistematik bir hile olduğundan emin olmadan, sadece geçersiz oyları saydırmakla başlaması, zaten mutfakta başka bir şeyler pişirdiğini gösteriyordu. Demek ki, dertleri ne yapacaklarına karar verirken zaman kazanmak ve olabilecek her türlü bahaneyi bulmakmış. Yedek üyelerin de oy kullandığı YSK kararı ile tekrar seçim kararı alındı. Bu hakemi yanlış seçtik diye hakemler kurulunun maç iptal etmesi gibi bir şey. Daha mart başı, İrfan Aktan bu seçimlerin nasıl 7 Haziran’ı hatırlattığını çok iyi bir yazı ile anlatmıştı.

Yazımın başlığı bir temenni değil ancak iktidar için çok zaruri bir durum. Seçimleri bu hali ile yenilemek, eğer sistematik bir hile yapılmayacaksa ya da iktidara karşı sistematik bir hile yapılmadı ise (ki ispatı bulunamadı) bu kadar motive olmuş bir muhalefete karşı seçimi kazandırmayı sağlamaz. Eğer sistematik hile veya oyları bir anda artıracak çok büyük birkaç olay olmaz ise, elimizdeki verilere göre seçimlerin galibi tekrar İmamoğlu olur.

Geçmişi bir kenara bırakıp, eldeki seçim sonuçlarından ziyade, internet verilerini dikkate alırsak, İmamoğlunun kesinlikle durdurulması gerekir. Niye mi?

Mesela iki rakibin YSK kararından sonraki ilk açıklamalarını karşılaştırdığımda, İmamoğlu’nun uzun videosu sabah 6 civarı, 740 bin kere izlenmiş iken, Binali Yıldırım’ın açıklaması 40 bin kere izlenmişti. Yorum ve tekrar tweet’i ve beğeni sayılarında da kat kat fark vardı. İmamoğlu’nun aldığı 2 bin 500 yoruma karşılık Yıldırım 168 yorum almıştı. Tekrar tweet etmekteki fark 14 bine karşılık, 579; beğeni de 67 bine karşılık 2 bin 800.

Eğer ilk kısa açıklamaları baz alırsak, o zaman İmamoğlu’nun videosu bir milyon kere izlenmişti. Arada beş saatlik fark olsa da, bir milyonluk farkın beş saatle açıklanması mümkün değil. Orada da, İmamoğlu 3 bin 700 yorum, 13 bin tekrar tweet ve 77 bin beğeni ile çok çok önde.

Grafikte de görebileceğiniz üzere SocialBlade sitesine göre, Ekrem İmamoğlu’nun Twitter’daki kullanıcı sayısı günde ortalama 19 bin 377 artışla, son 30 günde 746 bin 861 arttı.

Binali Yıldırım’ın @BY hesabı ise son 30 günde, günde ortalama 745 takipçi ile, 27 bin 934 arttı. Aynı sürede Recep Tayyip Erdoğan’ın takipçi sayısı günde 2 bin 880 ortalama ile, 94 bin 377 arttı.

Binali Yıldırım ve Ekrem İmamoğlu karşılaştırması

İmamoğlu’nun Twitter’da paylaştığı Periscope videoları ortalama yarım milyon kere izlendi. Bu manada bırakın Yıldırım’ı, Erdoğan’ın izlenme ortalamalarını üçe katlayan rakamlara ulaştı. Erdoğan’ın takipçi sayısının altı kattan daha fazla olduğunu söylersek (2 milyona karşı 13 milyon!) şu anda en merak edilen, en çok takip edilen, internette en çok etkisi olan politikacının İmamoğlu olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz.

Burada İmamoğlu’nun CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan, İYİ Parti Meral Akşener’den katbekat fazla izlendiğini de dememe gerek yok. Dolayısı ile İmamoğlu, sadece Twitter ve Periscope video izlenme rakamları açısından bakıldığında, partilerin liderlerinden ve kendilerinin ayrı ayrı bileşimlerinden daha büyük bir ilgiye ve desteğe mazhar oluyor. Eski seçimlerdeki gibi, AK Parti için, muhalif adayı tipik elitist, tepeden bakan CHP’li diye gösterip, muhafazakarlardan oy almak kolay değil.

