YAZARLAR

Tatbikatların gölgesinde: ABD Rusya’dan ne istiyor?

Üç aydan fazla süredir iktidarda olan Biden yönetimi, üç stratejiyle küresel politikaya yön vermeyi pratiğe dökmeye başladı.

Haziranda yapılacak Grup 7 -ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya- (G7) Zirvesi’nin ayak sesleri mayıs itibariyle fiili olarak etkisini göstermeye başladı. Zirve bir yanda ABD öncülündeki ittifak grubuyla Çin ve Rusya arasındaki saflaşmanın yeni bir aşamasını temsil ediyor.

İngiltere’de yapılacak toplantı hem Biden’ın ilk defa bu grupla bir araya gelmesi hem liderlerin Ocak 2020’den bu yana ilk yüz yüze görüşmesi olması açısından önemli. Bu hafta G7’ye hazırlık süreci bağlamında Rusya, Çin ve ABD arasında berraklaşan gerilime ve ABD’nin Rusya’dan ne talep ettiğine bakacağız.

G7’YE DOĞRU: ZİRVE HAZIRLIKLARI VE BIDEN’IN STRATEJİSİ

G7, yıllık zirvelerle yedi ülkenin liderleri ve dışişleri bakanlarının bir araya geldiği önemli toplantılardan. Toplantıya grubun üyelerinin yanı sıra söz konusu yılın belirlenen gündemi uyarınca bazı devletler de davet ediliyor.

Zirvede, liderler bir araya gelmeden önce grup üyeleri ve konuk devletlerin dışişleri bakanları hazırlık için toplanır. 2021 Zirvesi’nin konukları, Avustralya, Hindistan, Güney Kore ve Güney Afrika. Konuk listesi aslında gündeme dönük önemli bilgi sunuyor. Asya Pasifik’ten Japonya ile ABD’nin yanı sıra üç devletin varlığı gündemin Asya Pasifik, yani Çin olacağına kanıt. Nitekim hazırlık sürecinde İngiltere ile ABD’nin Çin’e “Batı henüz bitmedi” demesi, toplantıda dış tehdit olarak Çin, Rusya ve İran’ın gösterilmesi, sanki G7 değil de NATO zirvesinden bahsediliyormuş izlemini uyandırıyor. Oysa 1975 itibariyle dünyanın gelişmiş ekonomilerini bir araya getiren zirvelerin öncelikli gündemi ekseriyetle ekonomi oluyordu. Son yıllarda Çin’in yükselişi, G7’nin gündemini etkilemiş olsa da henüz hazırlık toplantısına bu düzeyde yansımamıştı.

ABD için G7 Zirvesi iki açıdan önemli. İlk olarak başta İngiltere olmak üzere eski dostlarla “ortak değerler (demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve sürdürülebilir kalkınma)” aracılığıyla Trump’ın yarattığı tahribatı onarma. Bu onarımda tutkal rolü Çin ve Rusya’ya “öteki” tanımıyla veriliyor. İkincisi, The Quadrilateral Security Dialogue (ABD, Japonya, Hindistan, Avustralya) olarak bilinen ve daha çok Çin’in Asya Pasifik’teki faaliyetlerinden memnun olmayan devletleri bir araya getiren yapıya Güney Kore, G7 vasıtasıyla dahil edilmiş oluyor. Yani Biden, bilinen transatlantik ilişki ağını, Çin ile mücadele Asya Pasifik’te olduğu için Hindistan, Güney Kore, Avustralya ve Japonya’yı dahil ederek büyütmek istiyor. Bu noktada bahsi geçen devletlerden Hindistan hariç, hepsi zaten ABD müttefiki. Peki Hindistan neden önemli?

Yeni Delhi, BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi Pekin ve Moskova’nın baskın olduğu oluşumlarda yer alıyor, bu durum dikkate alındığında Biden ve müttefiklerinin Hindistan’ı davet etmesi, bilinen Batı kavramının en azından coğrafi bir tanım olmanın ötesinde bir rekabete uzanacağını ve burada yeni ortakların sürece dahil edileceğini gösteriyor. Sürece katılmasa da Çin’den uzak durması istenen bir devlet daha var: Rusya.

