Tarlabaşı Toplum Merkezi’ne kapatma davası: Ağır bir müdahale olur

Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği’ne açılan kapatma davasını değerlendiren hukukçular: Olumsuz sonuç çıkması STK’lara ağır ve kabul edilmez bir müdahale olur.

Google Haberlere Abone ol

DUVAR - Faaliyetlerine 2006 yılında başlayan ve yoksullukla mücadele eden Tarlabaşı bölgesi halkını desteklemeyi amaçlayan Tarlabaşı Toplumunu Destekleme Derneği’ne (yaygın olarak bilinen adıyla Tarlabaşı Toplum Merkezi-TTM) ‘yokluğun tespiti’ ve ‘derneğin feshi’ talepleriyle iki ayrı dava açıldı.

 Bazı medya organlarında, “Çocuklara LGBTİ ve PKK propagandası” yaptığı gerekçesi ile hedef gösterilen dernek, Tarlabaşı’na yönelik ön yargıların azaltılması amacıyla çalışmalar yürütüyor.

SAVCILIK VE VALİLİK ‘KAPATILSIN’ DEDİ

Hakkında çıkan haberler sonrasında savcılık ve valilik tarafından kapatılması istenen dernek hakkında görüştüğümüz TTM hukuk ekibinden Av. Selmin Cansu Demir ile İfade Özgürlüğü Hukuk Ekibi avukatları Sevgi Kalan Güvercin, Buse Karataş ve Dilara Alpan açıklamalarda bulundu.

‘TTM, ÇOCUK VE KADINLARIN TÜM HAKLARA EŞİT OLARAK ERİŞMELERİNİ DESTEKLEMEYİ AMAÇLIYOR’

 Av. Sevgi Kalan Güvercin ‘Tarlabaşı Toplum Derneği ne yapıyor? Derneğin amacı nedir?’ sorumuzu şöyle yanıtlıyor:

“TTM; yoksulluk, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin en yoğun şekilde yaşandığı dezavantajlı kılınmış bölgelerden biri olan Beyoğlu- Tarlabaşı’nda, toplum merkezi modelini benimseyen bir sivil toplum örgütü. Özellikle çocuk ve kadınların bir araya gelebileceği güvenli alanlar kurmak üzere 15 yıldır faaliyet gösteriyor. Çocuk ve kadınların tüm haklara eşit olarak erişmelerini desteklemeyi amaçlıyor.

Hak temelli bir yaklaşım benimseyen TTM; koruma, güçlendirme ve savunuculuk faaliyetleri yürütüyor, deneyimini yerelden genele yaygınlaştırma amacıyla gönüllülerinin desteğiyle çalışıyor.”

‘SOSYAL MEDYADA 2021’DEN BU YANA HEDEF GÖSTERİLİYORUZ’

 Peki neden dernek için ‘Ahlaksız dernek’ şeklinde başlıklar atılıyor. ’Müslüman çocukları hedef seçen LGBT sapkınlığı oluşumu’ olarak hedef gösteriliyor? Neden kapatma davası açıldı?   

Av. Buse Karataş şöyle yanıtlıyor: “TTM; faaliyetleri ve yayınları gerekçe gösterilerek Haziran 2021’den bu yana sosyal medyada yoğun bir şekilde hedef gösterildi. Karalama ve hedef gösterme niteliğinde haberler yayımlandı. Bunları takip eden dönemde TTM’ye yönelik denetimler gerçekleştirildi. Bu denetimler sonucunda, basında çıkan karalama haberleri esas alınarak gerekçesiz raporlar yazıldı ve TTM’nin yokluğunun tespiti ile feshine ilişkin iki farklı dava açıldı.

Derneğin geçirdiği denetimlerin ardından ilk olarak, düzenlenen bir tevdi raporuna atıfla İstanbul Valiliği tarafından ‘Amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale gelmesi nedeniyle derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti’ talepli olarak ‘yokluğunun tespiti’ davası açıldı. Bu davada, 2006 yılında AB Projesi kapsamında Tarlabaşı Toplum Merkezi’nin kurulduğu, bu projenin 2007’de tamamlandığı, derneğin varlık nedeni ile bu merkezin varlığı arasında sıkı bir bağ bulunduğu, artık bu merkezin olmaması nedeniyle derneğin de amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı iddiası ile derneğin yokluğuna karar verilmesi talep ediliyor. 14 Nisan 2022 tarihinde, bu davanın duruşması gerçekleşecek. Bu duruşmada, TTM’nin ‘var olduğunu’, kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek için çalışmaya devam etmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağız.

Bu ilk davayı takip eden dönemde, denetim sonucu düzenlenen bir tevdi raporuna atıfla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Hakları Soruşturma Bürosu tarafından fesih talebi ile ikinci davanın açıldığını öğrendik. Bu davada, derneğin amacının hukuka ve ahlaka aykırı hale geldiği iddia edilerek derneğin feshedilmesi talep ediliyor. Bu davada; defter kayıtlarında eksikler ile eğitim faaliyetlerinde bulunulup izin alınmadığı, dernek yayınlarının cumhuriyet başsavcılığına bildirilmediği gibi çoğu idari para cezası yaptırımına bağlanan eylemlerin sıralandığı görülüyor. Ancak bunların hiçbiri yasal olarak fesih sonucunu doğurabilecek yoğunlukta kabul edilebilecek durumlar değil.