Burada bir parantez açmak istiyorum: Bence İmamoğlu moral üstünlüğünü çok insanın zannettiği gibi miting videosu ile değil, iftar sofrasında ele geçirdi. Sosyal medyada okuduğum bir tweet’te ‘İmamoğlu’nun açıklaması, gayet sınavda bildiği yerden soru çıkmış öğrenci rahatlığındaydı, güven telkin ediciydi’ dedi bir kullanıcı. Katılıyorum: YSK kararı açıklandığı zaman İmamoğlu’nun sofrada seçime doğrudan değinmemesi, sofra ve iftar adabına uyması, o sofranın hakkını vermeden siyaset konusuna girmemeyi tercih etmesi ama aynı zamanda seçmenlerine de nerede olduğunu göstererek, gülümseyerek moral vermesi, dışarıda bekleyen muhabirlere ilk soruyu ‘yemeklerinizi yediniz mi’ diye kendisinin sorması, İmamoğlu’nun kontrollü ve akıllı olmasının yanında tam doğal bir lider olduğunu gösteriyor.

Bunları ben biliyorsam, iktidar da biliyordur. Dolayısı ile iktidarda kalmayı her şeyin üstünde tutanlar için İmamoğlu’nun durdurulması, rüzgarına set vurulması zaruri bir durum.

Sadece eldeki verilere ve son 3-4 senede olanlara bakarak, kısaca iki öngörüde bulunabilirim: Birincisi, AK Parti, Yıldırım yerine başka bir aday çıkarılabilir. İkincisi, İmamoğlu’nun seçimlere girememesi için elden gelen ne varsa yapılır. Bu ikisinin nasıl olacağını bilemem ancak muhalefet dikkat etmezse bunlarda, özellikle ikincisi de olur.

İmamoğlu ve Kaftancıoğlu İstanbul’da muhalefetteki organize olamama beceriksizliğini ortadan kaldırdılar ancak İmamoğlu’nun o kadar zeki bir siyasi akla sahip olduğu ve organizasyon yeteneği Cumhur İttifakı tarafından bilinmiyordu. Şimdi, Cumhur İttifakı tanımadığı bir rakip ile değil, tanıdığı bir rakiple yarışacak. İktidar, topyekun, her türlü yöntem ile İmamoğlu’na yüklenecektir (İmamoğlu’nun helallik aldım demesini de, gerekirse sokağa çıkarız diyen çete liderini de buraya not düşeyim). İmamoğlu’nun arkasındaki kitleyi seyreltmeye, destek aldığı partileri birbirine düşürmeye ve hatta yakın çevresinin ve kendisinin baskı altında tutulup kendisinin seçime girememesine kadar elden ne varsa yapacaklar.

Belki şu anda, “Adana 23 Haziran’da 150 derece”, “Bodrum’a köpek balıkları gelecekmiş” gibi belediye ilanları, #herşeygüzelolacak etiketi heyecan verici ve motive edici olabilir ancak muhalefetin (kaldı ki, Neşe Özgen Hocan’ın belirttiği gibi İstanbul’da esas muhalefet aslında Cumhur İttifakı ama dil alışkanlığı diyeyim) daha ciddi önlemler alması gerekiyor. Kaldı ki, seçim tekrarını anında kabul eden muhalefet, bir sonraki seçimde tekrar kazanırsa tekrar iptal edilmeyeceğini nereden garanti altına alacak? Demokratik muhalefetin sadece sandıklarda olmadığını özümsememiz gerekiyor. Ya sandık tekrarı, ya da çatışmalı sokak eylemleri arasında sıkışan muhalefet, hazırlıklı olacak mı? İktidarı demokratik olarak zorlamak için başka sivil alternatifler bulunabilecek mi? Mesela, korku duvarını yıkmak için İmamoğlu’nun iş insanı ve sanatçıları ses çıkarmaya davet etmesi akıllıca idi. Pegasus, Onur Air, Atlasglobal ve Türk Hava Yolları ücretsiz bilet değiştirmeyi vaat etti mesela. Siyasete hiç bulaşmayan ünlüler dahi ses çıkarmaya başladılar. Peki sadece bunlar yeter mi?

 

Not: Füsun Üstel Hoca hukuksuz nedenle hapse atıldı, kesinlikle kınıyorum.

İrfan Aktan’ın yazısı: https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/03/04/akpye-her-sey-7-hazirani-hatirlatiyor/