RUSYA’YA GÖZDAĞI: DEFEND EUROPE 21 VE KUZEY KIYILARI TATBİKATI

G7’nin hazırlıkları diplomatik düzeyde Çin’e göz dağı verirken, Avrupa’nın ortasında G7’de dış tehdit olarak anılan bir diğer devlet Rusya’ya karşı askeri bir gövde gösterisi yapılıyor. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü John Kibrey, yaklaşık iki aydır hazırlıkları süren ve aralarında Türkiye’nin de olduğu 26 ülkeden 28 bin askerin yer aldığı askeri Defend Europe 21 tatbikatının 3 Mayıs’ta başladığını duyurdu. Kibrey açıklamasında, “Tatbikat, doğası gereği savunma amaçlı. Saldırganlığı caydırmaya odaklanırken, kuvvetlerimizi krize yanıt vermeye ve gerekirse büyük çaplı savaş operasyonları yapmaya hazırlıyor. Tatbikat, birbiriyle bağlantılı birkaç çok uluslu tatbikatı kapsıyor” dedi. Tanklarla, toplarla, savaş uçaklarıyla barışa ulaşılacağı iddiası ne kadar akla yatkınsa, bu tatbikatın da savunma amaçlı olduğunu iddia etmek o kadar yatkın. Zira Rusya Savunma Bakanı Sergey Şaygu, “NATO’nun bulunduğu bölgelerde tatbikat esnasında bir olumsuzluk çıkarsa, askerlerimize hazır olma emri verdik” dedi. Bir başka anlatımla, ABD’nin tatbikatının hedefinde Rusya’nın olduğunu, Moskova’nın tonu yüksek cevabı gösteriyor.

Rusya’ya verilen göz dağı bir yanda Ukrayna nedeniyle Avrupa’yı kapsarken Asya Pasifik’ten ülkelerin yer aldığı Kuzey Kıyı Tatbikatıyla (Alaska civarı) Arktik’e uzanıyor. Arktik bölgesi Rusya’nın en hassas olduğu konulardan, kutuplaşma uyarınca her iki taraf da diğer katılımcılarla bölgede askeri tatbikat yapıyor. Ancak iki askeri tatbikatla Rusya’nın hedef alınması, Moskova’ya bir yanıyla Çin konusunda nötr kalmadığı takdirde sadece Avrupa’da değil, kuzeyde de ciddi sorunlarla yaşayacağının sinyallerini veriyor.

Toparlamak gerekirse, üç aydan fazla süredir iktidarda olan Biden yönetimi, üç stratejiyle küresel politikaya yön vermeyi pratiğe dökmeye başladı. Çin’in tehdit ve rakip görülmesi Obama döneminden beri süregelen bir politika, bu konuda Biden da Trump gibi selefleriyle ortak zemini paylaşıyor. Ancak Biden, Trump’ın Batı ile ilişkileri sorun yumağına çevirip Çin’i doğrudan hedef alma politikasını doğru bulmuyordu. Onun yerine, “ABD geri döndü” diyerek eksi dostlarıyla bağlarını tazelemeye ve var olanlarına yenilerini eklemeye çalışıyor. Bunun için de Çin’in yalnızca ABD için değil, tüm müttefikleri için tehdit olduğu algısını pekiştirmeye çalışıyor. Bu bağlamda Washington için her çoklu zirve kaynaşma ve ortak zeminde buluşma için fırsat. Biden’ın politikasında Hindistan ile billurlaşan adım, dostane biçimde Çin’e karşı müttefik kazanmayı sembolize ederken Rusya’ya özel bir strateji uygulanıyor: Cezaya dayalı ikna. Rusya ile Çin ilişkilerinin derinliği ve boyutu, Rusya ile Batı arasındaki sorunlu ilişki dinamikleri, Rusya’nın yaptırımlar, cezalandırma, askeri gövde gösterileri ve gerginliğe yeni başlıklar eklenmesiyle sürdürülüyor. Hindistan ile Rusya’nın farklı kefelere konulmasının nedeni ABD’nin Rusya ile kolaylıkla aynı çatı altında bir araya gelemeyeceğinin farkında olması. Bu nedenle Rusya’dan bu kadar karmaşık yollarla tarafsız kalmasını talep ediyor.

Rusya’nın bu konuda nasıl bir tutum alacağını kestirmek güç. Kremlin’in hem Avrupa’da hem de Asya Pasifik’te bazı kırmızı çizgileri var. Ancak Putin, Biden’ın tarafsız bir yerde bir araya gelme teklifini değerlendiriyor. Washington’ın “bir tercih yap” baskısını, Moskova tarihsel deneyimi ve diplomatik manevra gücüyle beklenmeyen ödünleri kopararak düşünmek isteyebilir, zira Rusya dış politikadaki pragmatizm ilkesi buna cevaz veriyor.


Mühdan Sağlam Kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktorasını yapmıştır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rus dış politikası ve enerji politikaları, Avrasya enerji politiği temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. Barış için Akademisyenler “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzadığı için 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.