Ayrıca bir gerekçelendirme olmadan, bu kanaate hangi eylem nedeniyle nasıl varıldığı dahi açıklanmadan ‘çocukları hedef alarak, toplumda kısaca LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, intersex) olarak bilinen kişilerin cinsel eğilimlerini normalleştirmek sureti ile cinsel kimliklerini etkileme’ gibi bir iddia ileri sürüldü. İnternet yayınları ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek derneğin ‘pek çok suçun işlendiği merkez’ haline geldiği iddia edildi. Oysa bu konuda ne dernek ne de herhangi bir yöneticisi hakkında verilmiş bir ceza kararı yok. Tamamen keyfi, hukuki argümanı olmayan yorumlarla TTM engellenmeye çalışılıyor.”

‘OLUMSUZ BİR SONUÇ ÇIKMASI STK’LARA AĞIR, ÖNGÖRÜLMEZ VE KABUL EDİLMEZ BİR MÜDAHALE OLUR’

İstanbul Valiliği tarafından açılan “Derneğin amacının gerçekleşmesinin olanaksız hale geldiği” gerekçesi ile kendiliğinden sona erdiğinin tespit edilmesi talepli davanın ilk duruşması, 14 Nisan 2022 tarihinde görülecek. Nasıl bir sonuç çıkmasını beklediklerini Av. Selmin Cansu Demir şöyle yanıtlıyor:

“TTM hakkında sosyal medyada hedef gösterme ve karalama sürecini takip eden dönemde, hukuki dayanağı olmayan iki farklı dava ve soruşturma açıldığını öğrendik. Bu davalardan olumsuz bir sonuç çıkması, derneğe ve sivil toplum örgütlerine yönelik çok ağır, öngörülemez, kabul edilemez bir müdahale doğurur; sivil toplum üzerinde caydırıcı etkiye neden olur. Ayrıca, hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerinin başta çocuklar olmak üzere tüm faydalanıcılarını güçsüzleştirip, dayanışmadan mahrum bırakır. Yoksullukla, eşitsizlikle, şiddetle mücadeleyi engelleyici bir sürece yol açar.

TTM, 15 yıl boyunca Tarlabaşı’nda kamusal fayda üreten bir kurum olarak faaliyet gösterdi. Sayısız çocuk, kadın ve genç hem bu faydanın yararlanıcısı hem de katkı sunanı oldu. Buna rağmen açılan davalarda hukuki bir temel ya da gerekçe olmaksızın derneğin örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldıracak müdahaleler söz konusu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sivil toplum örgütlerine yönelik müdahalaler söz konusu olduğunda, özellikle de TTM’ye açılan davalar gibi salt şekli hukuka aykırılıklar olduğu iddia ediliyorsa kapatmaya istisnai ve son çare olarak başvurulabileceğini vurgulamaktadır. Benzer şekilde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin genel yorumlarında; şiddet, çocuk adaleti, çocuğun iyi olma hali, çocuğun üstün yararı gibi konularda devletlerin sivil toplum örgütlerine müdahale etmemesi, aksine sivil toplum örgütleri ile eşgüdüm içinde çalışarak, örgütlerin çalışmalarını teşvik etmesi, politika oluştururken görüşlerini dikkate alması bir yükümlülük olarak belirtilmektedir. Dolayısıyla Anayasa ve Türkiye’nin bir parçası olduğu uluslararası insan hakları mekanizmaları tarafından benimsenen ilke ve standartlar gözetilerek açılan davalarda TTM’nin faaliyetlerine devam edebilmesini sağlayacak kararlar verilmesini umuyoruz.”

‘SİVİL ALAN, ANTİDEMOKRATİK MÜDAHALELERLE SESSİZLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR’

 Nefret kampanyalarının hedefinde bugün Tarlabaşı Toplum Merkezi var ancak yarın başka kurumlar için de böyle bir risk söz konusu olabilir mi? Av. Dilara Alpan yanıtlıyor:

“Daralan sivil alan, antidemokratik müdahalelerle her geçen gün sessizleştirilmeye çalışılıyor. Dernekler mevzuatında sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerini her an sınırlayabilecek bir dizi değişiklik yapıldı. Birçok sivil toplum örgütü ve yöneticileri; idari ve hukuki süreçler geçiriyor. TTM’nin yaşadıkları ise buna en somut örnek. Sadece ‘insan hakları’ odaklı olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini yüksek sesle talep etmek bile bugün hedef gösterilmeye neden olabilirmiş, bunu deneyimliyoruz. Ancak bu süreçte pek çok sivil toplum örgütünün TTM ile dayanışma iradesi göstermesi umutlarımızı tazeliyor.”